logo

Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren şey o toplumda çocuklara nasıl davranıldığıdır.

psikoloji

ŞUBAT 2023

Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren şey , o toplumda çocuklara nasıl davranıldığıdır.” Nelson Mandela

 Algısal yetenekler, 

Biliş:  zekanın işleyişiyle ilgili, kognitif(en.cognitive) demektir. Düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerinin genel adıdır. Bilişsel gelişim ise: bireyin anlamasını ve öğrenmesini sağlayan, zihinsel faaliyetlerdeki gelişimidir. İnsanın doğumdan itibaren kat ettiği bilişsel gelişmeleri konu alır. Nörobilim ve psikolojinin birlikte çalıştığı bir alandır. Bilginin işlenmesi, kaynakları, algısal yetenekler, dil öğrenme ve beyin gelişiminin diğer yönleri hakkında çalışır. Bilişsel gelişim: insanın düşünme ve anlama yeteneği edinme sürecidir. Çocukların dünyayı anlaması, yetişkin birey olana dek düşüncelerindeki değişiklikler ve zihinsel faaliyetlerdeki gelişmeler bu disiplinin odak noktalarıdır. En ünlü ismi Jean Piaget(Jan Piaje)’dir.

Dünyaya geldiğinde hiçbir zihinsel yapıya sahip olmayan çocuk, acaba nasıl yetişkin gibi düşünebilmektedir? Piaget böyle bir soruyla yola çıkmıştır. Ona göre bilişsel gelişimin temel düşüncesini organizmanın çevreye uyum yeteneği oluşturur. Piaget, çevreye uyum sağlayabilmek için, denge – dengesizlik – yeniden denge yani dengeleme sürecini izlediğini savunmuştur. Çocuk aktif olmalıdır. İçsel motivasyon çok önemlidir. Eğitimin en önemli amacı yaratıcı düşünme ve eleştirel düşünme becerisinin kazandırılmasıdır. Piaget’nin bilişsel kuramına yöneltilen bazı eleştiriler: Dönem arasındaki yaş geçişlerinin değişkenliği, gelişim için dengelemenin gerekli olmaması ve biyolojiye çok fazla vurgu yapmasıdır. Klinik yöntemleri de tartışmalıdır. Ona göre zihinsel gelişimi etkileyen faktörler:

  1. Olgunlaşma: Doğuştan gelen refleksler yaşa bağlı olarak amaçlı davranışlara dönüşür. Olgunlaşma gelişimin fiziksel yanıyla ilgilidir.Bireyin bir işi yapabilecek fiziksel özelliklere sahip olmasıdır. Birey olgunlaştıkça zihin gelişimi de paralel bir şekilde ilerler.
  2. Aktif Yaşantı (Deneyim): Uyarıcıların etkisi çevre ile ilgilidir. Alınan her uyarıcı bir başka uyarıcıyla bağlanarak kodlanmaktadır. Deneyim, bireyin dünya üzerinde etkinlikte bulunmaya ve bu eylemlerinin sonuçlarını gözlemesidir.
  3. Toplumsal Etkileşim (Kültürel Aktarım) İçinde bulunulan toplum da kişinin zihin gelişimini etkilemektedir. Piaget, elde edilen şemaların çoğunun sosyal aktarımla oluştuğunu savunur. Toplumsal aktarım, çocuğun anne, baba, komşu, arkadaş, öğretmen gibi çevresindeki insanlardan öğrendikleridir.
  4. Dengelenme: Zihnin dengelenme eğilimi de zihnin gelişimini etkiler. Yeni öğrenilen bilgiler önce dengesizlik doğurur, sonra dengeye kavuşurlar. Denge > Dengesizlik > Denge > Dengesizlik… Organizma gelen yeni bir bilgi ile önceden var olan denge üzerinde bir dengesizlik yaşar. Bu dengesizlik organizmayı yeniden denge kurmaya sevk eder. Böylece alt düzeydeki dengeden üst düzeydeki yeni bir dengeye ulaşılır.

