logo

Müzik, insanIığın ortak diIidir.

https://youtube.com/watch?v=jUk2Qe7ycpI
https://youtube.com/watch?v=VG9OTPwvxVA
https://youtube.com/watch?v=Q-FnHaMS__w



































kaan_f0123
kaan0123






Dil kabiliyetinin daha gelişmediği küçük çocukları incelediğimizde onların da belli ritimsel kalıplar ve hecelerle sesler çıkarttıklarını görebiliriz. Ve bu iki maddenin ışığında ilk çağda yaşayan ilk insanın müziği ile ilgili bir fikir sahibi olabiliriz.
Gözümüzün önünde dünyanın ilk vakitlerine ait bir imaj canlandırmaya çalışalım ve kendimizi o vahşi, uçsuz bucaksız, her şeyin dev boyutlarda olduğu bir ortamda acınacak kadar küçük ve korunaksız, sözel şuur ve dilin oluşmadığı, sözcükler yerine kaba sesler ve çığlıklarla en kolay iletişim içinde olan, anlayamadığı her tabiat olayı karsısında korkudan donup kalan ve zamanının çoğunu kendinden büyük düşmanlarından saklanarak geçiren, küçük klanlar halinde yasayan ilk insanlardan biri olarak hayal edelim.Dil becerisi yavaş yavaş gelişmeye başladıkça henüz din fikrinin oluşmadığı bu ilkel topluluklarda insanlar tabiattaki sesleri ellerindeki kolay araç gereçlerle taklit ederek müziği tabiat olaylarına hakim olmak ve kendilerini savunmak için büyü -tapınma amaçlı kullanmaya başlamışlardır. İlk çağdan günümüze kalan çalgı örneği pek olmamıştır fakat o müziğin neye benzediğini anlayabilmek için belgesellerde gördüğümüz, balta girmemiş ormanlarda, keşfedilmemiş bölgelerde yaşayan küçük kabilelerin müziklerini incelemek yeterli olacaktır. Başlarında kabilenin büyücüsü veya şefi olmak üzere yaptıkları danslar, söyledikleri şarkılar, kullandıkları çalgılar, bu çalgıların şekilleri, renkleri ve sesleri bu kabilelerin müziği bizim gibi eğlence emelli değil büyü ve ayinsel merasimler için kullanıldıklarını bize ispat etmektedir.
Antik yunanda müzik çok ciddi bir işti ve bütün iyiliklerin kaynağı olarak görülüyordu. Her toplumsal olayın kendine ait bir müziği ve kendi arasında belirlenmiş sıkı kaideleri vardı. Müzikteki her bir mod’un (makamın) değişik tesir bıraktığının farkındalardı. Bu etkiye ethos (karakter) deniyordu. Bu makamlardan rehabilitasyon ve tıp amaçlı da faydalanıyorlardı.Müziğin, dönemin ve yapıtın karakterini en iyi şekilde ortaya koyacak kanıtlar o yapıta ait nota ve ses kayıtları olduğuna göre asıl bakmamız gereken kalıntılar bunlar olmalıdır.
Müziğin Mısır, Hindistan; Suriye ve Antik Yunan’da din etkisi altında geliştiği fikri ne kadar karanlık ve kanıtsız olsa da müzik araştırmacıları bu fikir üzerinde birleşmekte ve küçük nüans farklarına karşın hepsi de kiliseyi müziğin esas gelişiminde başlangıç noktası olarak kabul etmektedirler.

