logo

Cildimiz ve Sağlık

Sağlıklı Bir Cilt için Tüketmeniz Gereken 18 Besin

10 Adımda Cilt Sağlığı

Seboreik keratoz, adeta sonradan deriye yapıştırılmış gibidir, dondurularak ya da elektirikle yakılarak kolayca tedavi edilebilir. Cerrahi olarak deriyi derince kesip çıkartılmasına gerek yoktur.

Seboreik keratoz nedir?

Derinin keratinosit adı verilen hücrelerinin çoğalmasıyla oluşan ve sıklıkla orta yaş sonrası ortaya çıkan iyi huylu deri tümörleridir. İlk çıktıklarında solar lentigo (güneş lekesi) benzeri deriyle aynı seviyede olup, sonradan kabararak pürtüklü, kaba, kuru ve üzeri çatlak çatlak görünümlü bir hal almaya başlar. Açık/koyu kahverenkli, siyah ve nadiren pembe renklidir. Yuvarlak veya oval, düzensiz şekil ve kenarlı olabilir. Büyüklükleri ortalama 0.5-2 cm arasındadır ama bazen çapları 5-6 cm.e çıkan dev seboreik keratozlar görülebilir. Bir tane olabilecekleri gibi, çok fazla sayıda (50-60 adet) da olabilir.

Neden oluşur?

Neden oldukları bilinmemektedir, bazı kişilerde genetik yatkınlık söz konusudur.

Vücudumuzun hangi bölgelerinde görülür?

Yüz, boyun, gövde, kasıklar, kadınlarda göğüs altları en sık görülme bölgeleriyse de, saçlı deri, genital bölge gibi derinin hemen her yerindede ortaya çıkabilir.

Tehlikeli midir? 

Kötü huylu değildir ve  kötü huylu bir tümöre dönme riski de yoktur. Nadiren kaşıntı yapabilir. Birçok hastada kozmetik olarak rahatsızlık nedeni oluşturur. Öte yandan, kısa süre içinde (3-6 ay gibi), çok sayıda seboreik keratoz çıkması iç organlarla özellikle sindirim sistemiyle ilgili bir kanserin bulgusu olabilir.

Nasıl tanı konur?

Çoğu kez klinik muayene tanı için yeterlidir ama dermoskopik inceleme ile tanı desteklenmelidir. Özellikle tek sayıda olduğu bazı durumlarda Verrüköz Melanomdan (ben kanseri) ayırt edilemiyebilir ki, böyle şüpheli bir durumda mutlaka biyopsi alınması gerekir.

Tedavisi nasıl yapılır?

Tedavi edilmeleri şart değildir. Kozmetik amaçlı olarak tedavide en sık kullanılan yöntem kryoterapidir (sıvı nitrojen içeren sprey ile dondurma). Elektrokoter ve küretaj (elektirikle yakma ve kazıma) da yapılabilir ama cerrahi olarak kesilip çıkarılmalarına gerek yoktur.  

Prof. Dr. Tülin Güleç

Aktinik keratoz genellikle güneş, iyonize radyasyon, arsenik ve polisiklik hidrokarbonlara maruz kalınması ile oluşan preknasröz deri tümörleridir. aslında SCC nin deride epidermiste lokalize kalmış formudur. Aktinik keratoz 16-49 yaş arası erkeklerde %27, kadınlarda , 50-80 yaş arasında ise erkeklerde %66, kadınlarda %56 oranında bildirilmiştir. Açık havada çalışanlarda, örneğin balıkçılarda, inşaatlarda çalışanlarda, park bekçilerinde büro içi çalışanlara göre daha yüksek oranda görülmektedir.

Aktinik keratoz tedavi seçenekleri şunlardır:

Dondurma (kriyoterapi) Örneğin sıvı azot gibi bir aşırı soğuk madde, deri lezyonları uygulanır. Madde kabarma ve dökülme neden deri yüzeyine donduruyor. Cildin iyileşmesine yardımcı olur, yeni deri görünmesini sağlayan lezyonlar slough off. Gibi Bu en yaygın tedavi, sadece birkaç dakika sürer ve doktorunuzun ofisinde yapılabilir. Yan etkileri kabarcıklar, yara, cilt dokusu, enfeksiyon değişiklikleri ve tedavi yerinde derinin koyulaşması içerebilir.

Küretaj kazınması Bu yöntemde, cerrah hasarlı hücreleri kazımak için curet adlandırılan bir aygıt kullanır. Kazıma, bir kalem şeklinde bir alet elektrik akımı ile etkilenen doku kesmek ve yok etmek için kullanıldığı, elektro ile takip edilebilir. Bu işlem lokal anestezik gerektirir. Yan etkileri tedavi yerinde yara ve deri rengi değişiklikleri, enfeksiyon içerebilir.

Kremler veya merhem Bazı topikal ilaçlar fluorourasil (Carac, Fluoroplex, Efudex), bir kemoterapi ilaç içerir. Ilaç içlerinde önemli hücresel fonksiyonları bloke ederek aktinik keratoz hücreleri yok eder.Başka bir tedavi seçeneği Imiquimod (Aldara), prekanseröz hücrelerin vücudun kendi bağışıklık uyarmak için cildin bağışıklık sistemini değiştiren bir topikal krem. Diklofenak jel (Voltaren, Solaraze), bir non-steroid anti-inflamatuar topikal ilaç da yardımcı olabilir. Yan etkiler, kaşıntı batma veya yanma, kabuklanma ve tedavi yerinde güneşe maruz kalma duyarlılığı, ağrı gibi cilt tahrişi içerebilir.

Kimyasal soyma Bu, bir veya daha fazla kimyasal çözüm uygulama içerir – lezyonlara – örneğin trikloroasetik asit (Tri-Klor). Kimyasallar yeni cilt oluşumuna izin, cildinizi blister ve sonunda kabuğu neden olur. Genellikle soyma Cilt beş ila yedi gün sürer. Diğer yan etkiler batma veya hissi, kızarıklık yanma, kabuklanma, cilt renklenmesi, enfeksiyonlar değişiklikler ve nadiren yara izi içerebilir. Genellikle kozmetik olarak kabul edilir, bu prosedür sigorta kapsamında olmayabilir.

Fotodinamik tedavi Bu işlem ile, (fotosensitize ajan) ya enjekte veya topikal olarak uygulanır ışık için hasarlı cilt hücrelerini duyarlı hale getiren bir ajan. Cildiniz daha sonra hasarlı cilt hücrelerini yok etmek için yoğun lazer ışığı maruz kalmaktadır. Yan etkileri şişlik kızarıklık ve tedavi sırasında bir yanma hissi içerebilir.