A. PİAGET’NİN ZİHİNSEL GELİŞİM KURAMINDA TEMEL KAVRAMLAR: ŞEMA, UYUM SAĞLAMA, ÖRGÜTLEME.

1. Şema: Dünyayı tanımak için zihinde oluşan algı çerçevesidir. Şemalar, insanın çevresindeki problemleri anlama, çözme yapılarıdır. Şema yeni gelen bilginin yerleştirileceği çerçevedir. Şemalar, sürekli olarak olgunlaşma ve yaşantı kazanma yoluyla değişmeye uğrayıp yeniden organize edilir.Örnek: Koyunları ilk kez gören çocuk “baba köpeklere bak” der. Çocuk koyunun anlamını bilmemektedir. Koyunları kendindeki en uygun şema olan “köpek” şemasına uydurmuştur. Koyunun köpek olmadığını anladığında onun için yeni bir şema oluşturacaktır.Bireyin etrafında algıladığı bir obje, durum veya problemi temsil eden zihinsel yapı ve düşünme örüntüsüdür ve bilişsel bir süreçtir. Piaget’e göre bütün bebekler yaşama, görme, tat alma, dokunma, işitme, yakalama gibi duyusal motor şemalarla başlar. Zihinsel şemaların büyük çoğunluğu çocukluk ve ergenlik yıllarında oluşturulmaktadır.

2. Uyum Sağlama İki şekilde ortaya çıkar:

1.Özümseme: Yeni öğrenilen bir şeyin şemaya yerleştirilmesidir. Karşılaşılan yeni bir olayı, fikri, objeyi kendisinde daha önce var olan bilişsel yapı içine alma sürecidir. Yeni bilgiyi var olan şemaları kullanarak algılamaktır. Örnek: Çocuğun “Deniz atını” bildiği ata benzetmesi.

2.Uyum kurma : Şemayı uydurmadır.  Mevcut şemayı yeni durumlara, objelere, olaylara göre yeniden değiştirme, biçimlendirme sürecidir. Örnek: Koyunları köpek şemasında özümseyen çocuk, koyunlarla etkileşimde bulunduğunda, koyunların köpeklerden farklı olduğunu görür ve köpeklere ilişkin şemayı yeniden düzenler.

3. Organize Etme(örgütleme): Çocuk için yeni olan her şey bilişsel dengeyi bozar, özümseme ve uyum süreçleri ile bu denge yeniden kurulur. Böylece keşfetme ve anlama sürecine bağlı olarak davranışlar yeniden organize edilir.Örgütleme, organizmanın içinde bulunduğu sistemi korur ve geliştirir. Ayrıca ilerleyen süreçte tekrar kullanılmak ya da yeni bilgi kazanımını sağlamak üzere, bilgileri birbirleriyle olan bağlantıları, farklılıkları ile bir bütün haline getirir.

B. PİAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI’NA GÖRE BİLİŞSEL EVRELER

1. DUYUSAL HAREKET(MOTOR) 0-2 YAŞ:

Kendi içinde üç dönemde incelenir. a.Birinci Döngüsel (devresel) Tepkiler (0-4 ay)b. İkinci Döngüsel (devresel) Tepkiler (4-12 ay) c. Üçüncü Döngüsel (devresel) Tepkiler (12-24 ay)

  •  Taklit, bellek ve düşünmeden yararlanmaya başlama
  •  Nesnelerin saklandıklarında yok olmadıklarını anlamaya başlama
  • Tepkisel davranışlardan amaçlı davranışlara geçme, dairesel hareketlerde bulunma.