İlk çağ uygarlıkları içinde yer alan her toplumun kendine has bir müziği vardı. Ancak günümüze hiç biri gelememiştir. Anadolu’da kurulan Hitit, Frigya ve Lidya gibi uygarlıklarında müziğin dinsel merasimlerde bulunduğu bilinmektedir. 1859 senesinde Çanakkale yakınlarında bulunan ve M.Ö. 400 senesinden kalma çalgının, dünyanın en daha önceki ahşap çalgısı olduğu ileri sürülmektedir.
M.Ö. 2800-2160. Daha önceki Devlet döneminde Saray ve tapınak müziği ile halk müziği birbirinden ayrılmıştır. Müzikte perde şuurunun gelişmesi, hecelerle adlandırıldığını ilk sefer Mısır’da görmekteyiz. Orta Devlet safhası M.Ö. 2160-1580 seneleri arasındaki dönemi kapsar. Kazılarda bulunan flüt kalıntıları Mısırlıların büyük aralıklı gamlar kullandığını göstermektedir. Çalgılar daha gelişmiş, değerli gereçlerden yapılmıştır. Yeni devlet safhasında ise ordu müziği canlandı, metal ziller, davullar ve deniz kabuklarından zillerle zenginleştirildi. Geç dönemde ise kadın müzikçiler değişik bir dans ve eğlence müziği geliştirdiler. Daha önceki çağlara ait 9 telli lir, büyük defter, çıngıraklar, bugünkü darbukaya benzeyen davul türleri, Anadolu kaşıklarına benzeyen kastanyetler katıldı.
M.Ö. 3000 senesinde müzik 4 safhada incelenir: “Veda safhası”, Klasik safha”, “Ortaçağ”, “Modern safha”.
Klasik Safhada Bharata tarafından yazılan 5. Veda kitabı Natyaveda’da eski vokal müzik örnekleri görülür. Tek sesli vokal örnekleridir.
Hint makamlarını belirleyen “Raga” sistemi ile usulleri belirleyen “Tala” isimli ritmik sistem geleneksel Hint müziği içindeki yerini alır.
Çin kültünün ilk aşaması tarih öncesi çağlardan başlayarak Şang ve Çu sülalelerini kapsar. Kazılarda Şang sülalesinden kalma iyi korunmuş çanlar, çıngıraklar, Çu sülalesinden kalma çalgı kalıntıları bulunmuştur. Çin müziğinde ana ses “FA” dır. 5 ses düzeni vardır ve hiçbir nota bir diğerine bağımlı değildir. Eski Çin çalgıları; davul, zil, sistron, bambu flüt, ağız orgu, çeşitli gonglar ve çanlardan oluşur.
Çağımız uygarlıklarının köklerinin büyük ihtimalle eski Yunan uygarlığına dayandığı kabul edilir. Aristo’nun talebesi Aristokseros’un liderliğiyle ritim ve ezgi kuralı tespit etmiştir. Okullarda müzik, dilden ve matematikten önce gelmiş, çalgı çalmak 30 yaşına kadar mecburi tutulmuştur. Yunan müzik kuramı, notalar, aralıklar, makamlar, dizi sistemleri, perdeler, modülasyon ve melodik kompozisyon olarak 7 başlık altında toplanır. Çalgı müziğinde parmak işaretlerinin bulunması “Tabulatur” yazısının orijinini gösterir. Romalılar “modları” Yunanlılardan almışlardır.
Ortaçağ çoksesliliğin gelişmesine ve uluslararası sanat müziğinin doğmasına şahittir. Kilisenin papazları kilise içine çalgısal müziğin girmesini yasaklamıştı. Müzik tek sesli, Tanrıya adanmış, duaları kolay ezberletmeye yarayan bir araçtı. Boethius, bir müzik yazısının yaratıcısı olarak bilinir. Latin alfabesinin A’dan P’ye kadar 15 harfi kullanılıyordu. A sesi LA, B sesi Sİ, C sesi DO’ya karşılık geliyordu. Bugün Almanya, İngiltere gibi ülkelerde sesin harflerle gösterilme kuralı Boethius yazısına uzanmaktadır.
Barok dönem, 1600 ile 1750 seneleri arasında İtalya’daki opera tecrübeleriyle başlamış, J.S.Bach’ın ölümüyle bitmiş ve tüm müzik türlerinde günümüze kadar kalıcı olan değişikliklerin oluşmasına kapı aralamıştır.
Aslında müzik sanatındaki romantizm, bugün kullanılan romantiklikten, Chris de Burgh’ün müziğinden ve Kenny G’nin sololarından farklıdır. Müzikte “romantizm”, doğru bir şekilde, 19.asrın başlarından 20.asrın başlarına kadar yapılmış olan müziğe denir.
Romantik dönem müziğinin, klasik müziğe göre getirdiği birçok yenilik vardı: Uzun ve izah edici melodiler, renkli armoni, enstrümantasyon ve ritimdeki özgürlük ve esneklik bunun en önemlileriydi. Ancak müzikal formda çok fazla bir yenilenme sözkonusu değildi. Dönem bestecilerinin en ehemmiyetli özelliklerinden ikisi; evvelki dönem müziğine duyulan saygı ve ara ara bunun nostaljik hatırlama duygularının ötesine geçmesi ve o vakte dek konulmuş katı müzik kaidelerine harfiyen uyulmaya çalışılmasıdır. L.V. Beethoven dünyanın ilk romantiği olarak kabul edilir ve hem klasik hem romantik dönem bestecisidir. Onu izleyen Ludwig Spohr, Carl Maria Von Weber ve Franz Schubert gibi bestecilerse romantizm ilk jenerasyonudur. 1803-1813 seneleri arasında doğan Hector Berlioz, Frederic Chopin, Mikhail Ivanovich Glinka, Franz Liszt, Felix Mendelssohn, Robert Schumann, Giuseppe Verdi ve Richard Wagner gibi besteciler ise ikinci kuşak romantiklerdir.