Dermabrazyon Bu prosedürde, etkilenen deri bir hızla hareket eden bir fırça kullanılarak kaldırılır. Lokal anestezi prosedürü daha tolere edilebilir hale getirmek için kullanılır. Prosedür cilt kırmızı ve ham görünümlü bırakır. Bu iyileşmek için cilt için birkaç ay sürer, ancak yeni cilt genellikle yumuşak görünür.

Sizin tedavi seçenekleri konusunda doktorunuzla konuşun. Prosedürler yan etkileri, skar riski ve gerekli seans sayısı da dahil olmak üzere çeşitli avantajları ve dezavantajları vardır. Tüm tedavilerden sonra belli zaman aralıklarında dermatoloji uzmanına kontrol yaptırılması gereklidir.

DR. YEŞİM ALTUN

SIK GÖRÜLEN DERİ HASTALIKLARI

Vücudumuzu örten en büyük organlardan biri olan deri, vücut ısısını ayarlayıp, gaz alışverişini yaparak solunuma ve boşaltıma destek olur. Ancak en önemli görevi vücudu dış etkenlere karşı korumaktır. Tüm organlarımızda olduğu gibi deride de bazı hastalıklar meydana gelmektedir. Deri hastalıklarındaki belirtiler kişiye göre ve hastalığın derecesine göre değişkenlik gösterir. Bazı deri hastalıkları geçiciyken bazıları kalıcı olup oldukça ağrılı olabilir. Deri hastalıklarının kimi çevresel etkenlerle kimi de genetik sebeplerle ortaya çıkar. Çoğu deri hastalığı kişinin günlük yaşamını dahi etkilemezken az miktarda cilt hastalığında hayati tehlike riski bile oluşmaktadır.

Cilt hastalıkları farklı pek çok rahatsızlığın bir belirtisi de olabilir. Bu nedenle cilt te gözlemlenen en küçük farklılıklar dahi önemsenmeli ve en kısa zamanda doktora başvurulmalıdır.

Deri Ve Özellikleri

Tüm vücudumuzu saran deri üç bölümden oluşmaktadır:

  • Üst Deri (Epidermis)
  • Alt Deri (Dermis)
  • Deri Altı (Subkutis, alt derinin bir parçasıdır)

Buna göre;
Üst Deri (Epidermis)

  • Derinin alt bölümlerini koruyan tabakadır.
  • Bu tabakada kan damarları ve sinirler bulunmaz.
  • Üst derinin dış bölümü ölü hücrelerden meydana gelmiştir.
  • Derinin rengini belirleyen hücreler bulunur.
  • Deriyi zararlı ışınlardan korur.

Alt Deri (Dermis)

  • Alt deri üst deriye göre daha kalındır. Canlı hücrelerden oluşur.
  • Kan damarları, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri, kıl kasları ve duyu amaçları bulunur.
  • Deriye esnekliğini verir ve ince elastik lifler bulunur.

Deri Altı (Subkutis)

  • Dermis ve subkutis arasında net bir sınır bulunmaz ve her iki bölümün kalınlıkları ve geçiş özellikleri cinsiyete, yaşa, beslenme durumu ve yaşam koşullarıyla, vücudun hangi bölgesinde olduğuna göre değişir.
  • Vücudu çarpmalara ve vurmalara karşı korur ve vücudun ısı kaybını önler.
  • Burada ter bezleri yer alır ve boşaltıma yardımcı olur.

Deri Hastalıkları Belirtileri

Deri hastalıklarının her birinin farklı belirtileri bulunmaktadır. Ciltte görülen her farklılık da mutlaka bir cilt hastalığını işaret etmez. Belli bir süre devam eden belirtilerde ise mutlaka bir uzmana görünmek şarttır. Herhangi bir cilt rahatsızlığını işaret eden belirtiler şöyle olabilir;

  • kırmızı veya beyaz renkli kabarıklıklar
  • ağrılı veya kaşıntılı bir kızarıklık
  • pullu veya pürüzlü cilt
  • cildin soyulması
  • ülserimsi yaralar
  • açık yaralar veya lezyonlar
  • kuru, çatlamış cilt
  • renksiz cilt
  • etli yumrular, siğiller
  • deride pigment kaybı
  • aşırı kızarma

Deri Hastalıklarının Nedenleri

Cilt hastalıklarının nedenleri kişiye göre değişse de bilinen en büyük nedenleri şöyledir;

  • cilt göreneklerinde ve saç köklerinde bulunan bakteriler
  • ciltte yaşayan mantarlar, parazitler veya mikroorganizmalar
  • virüsler
  • zayıf bir bağışıklık sistemi
  • alerjenler, tahriş edici maddeler veya enfekte olmuş kişinin derisiyle temas
  • genetik faktörler
  • tiroit, bağışıklık sistemi, böbrekler ve diğer vücut sistemlerini etkileyen hastalıklar

Cilt hastalıklarına pek çok hastalık ve yaşam tarzı türü yol açabilir. Bazı deri rahatsızlıklarının ise herhangi bir nedeni bulunamamaktadır.

Bağırsak Hastalıkları

Sindirim sisteminin uzun süreli iltihaplanmasına neden olan bir grup bağırsak hastalıkları sıklıkla cilt hastalıklarına neden olabilir. Aynı şekilde bu hastalıkları tedavi etmek için kullanılan ilaçlar da bazı deri rahatsızlıklarına neden olabilir. Bazı bağırsak hastalıkları deride

  • et benleri
  • makat çatlağı
  • ağız iltihabı
  • vaskülit
  • vitiligo
  • alerjik egzama

gibi hastalıklara neden olabilir.

Diyabet

Diyabet ile yaşayan pek çok insanda diyabet nedeniyle cilt problemi görülmektedir. Bu hastalıkların çoğu sadece diyabet hastalarında görülür. Çünkü diyabet kan dolaşımı ve enfeksiyon riskini etkiler.