2. İŞLEM ÖNCESİ 2-7 YAŞ

  • Derece derece dil gelişimi ve sembolik biçimlerde düşünme yeteneği
  • İşlemleri tek bir yönde mantıki olarak düşünebilme
  • Bir başkasının görüş açısından bakabilmede güçlük çekme
  • Birlikte monologlar ve paralel oyunlar oynama

İşlem öncesi dönem sembolik ve sezgisel özelliklere sahiptir. İki aşamada gerçekleşir:

1. Sembolik: dil gelişiminin en yoğun olduğu evredir. Nesnelerin yanı sıra semboller gelişir. Çocuklar çevrelerindeki olayları ve varlıkları kendilerine özgü sembollerle taklit ederler. Nesneleri yalnızca tek bir özelliklerine göre sınıflandırabilirler. Belirli bir sıra ya da dizide verilen nesnelerin eşlerini aynı sıraya koyabilirler. Ancak tersinden sıralamaları istendiğinde başarılı olamazlar.

2. Sezgisel: Sembolik düşünme devam eder. Ancak düşünme biçimleri tek yönlüdür. Nesne ya da işlemleri bütün olarak akıllarında tutamazlar. Dolayısıyla tersine düşünemezler. Örneğin, kendilerine belirli bir sırada verilen nesnelerin eşlerini aynı sıraya koyabilirler. Ancak nesneleri tersine sıralamaları istendiğinde başarılı olamazlar. Döneme sezgisel denmesinin nedeni ise çocukların birçok konuda kendilerinden emin gözükmelerine karşın, emin olduğu konuları nasıl bildiğinin farkında olmayışlarıdır.

3. SOMUT İŞLEMLER 7-11 YAŞ

  • Somut problemleri mantıklı bir biçimde çözebilme
  • Koruma yasalarını anlama, sınıflama ve diziler oluşturma
  • Tersine dönüşebilirliği anlama
  • Kuralları izleme

4. SOYUT İŞLEMLER 11-15 YAŞ

  • Soyut problemleri mantıklı bir biçimde çözebilme
  • Dü şünmenin daha bilimsel bir düzeye ulaşması
  • Sosyal konular ve kimliğe ilişkin ilgiler geliştirme

 JEROME BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Bruner’e göre bilişsel gelişim, tepkilerin uyarıcıdan bağımsız hale gelmesidir. Gelişim, bilgiyi işleme ve depolama süreçlerinin gelişimine bağlıdır. Bilişsel gelişim için sistemli bir öğretici öğrenici etkileşimi gereklidir. Bilişsel gelişimde dil önemli bir rol oynar. Bilişsel gelişim üç dönemde incelenir:

  1. Eylemsel dönem (0 – 3 yaş): Eylemsel evrede çocuk nesnelerle doğrudan etkileşerek,başka bir anlatımla yaparak,yaşayarak öğrenilir.Örneğin yürümeyi ya da bisiklete binmeyi öğrenme,eylemsel etkileşimlerle gerçekleşir Piaget’in duyusal-motor dönemiyle örtüşür.
  2. İmgesel dönem (3-6 yaş): İmgesel evrede bilgi,sözcükler ve kavramlar yoluyla edinilir.Bu evrede gelişmiş olan dilsel ve görsel algılar yoluyla değişik durum ve yaşantılar imgeler halinde formüle edilerek zihne aktarılır. Piaget’in işlem öncesi dönemiyle örtüşmektedir.
  3. Sembolik dönem (6 -18 yaş): Sembolik evre de yaşamın tümüyle mecazlar,formüller ve simgeler yoluyla kavranmasının anlatımlıdır.Buna göre bilim adamları,doktorlar ve müzisyenler yaygın biçimde sembolik sistemi kullanırlar.

LEV VGOTSKY’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Vygotsky, bilişsel gelişimle ilgili sosyal bir kuram oluşturarak, Piaget`nin “bilişsel gelişim çocuğun neredeyse tek başına gerçekleştirdiği süreçtir” düşüncesine karşı çıkar. Vygotsky, bilişsel gelişimi açıklamada içselleştirme, yakınsal gelişim alanı ve destekleyici kavramlarını kullanır. Ona göre yaklaşık 2 yaşına kadar çocukların bilişsel gelişimnde “doğal çizgi” hakimdir; ancak bu çizgi daha sonra yerini “kültürel çizgiye” bırakmaktadır. Yani bilişsel gelişim sadece çocuğun kendi keşiflerinin değil, aynı zamanda çevreden edindiği yaşantıların da bir eseridir. Piaget’in olgunlaşma ve kalıtım vurgusunun aksine; sosyal öğrenme ve işbirliğine vurgu yapar.