1.Dünya Savaşı sonrası bir takım bestecilerin yapıtlarında caz esintileri de görülür. Örn: Stravinsky “Ragtime” 1918, Copland’ın “Two Blues”1926.
Bilimdeki gelişmelere paralel olarak radyo konser salonlarına gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmişti. Randall Thompson’un Süleyman ve Belkıs operası radyo istasyonları tarafından telif ödenerek yayınlanmıştı. 1929’dan itibaren sesli çekilmeye başlayan sinema filmleri bestecilere yeni olanaklar yaratmıştır. Fonograf’ın buluşu ile dünyanın en izole bölgelerinde dahi insanlara müziği istedikleri repertuarla dinleme olanağı yaratmıştır. Son olarak Televizyon kitle iletişimini en üst düzeye çıkarmıştır.Müzik türleri

Fon müziği, sözsüz müzik veya enstrümantal müzik; bir müzik eşliğinde, hiçbir kişi tarafından herhangi bir söz ile seslendirilmeden ve belirli ritmi bulunan müzik türüdür.

Klasik müzik yapısı gereği diğer müziklerden tamamen ayrılmış, halk müziklerinden büyük farklılıklar gösteren elit bir tabakaya atfedilen müzik türüdür. Klasik müzik dinleyicilerinin seçkin halk kitleleri olduğu görüşü birçok kesim tarafından kabul edilmektedir. Avrupa’da tohumları atılmış klasik müzik, bütün dünya tarafından benimsense de eser üretim oranı ve yaygınlığı bakımından Avrupa hala klasik müziğin merkezi olarak kabul edilir. 1700’lerin başından 1900’lerin başına kadar olan dönemde üretilen eserlerin klasik müzik sayıldığı literatürlere geçmiş olmasına rağmen, hala klasik formatta müzikler bestelenmektedir. Kısaca, birçok enstrümanın bir arada çalındığı çok sesli ve sözsüz müziğe verilen isim olarak tanımlanabilir.

Blues, 1865 yılından itibaren köleliğin kaldırılmasıyla birlikte Amerikan toplumu içinde yayılmaya başlar ve buradan da zaman içerisinde tüm dünyaya yayılır. 1910’lu yıllardan itibaren ise blues, Amerika’da birçok şehre yayılır. Bu şehirlerdeki kültürle ve müzikle harmanlanır ve yeni Blues türleri ortaya çıkar, bunlardan bazıları Delta Blues, Memphis Blues, Texas Blues’dur. 1930’lu yıllara gelindiğinde Blues, Caz müzik ile harmanlanarak Robert Johnson, Big Bill Broonzy, Sonny Boy Williamson, Lonnie Johnson ve Tampa Red idi.

1957’de, iki yeni elektronik enstrüman daha ortaya çıktı. Daha önceki Theremin ve Ondes Martenot’tan farklı olarak, bu yeni enstrümanları kullanmak zordu, zorlu bir proglamlama gerektiriyordu ve ikisi de gerçek zamanlı çalınamıyordu. Bu enstrümanlardan ilki Max Mathews’un “Music 1” adlı bir programla kullandığı bilgisayarıydı. Enstrümanlardan ikincisi ise RCA Martk II Sound Synthesizer adındaki ilk elektronik birleştiriciydi. RCA tarafından tasarlanan alet the Colombia-Princeton Electronic Music Center’da kurulmuştur ve hala ordadır.