  • arpacık ve kıl kökü iltihabı gibi bakteriyel enfeksiyonlar
  • ayak mantarı gibi mantar enfeksiyonları,
  • akantez nigritanları
  • diyabetik kabarcıklar
  • diyabetik dermopati
  • dijital skleroz

Lupus

Lupus, cilde, eklemlere veya vücut içindeki organlara zarar verebilecek kronik enflamatuar bir hastalıktır. Lupus hastalığından kaynaklanan yaygın cilt problemleri ise şöyledir;

  • yüz ve kafada görülen yuvarlak lezyonlar
  • kalın, kırmızı, pullu lezyonlar
  • vücudun güneş ışığına maruz kalan kısımlarında kırmızı, halka şeklinde lezyonlar
  • yüzde ve güneş yanığı gibi görünen döküntü
  • el ve ayak parmaklarında kırmızı, mor veya siyah noktalar
  • ağız ve burun içindeki yaralar
  • bacaklarda küçük kırmızı lekeler

Gebelik

Hamilelik kadınlarda hormon düzeylerini etkilediği için bazı cilt problemlerine neden olabilir. Hamilelik öncesi var olan cilt problemleri kötüleşebilir ya da kaybolabilir. Hamilelik süresince deride meydana gelen problemler doğumla birlikte ortadan kaybolur. Hamileliğin neden olduğu cilt rahatsızlıkları şöyledir;

  • deri çatlağı
  • melazma
  • pemfigoidin
  • ürtiker
  • egzama

Stres

Stres, cilt hastalıklarını tetikleyebilir veya şiddetlendirebilir. Bunun yanı sıra stres, hormonal dengesizliklere neden olabilir. Strese bağlı cilt problemleri şöyle sıralanabilir;

  • egzama
  • sedef hastalığı
  • akne
  • rosacea
  • iktiyozis
  • vitiligo
  • kurdeşen
  • seboreik dermatit
  • alopesi areata (saç kıran)

Güneş

Güneş pek çok farklı cilt hastalığına neden olabilir. Bazıları çok sık görülüp zararsızdır bazıları ise nadir görülür ve hayati tehlike riski vardır. Bu anlamda yaz, kış güneş koruyucu krem kullanmak çok önemlidir. Güneş ışığına maruz kalmak aşağıdaki deri hastalıklarına neden olabilir ya da bu dersi hastalıklarının durumunu ağırlaştırabilir.

  • benler
  • kırışıklıklar
  • güneş yanığı
  • aktinik keratoz
  • bazal hücreli karsinom,
  • skuamöz hücreli karsinom ve melanom dahil cilt kanseri

En Sık Görülen Deri Hastalıkları (Fotoğraflı olması tavsiye ediliyor her biri için)

Akne: Akne genellikle yüz, boyun, omuzlar, göğüs ve sırt üzerinde görülür.

Ciltteki yağ bezlerinin iltihaplanması sonucu, fazla sebum (yağ bezlerinin meydana getirdiği salgı) üretilir. Oluşan bu sebum cilt gözeneklerinin kapatır. Oksijensiz bu ortam bakterilerin gelişmesine neden olur ve sonunda cilt yüzeyinde enfeksiyonlu kırmızı şişlikler oluşur.Tedavi edilmezse akne izleri kalabilir.

Kurdeşen: Ürtiker olarak da bilinen kurdeşen ciltte bulunan kaşıntılı, kabarıklıklardır. Genellikle kırmızı, pembe olmakla birlikte zaman zaman ten rengindedir. Kimi zaman ağrılı olabilir. Çoğu durumda, kurdeşen vücudun bir ilaca, yiyeceğe karşı alerjik bir reaksiyon göstermesi ya da çevredeki herhangi bir dokudan tahriş olması sonucu gelişir.


Aktinik Keratoz:
 Daha çok vücudun güneş ışığına fazla maruz kalan bölgelerinde görülen aktinik keratoz melanin pigmentinin aşırı aktif hale gelmesi neticesinde oluşur. Derinin üst yüzeyinde oluşan pembe ve kahverengi lekelerle kendini gösterir.

Rosacea: Rosaceanın nedeni hala bilinmemektedir ve kesin bir tedavisi yoktur. Daha çok etkilerini en aza indirmeye yönelik tedaviler bulunmaktadır. Dört alt tür rosacea vardır. Her alt tipin kendine özgü belirtileri vardır. Genel olarak ise yanaklardaki içi kırmızı, irin dolgulu şişliklerle kendini belli eder.

Egzama: Egzama değişik nedenlerle ortaya çıkan, deride kızarıklık, kuruluk veya sulanma, kaşıntı gibi belirtilerle görülen bir rahatsızlıktır. Stres, tahriş edici maddeler, alerjenler ve iklim egzamanın tam nedeni olmasa da tetikleyici faktörleridir. Yetişkinlerde görülen egzama genellikle yüz, saç derisi ve ellerdedir. Çocuklarda ise kıvrım bölgelerinde oluşur. Tedavide krem kullanılır. Ancak bazı durumlarda ağızdan alınan ilaç ve iğneler tedaviye eklenir.

Sedef: Genellikle kafa derisinde, dirseklerde, dizlerde ve sırtın alt bölümünde görülen sedef hastalığı kronik bir cilt hastalığıdır. Otoimmün bir hastalık olarak kabul edilen sedef hastalığında ciltte gümüş veya kırmızı renkli, kaşıntılı ve ağrılı pullu lekeler oluşur.

Selülit: Özellikle kadınların kilo ile bağlantı kurmaya çalıştığı selülit aslında bir deri hastalığıdır. Zaman zaman ağrı ile kendini gösteren, bakteriyel cilt enfeksiyonu olan selülit daha çok bacaklarda fark edilir.

Selülit genellikle cildin yüzeyinde bulunur, ancak altındaki dokuları da etkileyebilir. Enfeksiyon lenf bezlerine ve kan dolaşımına kadar yayılabilir.

Melonom: Özellikle açık tenli kişilerde en sık görülen cilt kanseri türüdür. Ancak toplamda cilt kanserinin en az görülen biçimlerinden biridir. Fakat aynı zamanda vücudun diğer bölgelerine yayılma potansiyeli nedeniyle en ölümcül tiptir. Daha çok bol güneş alan ülkelerde görülen melonomun en büyük dostu güneş yanıklarıdır. Asimetrik, farklı renklere sahip benler melonum için bir başka risk faktörüdür.

Vitiligo: Cilde rengini verene hücrelerde otoimmün yıkım nedeniyle pigent kaybının yaşanması ile vitiligo hastalığını tetikler. Yüz, saç derisi ve tüm vücutta görülebilen vitiligoda deri renginde farklılıklar göze çarpar. Genetik olan vitiligo bulaşıcı değildir ve henüz kesin bir tedavisi bulunmamaktadır.

Siğil: HPV virüsü nedeniyle ciltte görülen siğiller çoğunlukla tehlikeli olmasa da bulaşıcı ve zaman zaman kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olabilirler. El ve ayaklarda görülen çoğu siğil zararsızken gential bölgelerde görülen siğiller mutlaka uzman bir hekim tarafından kontrol altında tutulmalı.

Saçkıran:Saç kıran, deriye bulaşan ve çok hızlı bir şekilde yayılan bir tür mantarın sebep olduğu cilt ve saç dökülmesi hastalığıdır. Saçkıran hastalığının en önemli zararı ve yan etkisi saçlar üzerinde hızla yayılması ve tedaviye geç kalınması durumunda kalıcı olarak saç kayıplarına sebep olmasıdır.