Bilişsel gelişimin kaynağı kişisel psikolojik süreçler değil, sosyal çevredir. Öğrenciler birbirleriyle işbirliği içerisinde çalışmalı ve bu şekilde çalışmaya özendirilmelidir. Sadece bireysel değil, grupla da değerlendirme gerçekleştirilmelidir. Psikolojik etmenlerin kültür tarafından biçimlendirildiği unutulmamalı, kültürel değerlere eğitim sürecinde yer verilmelidir. Öğretmenler, öğrencilerini büyük ölçüde bağımsız bırakmamalıdır.Vygotsky`nin eğitime yapmış olduğu önemli katkılardan biri de metakognisyon (üstbiliş) kavramına değinmesidir. Metakognisyon, bireyin kendi düşüncesinin farkına vararak öğrenmeyi öğrenmesidir ve bunu sağlamada öğretmenlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Vygotsky, Piaget`ye göre daha etkilenebilir bir zihin gelişimi düşüncesine sahiptir. Ona göre çocuğun zihni dış etkilere daha açıktır.

Yakınsal Gelişim Alanı: 1. Her çocuğun herhangi bir yetişkin yardımı olmaksızın, bağımsız bir şekilde kendi kendine elde edebileceği bilişsel gelişim düzeyi; 2. çocuğun bir yetişkin rehberliğinde (sosyal çevre etkisiyle) çalıştığında ortaya koyabileceği potansiyel Vygotsky`e göre bu iki durum arasındaki fark, çocuğun yakınsal gelişim alanıdır.

AÖF. Bilişsel gelişim
http://kisi.deu.edu.tr/didem.siyez
Dr. Abdullah Atli http://iys.inonu.edu.tr/webpanel/dosyalar/1154/file/3_%20Bilissel%20gelisim_pptx.pdf
gelisimveogrenme.wordpress.com
acikders.ankara.edu.tr/mod/resource/view.php?id=161
egitim.aku.edu.tr/vygotsky.pdf
dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/488/5718.pdf

2023

çocuklar

4

B*A*B*A

“Baba” kelimesini düşündüğümüzde çoğumuzun aklına ilk gelen çağrışımlardan biri de otoritedir herhalde. Birçok kişinin çocukluğuna dair hatıralarında “baba”ya yüklenen anlam, korkulması ve saygı duyulması gerekilen güçlü kişi şeklinde oluşmuş olabilir.

Fakat bu manevi anlam, bu zamanda maalesef yerini daha çok maddi boyuta taşıdı, yani babayı eve para getiren kişi haline dönüştürdü. Peki böyle bir anlam, bir çocuğun gelişimi ve eğitimi göz önüne alındığında ne kadar doğru olur?

Bir çocuk için annenin ne kadar önemli olduğu tartışılmaz bir gerçek. Ama yine de bir çocuğun hayatında bu kadar önemli olan tek varlık anne değil. Anneyle sevgiyi ve şefkati hisseden çocuk, babayla da güven duygusunu hisseder. Babasının gücüyle hem kendi sınırlarını, durması gerektiği yerleri öğrenir hem de bu disiplini içselleştirir. Bu gücün verdiği güven duygusuyla, içinde bulunduğu dünyada sırtını babasına dayayabilir, kendini emniyette hisseder ve hatta yeri geldiğinde “Benim babam senin babanı döver” bile diyebilir.

baba

Yüklenen anlam

Çocuklar 3 yaşından sonra cinsel kimliklerinin farkına varmaya başlar ve oyun, oyuncak gibi tercihlerini de bu yönde yapmaya başlarlar. Bu dönemde özellikle erkek çocuklarının babalarıyla ilişkileri, onların sağlıklı bir erkek cinsel kimliğini oluşturabilmeleri için çok önemlidir. Erkek çocuklar için babaları, çok önemli bir modeldir. İleride nasıl bir yetişkin ya da baba olacakları yönünde yol gösterir. Bazen tam da onun gibi olmayı bazen de ısrarla asla onun gibi olmamayı tercih ederler.