Halk müziği, bir yörenin yerleşik insanları tarafından üretilen, insandan insana aktarılarak yaşayan, sürekliliği bulunan, yüzyıllar boyunca toplumların kendi öz kültürleri ile bezenen,halk tarafından genel kabul görerek yaşayan ve yaratıcılarının adları çoğunlukla belirsiz olan bir müzik türüdür. Dünyanın neresinde olursa olsun halk şarkıları, kent kültürünün dışında üretilmiştir. Bu müzik ve onun eşliğinde yapılan danslar, kırsal kesimin yaşamında kendine özgü anlam ve amaçlar içerir. Ana tema aşktır. Yöresel dil ve üslup özelliklerini yansıtırken sanat kaygısı, yapmacık bir değiş, böbürlenme, kabalık, sertlik,ikiyüzlülük yoktur. Gösterişten arınmış, alçak gönüllü, yalın, gerçekçi içtenlikli, yürekten gelen bir değiş bulunur.

Neredeyse yeryüzündeki her millete ait bir halk müziği bulunur. Halk müziğinin Anadolu’ya özgü biçimine Türk halk müziği adı verilir. Bu tür müzik yine Anadolu’ya özgü Türk halk müziği çalgıları eşliğinde icra edilir.

Pop müzik kentleşme kültürünün artması ile genç, yaşlı herkes tarafından ilgi ile karşılanan bir müzik türüdür. Pop müzik alanında yer alan parçalar alanında uzman ve profesyonel kişiler tarafından yazılarak piyasaya sürülmektedir. Pop müzik, popüler müziğin kısaltılmış halidir.

Müzikal açıdan rock, elektro gitar merkezlidir ve genellikle elektro bas gitar ve davulun da dahil olduğu rock grupları tarafından icra edilir. Tipik rock şarkıları dört dörtlük ölçüde olsa da tür, giderek çeşitlenen bir hale gelmiştir. Pop müzikte olduğu gibi şarkı sözleri sıklıkla romantik bir aşkı konu alır, ancak sosyal ve politik konuların vurgulandığı çeşitli temalara da sıkça rastlanır. Rock, pop müziğe kıyasla müzisyenliğe, canlı performanslara ve özgünlüğe daha fazla önem verir.

İlahiler, Allah’ı övmek, O’na dua etmek ve en büyük aşkın O’na olan aşk olduğunu belirtmek amacıyla yazılmış, bestelenip belirli makamlarla okunan dini/tasavvufi halk edebiyatı nazım şeklidir. Türk müziğinde ilahi formu, Klasik Türk müziği formlarından biridir.

Müzik hayatımızın bir parçası. Kimimiz müziği rahatlamak ya da eğlenmek için dinlerken kimimiz de profesyonel iş yaşantısında müzikle ilgileniyor. Haliyle herkes kendine uygun müzik türünü tercih ediyor ya da bu yönde müzik üretiyor.

Orijinal şarkıdan sözler çıkarılır. Kişinin önündeki ekrandan (karaoke makinesinden) veya kâğıttan sözlerini takip ederek mikrofonla topluluğa şarkıyı söylemeye çalışmasına verilen isimdir. Şarkı sözleri genelde şarkıcıya yol göstermek amacıyla video ekranında değişen bir simge ya da renkle veya müzikli/videolu gösterilir.

Dünya Turuna çıkıyoruz. Albümler, klipler, karaokeler…

Müzik doğruca ruha sesIenir, ruh da kendisini ancak müzik yardımıyIa en iyi şekiIde anIatabiIir. WoIfgang Van Goethe

Bir miIIeti tutsak etmek isterseniz, müziğini çürütün. Confucius

İnsanın şimdiye kadar ruhsal durumunu en çok etkileyen ses, sanat dalı olduğu kadar bilim dalı da sayılan “Müzik”tir. Müzik, insan ya da çalgı seslerinin belli bir biçimsel güzellikte, duygularda anlam yaratan düzenlemelerle biraraya getirilmesidir. İlkel insanın doğadaki sesleri taklit etmesiyle başlayıp günümüzdeki modern haline kadar bir hayli yol kat etmiştir. Dinlediğiniz müziğe göre hüzünlenebilir, kendinizi mutlu hissedebilirsiniz. Müzik sesine doğadaki sesler de eklenebilmektedir. Kuşların cıvıldaştığı yerlerin güvenli yerler olduğu algısı yüzyıllardan beri insanda oturmuştur. Mesela kuş cıvıltIlarının olduğu yerleri hayal ederseniz, güvende olma hali size kendinizi iyi hissetirecektir. Seçilen müziğin temposunun da sağlığınız üzerinde önemli bir rolü vardır. Yavaş müzik dinlerken nabzınız ve solunumunuz da yavaşlar. Hareketli müzikle ise tam ters etki görülür.