Uçuk: Küçük, acı veren, içinde sıvı olan kabartılar genellikle dudak veya burunda oluşur. Uçuk “herpes simpleks” virüsü nedeniyle oluşur. Genelde 10 gün sürer ve bulaşıcıdır. Ateşlenme, aşırı güneşte kalma, stres, hormonal değişimler, adet dönemi uçuğu tetikler.

Cilt Hastalıklarının Tedavisi

Birçok cilt hastalığının tedavisi mümkündür. Bazı cilt rahatsızlıkları ise herhangi bir tedavi yöntemine cevap vermeyebilir. Deri hastalıkları için genellikle kullanılan tedavi yöntemleri şöyledir;

  • antihistaminikler
  • ilaçlı kremler ve merhemler
  • antibiyotikler
  • vitamin veya steroid enjeksiyonları
  • lazer tedavisi
  • hedefe yönelik reçeteli ilaçlar

DÜNYA KLİNİK

Deri hastalıkları, cilt yüzeyinde istenmeyen görüntülere sebep olmaları, kaşıntı, ağrı ve yanma gibi durumlara yol açmaları nedeniyle günlük hayatı olumsuz etkiler. Deri hastalıkları kimi zaman vücutta bulunan başka bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabildikleri gibi alerjik reaksiyonlara, dış ortamda bulunan etkenlere ve mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonlara bağlı olarak oluşabilir. Deride görülen herhangi bir farklılaşma, ciddi bir sağlık sorununu işaret edebileceğinden cilt sorunları hassasiyet gösterilmesi gereken ve muayene gerektiren durumlardır. İlkbahar ve özellikle de yaz aylarında hava sıcaklıklarının yüksek oluşu, güneş ışınlarının dike yakın açılarla yeryüzüne ulaşması, terleme gibi nedenlere bağlı olarak cilt hastalıklarının görülme oranında artış gözlenir. Aynı zamanda deniz ve havuz sezonunun açılması da güneş yanıkları ve mantar enfeksiyonları başta olmak üzere birçok deri hastalığının görülme riskini arttırır. Bu nedenle yaz aylarında deri sağlığının korunmasına yönelik önlemler almak çok büyük önem taşır. İşte, yaz aylarında sık görülen deri hastalıkları…

Güneş yanıkları

Güneş yanıkları, derinin güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmasından kaynaklı olarak meydana gelen bir deri rahatsızlığıdır. Özellikle yaz aylarında deniz sezonunun açılması ile birlikte yaygın şekilde görülen bu hastalık, işi gereği gün içerisinde uzun saatler boyunca güneşe maruz kalan kişilerde de sıklıkla gözlenir. En temel belirtisi güneşe maruz kalınmasının ardından derinin kızarmasıdır. Güneş yanığına bağlı olarak deride meydana gelecek değişiklikler yanığın seviyesine bağlı olarak farklılık gösterir. Güneş yanığı hafif şiddette (1. derece) ise yalnızca derinin renk değiştirmesi söz konusudur ve bir miktar ağrı oluşabilir. Daha şiddetli olan 2. derece yanıklarda ise deri su toplar ve şiddetli ağrı hissi ortaya çıkar ve bunu kabuklanmalar takip eder. Güneşin sebep olabileceği en şiddetli yanık 2. derece yanıklardır. Açık tonda ten rengine sahip olan kişilerde güneş yanıkları çok daha kolay oluşabilir ve daha şiddetli olabilirken koyu ten rengine sahip olan kişiler güneş yanıklarına karşı nispeten daha dayanıklıdır.

Alerjik reaksiyonlar

İlkbahar ve yaz ayları, birçok kişi açısından yılın en sevilen dönemleri olurken alerji sorunu olan bireyler için zor geçebilir. Polen alerjisi olan kişilerde bahar ve yaz aylarında saman nezlesi adı verilen ve hapşırma, burun ve geniz etlerinde kaşıntı, baş ağrısı, burun etlerinde şişlik gibi şikayetler gözlenir. Güneş alerjisi ise yaz aylarında bu hastalığın bulunduğu kişiler için hayatı oldukça zorlaştıran bir diğer durumdur. Bu kişiler için açık havaya çıkmadan önce güneş kremi kullanmak çok büyük bir öneme sahiptir. Güneş koruyucu krem, yüksek koruma faktörüne sahip ve güvenilir markalara ait olan ürünler içerisinden seçilmelidir. Sanılanın aksine güneş, yalnızca doğrudan maruz kalındığında değil yansıma özelliği nedeniyle gölge alanlarda iken de cildinize zarar verebilir. Bu nedenle yalnızca denize girerken veya güneş altında gerçekleşen aktivitelerin öncesinde değil, gündüz saatlerinde açık havaya çıkılan tüm zaman dilimlerinde bu kremlerin kullanımına özen gösterilmelidir. Yalnızca bir kez güneş koruyucu krem sürmek gün boyu cildi korumaz. Bu nedenle özellikle alerjik cilde sahip olan kişiler, güneş kremi uygulamasını gün içerisinde sık sık tekrarlamalıdır ve mümkün olduğunca gölge alanları tercih etmelidir.

Bakteri ve mantar enfeksiyonları

Yaz aylarında sıcak havanın da etkisiyle mikroorganizmaların üreme hızında artış görülür. Bu durum bakteri ve mantar enfeksiyonlarını kolaylaştırıcı bir etkendir. Bu nedenle bakteri ve mantar enfeksiyonlarından kaçınmak için yaz aylarında yılın diğer dönemlerine göre çok daha dikkatli olunması gerekir. Ayaklarda oluşabilecek mantar enfeksiyonlarından korunmak için hava geçirgenliği olan ayakkabılar ve pamuklu çoraplar tercih edilmelidir. Bir gün giyilen ayakkabı ertesi gün havalanması için bırakılmalıdır ve sürekli olarak kullanılmamalıdır. Havuzlar, bakteri ve mantar kaynaklı bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturur. Temizliği ve kontrollerinin düzenli olarak yapıldığı bilinen havuzların tercih edilmesi büyük önem taşır. Pek çok kişi tarafından ortak kullanılan havuz kenarları da bakteri ve mantarları bol miktarda barındırdığından bu zeminlerde çıplak ayakla dolaşılmamalı, terlik giyilmelidir. Denize veya havuza girdikten sonra ıslak mayo ile beklemek özellikle kadınlar açısından genital bakteri ve mantar enfeksiyonlarının oluşumuna zemin hazırlar. Bu nedenle denizden ya da havuzdan çıkıldıktan sonra mayo veya bikini kurusu ile mutlaka değiştirilmelidir.

