
Du kannst dir nicht vorstellen, wie sehr ich dich vermisst habe; nein, das kannst du wirklich nicht begreifen. Mein Herz brennt unaufhörlich, und nichts kann dieses Feuer löschen. Es ist unmöglich für dich zu verstehen, wie tief meine Liebe zu dir ist, und du kannst nicht sehen, was ich für dich empfinde. Warum hörst du mir nicht zu, warum willst du meine Worte nicht verstehen? Vielleicht erinnerst du dich irgendwann an mich, vielleicht aber auch nie. Du bist noch so unerfahren, meine Liebe, du kannst mich einfach nicht verstehen. Warum bist du nur so ungestüm und achtlos? Vielleicht wirst du eines Tages an mich denken, aber mich trotzdem nicht anrufen. Wenn ich eines Tages einfach gehe, wirst du mich nicht finden können. Und wenn du dein Herz an jemanden ohne Gefühl verlierst, dann wirst du meinen Wert erkennen. Vielleicht erinnerst du dich dann an mich – oder vielleicht auch nicht.


Ben seni unutmak için sevmedim; aksine, hatırladıkça derinleşen bir duygunun içinde, seni kalbimin en sessiz yerine sakladım. Zaman geçse de, yollar ayrılsa da, hissettiklerim eksilmedi; sadece daha ağır, daha anlamlı bir hâl aldı. Çünkü bazı insanlar geçip gitmek için değil, insanın içinde kalmak için vardır. Ve ben seni, bir gün unuturum diye değil; ömrüm boyunca içimde taşıyacağımı bilerek sevdim.

Gözyaşımda saklısın, ağlayamam ben; sanki düşeceksin kirpiklerimden, o yüzden tutarım içimde seni. Damarımda kan gibi dolaşırken varlığın, seni bırakmak bir vedâ değil, eksilmek gibi gelir bana. Yine de eğer gideceksen, git; mutlu olacaksan beni düşünme, kendine iyi bak ve beni dert etme. Ama gitmeden önce bir dinle beni, bir bak halime; bu sessizliğin içinde nasıl parçalandığımı gör. Belki içimde kapanmaz bir yarayla, çaresiz ve eksik yaşamayı öğrenirim; sevgisiz, sensiz de nefes alırım bir şekilde. Yine de yolun gülle dolsun isterim, güllerin dikensiz olsun… Çünkü ben seni incitmeden sevdim. Ve eğer gerçekten gidebiliyorsan, beni böyle bırakıp gidebiliyorsan, demek ki en çok ben kalırım geride.
Sevmekten kim usanır; insanın kalbine dokunan bir duygu, zamanla yorulsa bile özünü kaybetmez, sadece kabuk değiştirir. Bazen kırılır, bazen susar, bazen de kendini korumak için geri çekilir; ama yine de içten içe yaşamaya devam eder. Çünkü sevmek, yalnızca birine yönelmek değil, aynı zamanda insanın kendi varlığını anlamlandırma biçimidir. Her hayal kırıklığı, her vedâ, sevmenin değerini azaltmaz; aksine ona daha derin bir anlam kazandırır. Bu yüzden insan sevmekten usanmaz; sadece nasıl seveceğini yeniden öğrenir.
Sevmekten Kim Usanır (KARAOKE)