Şiddetli bir alarm sesine maruz kaldığınızda bedeniniz istemsiz olarak fiziksel baskı altındayken daha çok üretilen kortizol hormonunu salgılamaya başlayacaktır. Kortizol; stres ve fiziksel gerginliğe neden olan bir duygu haline sokar. Bahsedilen ilk örneğin tam tersi yağmur sesi, dalga sesi, ney sesi, çocuk gülüşü vb. sesler duyduğunuzda ise vücudunuzun rahatladığını hissedeceksiniz. Ölçümlere göre bizi rahatlatan sesleri dinlediğimizde sakinleşiriz ve istirahatte olma, stresten uzak ve tatilde olma hissiyatına kapılabiliriz.

Zihin aldığı bilgiyi etkin bir biçimde işler ve onu yeni biçimlere, sınıflamalara sokar. Çalışma ortamınızda hoşunuza gitmeyen ve engelleyemediğiniz uğultu ya da yüksek sesler karşısında kendinizi daha iyi hissetmek için imkan dahilinde kulaklık takma isteğiniz bilişsel etki neticesinde oluşur. Bu tepki motivasyonunuzun sürdürülebilirliği için verilebilecek en doğru tepkilerden biridir.

Araba sürerken yüksek sesli ve ritim artışının olduğu bir müzik dinliyorsanız hızınızda yükselme olması kaçınılmazdır. Müzik aynı zamanda pazarlamada da kullanılan bir sanat dalı olduğu için alışveriş anında daha çok alışveriş yapmanız ya da bulunduğunuz mağazayı terketmeniz sesin davranışsal etkisini ortaya koymaktadır. Hoşunuza giden sesler duyduğunuzda o seslere yönelirsiniz. Sizi rahatsız eden sesler karşısında ise o sesin olduğu noktadan uzaklaşmak istersiniz. Elinde uzaklaşma imkanı olmadan istemediği türde seslere ve gürültüye maruz kalan insanların sağlıklarına zarar vermektedir.

Müzik bize hoş ve eğlenceli bir zaman geçirme aracı gibi gözükse de asıl önemi, insanı canlı tutan ve vücudunda kesintisizce akan bir özellik taşımasıdır. -Sufi Inayat Khan

 

Mozart
Duygularımı şiirlere anlatamam çünkü şair değilim. Kendimi gölgeler ve ışıkla ifade edemem çünkü ressam değilim. Düşüncelerimi hareketlerle de açıklayamam çünkü dansçı değilim. Ama bunların hepsini müzikle yapabilirim. Çünkü be bir müzisyenim.

Ülke ve ses sanatçılarının sıralaması karma olarak hazırlanmıştır.
Hazırmayız Dünya turuna? O zaman başlıyoruz. İlk sırada yer alan Ülke’ye misafir sanatçımızla başlıyoruz.



Ben sıklıkla müzikle düşünürüm, düşlerimi müzikle yaşarım. -Einstein


Ruhun gıdası olarak bilinen müzik, tıpkı bir ilaç gibi insan sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.
Sevilen müziklerin dinlenmesi, beynin daha iyi hissetmesi için bir nörotransmitter olan dopamini salgılamaktadır. McGill Üniversitesi’nde bir nörobilimci tarafından yapılan deneyde, 8 katılımcıya dopamin algılayıcı radyoaktif madde enjekte edilmiştir. Katılımcılar en sevdiği müzikleri dinlemesinin ardından PET taramasına gönderilmiştir. Tarama sonucunda katılımcıların mutluluk, heyecan ve neşe gibi duyguları hissetmelerine neden olan dopamin salgılandığı görülmüştür.



Müzik dinlemek, koşu esnasında performansı arttırmaktadır. Yapılan araştırmada, bir grup koşucuya 800 metre boyunca motivasyon müzikleri dinletilmiştir. Araştırmanın sonucunda müzik dinleyen koşucuların çizgiye daha hızlı ulaştığı saptanmıştır. Daha hızlı ve dinamik bir koşu için size ilham veren müzikleri dinlemeniz yeterli olacaktır.














Comments are closed.