Güneş lekeleri

Güneş lekeleri özellikle açık ten rengine sahip olan kişilerde güneşe uzun süre, düzenli ve korunmasız olarak maruz kalmaya bağlı olarak oluşabilen bir deri hastalığıdır. Bu lekeler görüntü olarak çillere benzer ve kalıcıdır. Güneş lekeleri; burun, yanaklar, kulaklar, boyun, sırt ve omuzlar gibi yerler başta olmak üzere vücudun birçok bölgesinde oluşabilir. Bu lekelerin oluşumundan korunabilmek için özellikle yaz aylarında her yaştan birey cildinin yapısı ve rengi ile uyumlu bir güneş koruyucu krem edinmeli ve bunu düzenli olarak kullanmalıdır. Daha önceden oluşmuş olan güneş lekeleri kendiliğinden iyileşmeyeceğinden bunlar için kimyasal peeling gibi medikal estetik uygulamalardan faydalanmak gerekebilir.

Cilt kuruluğu

Yaz döneminde güneş ve deniz suyu gibi etkenler, cildin kurumasına ve buna bağlı olarak kaşıntı, kızarıklık, deri döküntülerinin oluşumu gibi sorunlara yol açabilir. Bunlardan korunabilmek adına düzenli olarak nemlendirici kullanmak gerekir. Seçilecek olan nemlendirici, cildin yapısı ile uyumlu bir ürün olmalıdır. Denize girdikten sonra tuzlu suyun vücut yüzeyinde kalması cildin aşırı derecede kurumasına ve sonrasında pul pul dökülmesine neden olur. Bu nedenle denizden çıktıktan sonra mutlaka duş almak ve bu şekilde güneşlenmek gerekir. Vücudu tuzdan arındırdıktan sonra güneşin kurutucu etkisine karşı da nemlendirmek de önemlidir. Güneş koruyucu kremler aynı zamanda nemlendirici özelliğe de sahip olmaları sayesinde cildin nem ihtiyacını da karşılayabilirler. Güneş kremi uygulaması, güneşlenme sürecinde çeşitli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Ayrıca vücudun nem dengesinin korunabilmesi adına günlük en az 2 litre su içmek de önem taşır, yaz aylarında terleme ile oluşan su kaybının tolere edilebilmesi için bu miktar daha da artırılmalıdır.

İsilik

Yaz aylarında sıcaklık ve nem oranının yüksek olmasına bağlı olarak bebeklerde ve çocuklarda daha sık olmakla birlikte her yaş grubundan bireyde isilik ve tahriş sorunları gözlenebilir. Özellikle vücudun diz arkaları, kollar ve karın gibi katlanan derilerin bulunduğu bölgelerinde görülen isilik, deri yüzeyinde bulunan gözeneklerin tıkanması sonucunda oluşur. Genellikle toplu iğne başı kadar büyüklüğe sahip kırmızı-pembe renkli ve içi su dolu kabarcıklar şeklinde ortaya çıkar. Nem oranının artmasını önleyebilmek için kapalı ortamlarda bulunan kişiler bulundukları yeri düzenli olarak havalandırmalıdır. Sıcak havalarda fondöten, kapatıcı gibi yoğun makyaj malzemelerinin kullanımı da cilt yüzeyindeki gözenekleri tıkayarak isilik oluşumuna sebep olabilir. Bu nedenle bu uygulamalardan mümkün olabildiğince kaçınılmalıdır. Bebekler yaz aylarında kat kat giydirilmemelidir ve daha sık banyo yaptırılmalıdır. Yataklarda pamuklu çarşaf ve yastık kılıflarının tercih edilmesi de isilik ihtimalini azaltır.

Yaz aylarında deri hastalıklarının önlenebilmesi için gereken önlemler alınmalı, güneş koruyucu kremlerin kullanımı alışkanlık haline getirilmeli ve sık sık duş alınmalıdır. Bu önlemlere rağmen bir deri hastalığına yakalanmanız durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurarak cildiye uzmanı (dermatolog) kontrolünden geçebilir, hekiminizin önerileri doğrultusunda önlemler alarak bu hastalıklardan kolaylıkla kurtulabilirsiniz.

Sağlıklı cilde sahip olmak kozmetik ürünlerle elde edilebilecek bir durum değildir. Cildin sağlıklı yiyeceklerle desteklenmesi de önemlidir. Peki sağlıklı bir cilt için yapılması gerekenler nelerdir? Hangi besinler tüketilmelidir? İşte cilt sağlığını destekleyen besinler:

Cilt Kalitesini Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Yaşlandıkça cildimizde değişiklikler görmek normaldir. Peki cilt yaşlandıkça neden değişime uğrar? İşte cildin zaman için değişime uğramasında etkili olan faktörler:

Oksidatif stres: Oksidatif stresin cilt yaşlanmasında rolü büyük. Oksidatif stres süreci serbest radikallerin hücrelerinize zarar vermesiyle gerçekleşen bir süreçtir. Serbest radikaller aşırı güneş maruziyeti, yanlış beslenme alışkanlıkları gibi bazı yaşam tarzı faktörleri ile ortaya çıkar.

Enflamasyon: Vücudunuzdaki artan inflamasyonun cildiniz üzerinde olumsuz bir etkisi olabilir. İşlenmiş gıdaları içeren bir beslenme tarzı da vücuttaki iltihabını artırabilir. 

Kuruluk: Cilt kuruluğu hücreleriniz yeterince nemlendirilmediğinde meydana gelir. Bu cilt hücrelerinin küçülmesine neden olur. Kuru hava, bazı sabunlar ve aşırı güneşe maruz kalma da kuruluğa neden olabilir. 

Cilt Sağlığını Destekleyen Vitaminler Nelerdir?

En sağlıklı cilt bakım ürünleri kullanımında bile cildin vitaminlerle içeriden beslenmesi önemlidir. Cilt sağlığına destek olan vitaminler aşağıdaki gibidir:

A vitamini: Bu vitamini bağışıklık ve dolaşım sistemlerinin işleyişine katkı sağlar ve cildimizi güzelleştirir. Cildin nemlenmesine yardımcı olur ve esnekliğini arttırır. Kırışıklık ve çizgileri hafifletirken akne ve sivilce oluşumuna karşı koruma sağlar.

C vitamini: Güneş ışığının zararlarına karşı bir kalkan görevi görür. Deri hücrelerindeki DNA hasarını azaltırken kollajen yapısına destek vererek cildin esnekliğini korumasına yardımcı olur.

E vitamini: Antioksidan özelliği ile bilinen E vitamini cilt sağlığı için hayati önem taşır. Güneşin ve soğuk havanın olumsuz etkilerine karşı cildi koruyarak cildin sağlıklı kalmasını sağlar.

Çinko: Çinko içeren besinlerin tüketilmesi akne problemlerinin hafiflemesinde, cilt renginin dengesinin korunmasında ve kollajen yapısının sürdürülmesinde önemli bir rol oynar.

Koenzim Q-10: Serbest radikallerin zararlarına karşı mücadelede etkin olan bu bileşen cildinizin sağlıklı ve parlak görünümünü destekler.

DNA Hasarına Karşı Onarım Sağlayan Besinler Nelerdir?

Sağlıklı bir cilt için beslenme DNA hasarına karşı onarımda da cildi destekler. Bu nedenle sağlıklı bir cilt için beslenme programı aşağıdaki gibi olmalıdır:

  • Günlük olarak bir bardak süt içmek nükleik asitlerin sentezinde rol oynayan tiamin alımı için önemlidir.
  • Kırmızı et Fe ve folik asit ile güneşin zararlı etkilerine karşı koruma sağlar. Ancak aşırı demir alımının kansere yol açabileceği unutulmamalıdır.
  • Alkol tüketimine dikkatli olmak önemlidir. Alkol folik asit ve çinko gibi birçok mineralin emilimini engeller.
  • Sebze ve meyve tüketimi arttırılmalı, gün boyu her renk ve çeşitten ölçülü miktarda tüketilmelidir. Dengeli ve aşırılığa kaçmadan beslenmenin önemi büyüktür.
  • Zencefil, zerdeçal, yeşil çay ve soya filizinde bulunan antioksidan etki gösteren bitki özleri sıklıkla tüketilmelidir.
  • Karpuz ve domateste bulunan A vitamini türevleri cildin hasar görmesini engelleme konusunda yardımcı olur.
  • C vitamini açısından zengin olan taze maydanoz, yeşilbiber ve limon, hücrelere zarar veren serbest radikallerle mücadelede önemli bir rol oynar. Günlük olarak 1 limon suyunu salata veya sebze çorbaları ile birlikte tüketmeyi unutmayın.

Tüketilmemesi Gerekenler Nelerdir?

“Sağlıklı cilt için neler yapmalı?” sorusuna verilebilecek yanıtlardan biri de uzak durulması gereken besinlerdir. Güzellik için meyve-sebze grubunun önemi büyüktür. Meyve ve sebzeler cildinizin su, vitamin, mineral ve antioksidan ihtiyacını karşılar. Unutmayın ki çeşitli meyve ve sebzeler tüketmek alacağınız vitaminlerin, minerallerin ve antioksidanların da çeşitliliğini artırır. Sağlıklı vücut fonksiyonları için su içmek esastır. Su cildin temizlenmesine yardımcı olur ve toksinlerden arındırır. Fiziksel aktivite ve hava durumu gibi faktörler etkileyici olsa da günlük su tüketiminizin ortalama olarak 2-2.5 litre olması gerektiğini düşünmelisiniz. Vücuda faydası olmayan şeker ve şekerli gıdaları minimuma indirgemelisiniz. Çünkü aşırı şeker tüketimi protein yapısını değiştirerek elastin ve kolajeni bozar ki bunlar cildin sıkılığını sağlar. Bu da ciltte kırışıklıkların artmasına sebep olur.

Sağlıklı Bir Cilt için Tüketilmesi Gereken Besinler Nelerdir?

Peki sağlıklı bir cilt için ne yemeli? İşte bu sorunun yanıtı:

  • Yağlı Balık: Bu besinler yüksek kaliteli protein kaynakları olmalarının yanında içerdikleri omega 3 yağ asitleri sebebiyle sağlıklı bir cilt oluşturmak için düzenli olarak tüketilmelidir. Protein değerleri sayesinde cildin kolajen yapısını güçlendirir ve bu da esneklik sağlar, kırışıklıkları azaltır ve güneşin zararlarına karşı koruma sunar. Omega 3 cildin yoğunlaşması, yumuşaması ve esnemesi için önemli bir bileşendir. Eksikliği ise cilt kuruluğuna yol açabilir. Cildinizin sağlığı için haftada 2-3 defa mevsimine göre balığı ızgara, fırın veya buharda pişirerek tüketin.
  • Domates: Bu güçlü antioksidan kalp hastalığı riskini azaltma ve kolesterol düzeyini kontrol etme yeteneği ile bilinse de domates cilt sağlığı için de vazgeçilmezdir. Domates beta karoten içeriği ile cildi güneşin zararlarından korur ve kırışıklık oluşumunu engeller. Ana öğünlerde yemeğe ek olarak domates salatası veya ara öğün olarak bir kase domates çorbası tüketebilirsiniz.
  • Yumurta: Yüksek kaliteli protein kaynağı olan yumurta, aynı zamanda biotin içeriği ile sağlıklı bir cilt için tüketilmesi gereken besinler arasındadır. Saç dökülmesini önlemeye yardımcı olur, tırnakları güçlendirir ve cildin sağlığı için vazgeçilmez olan biotini almanın en kolay yolu yumurta tüketmektir. Herhangi bir sağlık sorununuz yoksa her gün bir adet yumurta tüketebilirsiniz.
  • Avokado: Yüksek kaliteli yağ içeren avokado A, C, E vitaminlerinin yanı sıra antioksidanlar açısından zengindir ve bu da cilt sağlığı için büyük önem taşır. Avokado cilde parlaklık ve canlılık kazandırır ayrıca güneşin zararlı etkilerine karşı koruma sağlar. Ancak yoğun yağ içeriği nedeniyle günde yarım orta boy avokadodan fazla tüketmemeye özen gösterin.
  • Ay çekirdeği: E vitamini sağlıklı bir cilt için temel öneme sahip olup, ay çekirdeği bu vitaminin mükemmel bir kaynağıdır. UV ışınlarının ciltte yarattığı oksidatif hasarı hafifletmeye yardımcı olur ve cildinizin genç görünümünü destekler. Ay çekirdeği tüketiminizi günlük bir silme avuçla sınırlamanız önerilir.
  • Ceviz: Hafızayı kuvvetlendirici, kan şekerini dengelemeye yardımcı olan ve kalbi koruyan ceviz omega-3 ve omega-6 yağ asitleri içererek cildinizin elastikiyetini muhafaza eder ve daha sağlıklı olmasını sağlar. Cevizi sabahları kahvaltınızda veya ara öğünlerde kullanabilir. Ayrıca salatalarınıza da ekleyebilirsiniz. Günde rahatlıkla 2-3 tam ceviz yiyebilirsiniz.
  • Brokoli: Çinko, A vitamini ve C vitamini gibi cilt sağlığı için hayati mineralleri barındıran brokoli aynı zamanda lutein içeriği sayesinde cildin kurumasına ve kırışıklığa yol açabilecek oksidatif zararı engeller. Brokoliyi zeytinyağı ile pişirebilir ya da salatalarınıza ekleyebilirsiniz.
  • Kefir: Bağışıklık sistemini güçlendiren ve bağırsakları düzenleyen kefir antioksidan bileşenler içerdiği için cildi oksidatif strese karşı korur. Bu da hücre yaşlanmasının yavaşlamasını sağlar. Günlük olarak 1 su bardağı kefir tüketmeniz tavsiye edilir.
  • Kivi: Portakaldan daha yüksek C vitamini içeriğine sahip olan kivi cilt sağlığı açısından önemli bir meyvedir. Kivide bulunan C vitamini serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olup güçlü bir antioksidandır. Bazı çalışmalar C vitaminin cildi güneşin zararlı etkilerinden koruyabileceğini ve kolajen üretimini artırabileceğini belirtmiştir. Bu faktörler cildin nemlenmesini teşvik eder ve cilt sağlığını iyileştirir. Antioksidan bakımından zengin olan kivi en olgun haliyle tüketilmelidir çünkü bu aşama kivinin en çok antioksidan içerdiği dönemdir.
  • Kırmızı Üzüm: Cildi koruyan besinlerden biri kırmızı üzümdür, çünkü kabuğunda resveratrol adlı bileşik bulunur. Resveratrol yaşlanma belirtilerini hafifleten ve çeşitli sağlık yararları sağlayan bir maddedir. Bir dizi çalışma kırmızı üzüm içindeki resveratrolün ciltteki serbest radikal oluşumunu azaltarak cildin yaşlanmasını geciktirebileceğini ortaya koymuştur.
  • Havuç: Kök sebzeler arasında bulunan havuç mineraller, şekerler, karotenoidler ve fenoller gibi sağlık için faydalı bileşiklerle doludur. Karotenoidler ve fenolik bileşikler serbest radikalleri etkisiz hale getirerek oksidatif stresle savaşmada yardımcı olabilir.
  • Lahana: Lahana ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler cildi koruyan besinler arasındadır. Cilt dostu antioksidanlarla yüklü olan lahana aynı zamanda vitamin deposudur. Çeşitli çalışmalar haftada 2-3 porsiyon koyu yeşil sebze tüketen insanların cilt kanseri riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.
  • Yeşil Çay: Yeşil çay vücuttaki serbest radikallerle mücadeleyi destekleyen antioksidanlarla doludur. Serbest radikaller yüksek seviyelerde bulunduğunda hücre hasarına neden olabilir ancak antioksidanlar tarafından dengelenir. Bu dengeleme işlemi sağlık faydaları sunar. Yeşil çayda bulunan polifenol adlı bileşik önemli bir antioksidandır. Polifenoller cilt hasarı meydana gelmeden önce serbest radikalleri temizleyebilir ve güneşin ve kirliliğin yol açabileceği cilt yaşlanmasını azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Fındık: E vitamini bakımından zengin olan fındık cildin yaşlanma sürecine karşı etkin bir besindir. Fındıkta bulunan E vitamini serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarına karşı potansiyel bir savunmadır. Badem ve yerfıstığı gibi diğer kuru yemişler de E vitamini içerikleriyle bilinirler.
  • Tatlı Patates: Bitkilerde bulunan A vitamini öncül maddesi Beta karoten vücudunuzda A vitaminine dönüşebilen bir provitamin olarak işlev görür. Bu madde havuç, ıspanak, tatlı patates ve portakal gibi sebze ve meyvelerde bulunur. Özellikle tatlı patates bu konuda harika bir kaynaktır. Pişmiş yarım fincan (100 gram) tatlı patates günlük A vitamini ihtiyacının altı katından daha fazlasını sağlar. Beta karoten ve benzeri karotenoidler cildinizi koruyan doğal bir güneş kremi gibi işlev görerek sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bu antioksidanlar tüketildiklerinde cilt hücrelerinize nüfuz eder ve güneşe maruz kalmalarını engeller. A vitamini güneş yanığı, hücre ölümünün önlenmesine ve kuru, kırışık cilt problemlerinin giderilmesine yardımcı olabilir.
  • Kırmızı veya Sarı Dolmalık Biber: Tatlı patateslerde olduğu gibi biberler de vücudunuzun A vitaminine dönüştürdüğü etkileyici bir beta karoten kaynağıdır. Bir fincan (149 gram) doğranmış kırmızı biber günlük A vitamini ihtiyacının % 156’sını karşılar. Bunun yanında biberler en iyi C vitamini kaynaklarından biridir. C vitamini cildin sıkılığını ve gücünü sağlayan kolajen proteininin oluşumu için gereklidir. Tek bir bardak (149 gram) biber günlük C vitamini ihtiyacının etkileyici % 211’ini karşılar. Büyük bir gözlemsel çalışma, bol miktarda C vitamini tüketiminin yaşlanma ile gelen kırışık ve kuru cilt riskini azalttığını göstermiştir.
  • Soya: Soya içeriğindeki izoflavonlar östrojeni taklit edebilen veya bloke edebilen bir bitki bileşiği türüdür. İzoflavonlar cildiniz de dahil olmak üzere vücudunuzun çeşitli bölgelerine fayda sağlayabilir. Orta yaşlı kadınlarla yapılan bir araştırma 8-12 hafta süresince her gün soya almanın ince çizgileri azalttığını ve cilt esnekliğini artırdığını ortaya koydu. Soyanın menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda cilt kuruluğunu hafifletebileceği ve kolajen seviyesini yükseltebileceği görüldü. Bu da cildin pürüzsüz ve sağlam olmasına destek olabilir. Bu izoflavonlar sadece vücudunuzdaki hücreleri hasara karşı korumakla kalmaz ayrıca cildinizi güneşin UV radyasyonuna karşı da savunur ki bu bazı deri kanseri türlerine yakalanma riskini düşürebilir.
  • Bitter Çikolata: Eğer çikolata yemenin size bir fayda sağladığına dair daha fazla kanıta ihtiyacınız varsa işte size bir neden: Kakao cildiniz üzerinde etkileyici sonuçlar ortaya çıkartabilir. Bir çalışmada katılımcılar 6-12 hafta boyunca her gün antioksidan açısından zengin kakao tozu tükettikten sonra daha pürüzsüz bir cilt dokusu deneyimledi. Ciltlerinin daha az kabuklu ve pullu olduğu gözlendi. Ayrıca güneş yanığına karşı daha az hassas oldukları ve kan dolaşımlarının da iyileştiği belirlendi. Başka bir araştırma günde 20 gram yüksek antioksidan içeren bitter çikolata tüketmenin düşük antioksidanlı çikolata tüketmeye kıyasla cildinizin UV radyasyonuna iki kat daha fazla direnç gösterebileceğini buldu.

BÜYÜK ANADOLU HASTANESİ

Yaşlanma belirtilerini ilk ele veren ve koruduğumuzda aslında zamana meydan okumamızı sağlayan cildimizin bakımını nasıl yapmamız gerektiğini Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Uzmanlarından öğrendik…

1. Adım: Cilt tipinizi öğrenin!

Kim kusursuz görünen bir cilt istemez ki? Bunun için ilk adım cilt tipinizi öğrenmektir. Cildiniz;

  • Pul pul dökülme görüyorsanız, kuru;
  • Parlak, yağlı, büyük gözenekleriniz varsa, yağlı;
  • Alın, burun ve çene bölgeniz yağlı, yanak bölgeniz kuruysa, karma;
  • Bazı makyaj malzemelerini ve bakım ürünlerini kullandıktan sonra yanma ya da kaşıntı hissediyorsanız hassas; cilt sınıfına girer.

2. Adım: Cildinizi önce temizleyin!

Normal ve dengeli bir cilt tipine sahipseniz yüzünüzü yıkamak için pahalı ürünleri satın almak zorunda değilsiniz. Cilt tipinize uygun olan yumuşak bir temizleyici kullanın. Bol ılık su ile durulayın, sonra kurulayın. Eğer cildiniz kurur ya da yağlanırsa farklı bir temizleyici deneyin.

Cildiniz kuruysa alkol veya koku içermeyen yumuşak bir temizleyici kullanın. Sabun kullanmayın. Nazikçe bol ılık su ile durulayın, sıcak su kullanmaktan kaçının. Pul pul dökülen deri hücrelerinden kurtulmak için haftada bir kez kuru ciltler için uygun bir peeling deneyin. Cildinizin daha da canlı görünmesini sağlayacaktır. Cildiniz yağlı ise, yıkamak için jel şeklinde köpüren bir temizleyici kullanın. Bol ılık su ile durulayın.

Cildiniz hassas ise, çok nazik bir temizleyici ile yıkayın ve ılık su ile durulayın. Hatta durulama gerektirmeyen cilt üzerinde kalabilen temizleyici ürünler kullanabilirsiniz. Alkol, sabun, asit veya parfüm içeren ürünler yerine, aloe, papatya, yeşil çay, gliserin ve yulaf gibi maddeler içeren ürünleri tercih edin.

3. Adım: Cildinizi nemlendirin!

Cildiniz yağlı olsa bile nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Bu nedenle cilt tipiniz ne olursa olsun cildinize özel bir nemlendiriciyi her gün düzenli olarak kullanın. Su bazlı ve nonkomedojenik ( siyah nokta oluşturmayan ) nemlendiricileri tercih edin. Eğer cildiniz yağlı ve akneye yatkınsa hafif ve yağsız nemlendiricleri özellikle tercih edin  Nemlendiricinin daha etkili olmasını istiyorsanız cildinizi yıkadıktan hemen sonra nemlendiriciyi uygulayın.

4. Adım: Güneş koruyucu kullanın!

Güneşin sadece 15 dakika içerisinde bile cildinize zarar verebileceğini unutmayın. Kullanılan nemlendiricilerin büyük bir kısmı güneş koruyucu içerse de ayrıca güneş kremi kullanmak özellikle yaz aylarında mutlaka gereklidir. Hava kapalı bile olsa mutlaka güneş kreminizi kullanın ve her üç saatte bir yeniden uygulayın.

5. Adım: Cildinizi ne zaman yıkamanız gerektiğini öğrenin!

Gün içerisinde yüzünüzü çok fazla yıkarsanız kurutursunuz. Sabah ılık su ile yüzünüzü yıkayın. Kurulamak için yumuşak bir havlu kullanın ve kurularken yüzünüzü ovalamayın. Geceleri ise yüzünüzü cildinize uygun bir temizleyici veya yumuşak bir sabun ile yıkayarak günün kir ve makyajından kurtulabilirsiniz.

6. Adım: Makyajınızı temizlemeden uyumayın!

Yorgun olduğunuzda, yüzünü yıkamadan yatağa gitmek isteseniz de; cildinizin üzerinde bıraktığınız makyaj gözeneklerinizi tıkayarak akne oluşumuna neden olur. Makyajınızı temizlemek için yumuşak bir temizleyici ya da makyaj temizleyicilerinden yararlanın.

7. Adım: Meydanı aknelere bırakmayın!

Aknelerinizi sıkmayın. Bu enfeksiyon ve kalıcı izlere yol açabilir. Bunun yerine mutlaka dermatoloğunuza başvurarak akne giderici ürünler konusunda destek alın.

8. Adım: Bronzlaşmanın cilt hasarı olduğunu unutmayın!

Bronzluk hasarlı cilt anlamına gelir. Güneş veya solaryum yardımıyla oluşan ciltteki renk değişiklikleri gelecekte daha kırışık bir cilde sahip olmanıza neden olabilir. Daha güvenli bir bronzluk için, güneşsiz kendinden bronzlaştırıcı ürünleri deneyin.

9. Adım: Makyaj malzemelerinizi paylaşmayın!

Makyaj malzemelerinizi paylaşmayın. Aynı malzemeyi kullanan diğer kişilerde var olan enfeksiyonlar size de bulaşarak cildinizi olumsuz etkileyebilir. Göz enfeksiyonu  yada yüz bölgesinde siğil uçuk gibi bir enfeksiyon yaşadıysanız yeniden olmasını engellemek için o sırada kullandığınız  ürünleri atıp yerine yenisini alın.

10. Beslenme ve uykunuza önem verin!

Cildinizi akıllı yiyerek sağlıklı tutun. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve düşük yağlı süt ürünleri tüketin. Tavuk, balık, yağsız et, fasulye ve yumurta gibi yağsız proteinler seçin. Kolesterol, yağ, tuz ve şeker içeriği yüksek olan gıdalardan uzak durun. Bol su içmeye özen gösterin.

Uyku sağlıklı bir cildin olmazsa olmazıdır. Göz çevresinde koyu halkaların olduğu, donuk bir cilde sahip olmak istemiyorsanız düzenli ve kaliteli bir uyku uyuyun. Sigara içmeyin. Stresli yaşamdan uzak durun.

Comments are closed.