Kız çocukları cinsel kimliklerinin gelişimi konusunda daha çok annelerini örnek alsalar da babalarının da onlar için çok önemli bir yeri vardır. Kız çocukları, babalarıyla ilişkilerinde aslında karşı cinsle olan ilişkilerinin temelini oluşturur. Babasıyla rahat konuşamayan, ondan korkan ve çekinen bir kız çocuğunun, büyüyüp de bir genç kız olduğunda, eşiyle de bazı zorluklar yaşama ihtimali olur.

Eğer çocuğun hayatında bir “baba” yoksa bunun iki nedeni vardır. Ya baba vefat etmiştir ya da fiziksel anlamda var olsa da, işleri veya aile içi anlaşmazlıklar nedeniyle pek evde değildir. Ya da evde olsa bile aslında eşiyle çocuğuyla değil, telefon, bilgisayar, telefon, televizyon  gibi araçlarla birliktedir. Kız ya da erkek çocuklarının hayatlarında, örnek alabilecekleri bir baba modelleri yoksa, bu çocuklar çevre tarafından onay gören bir başka bir erkek modelini örnek alırlar. Bu, bazen bir pop star, bazen bir film ya da dizi sanatçısı bazen dayı, amca gibi akraba üyeleri ama bazen de bir çete lideri olabilir.

Babanın, vefatı ya da aile içi anlaşmazlıklar nedeniyle evi terk etmesi sonucunda dayı, dede gibi psikolojik babaları devreye sokmak, çocukta oluşacak ruhsal problemlerin çözümünde bir yol olarak değerlendirilebilir. Fakat daha çok para kazanmak daha lüks bir yaşama sahip olabilmek için uzun saatler boyu ailelerinden uzakta kalan babalar, farkında olmadan çocuklarına çok daha büyük bir zarar verirler. Bu da bizi, yazının başındaki, çocukların babalarını, eve para getiren kişi olarak değerlendirmelerinin, gelişim ve eğitim süreçleri göz önüne alındığında ne kadar sağlıklı olacağı sorusunun cevabına getirir.

Zamanlarının çoğunu iş yerinde, iş seyahatlerinde ya da televizyon, bilgisayar başında, arkadaş toplantılarında geçiren babalar, haliyle evlerine daha az zaman ayırmış olurlar ve bu durumu telafi edebilmek için de çocuklarına hediyeler alır, onların her istediklerini yerine getirmeye çalışırlar. Ancak o zaman hissettikleri suçluluk duygusu azalacakmış, çocukları tarafından daha çok sevileceklermiş  ya da “babalık” görevlerini bu şekilde yapmış olabilirlermiş gibi…

Oysa bir çocuk için baba, paradan çok daha özel bir yerdedir. Baba ve çocuğun bir araya gelip paylaştıkları özel bir zaman diliminin olması, çocuğun babası tarafından takdir edilmesi, birlikteyken keyif alıyor olması, sonradan telafisi oldukça zor olan birçok duygusal sorunun oluşmasının önüne geçer. Ayrıca bu birliktelik, hem çocuğun annesine karşı geliştireceği bağımlılık duygusunu önler hem de aile içinde annenin yükünü hafifletir. Çocuğunu ne kadar çok severse sevsin, otoritesini kaybetmemek ya da iş fırsatlarını kaçırmamak için, bunu ona söylemeyen, öpüp sarılmayan ve onunla birebir zaman geçirmeyen her baba, çocuğunu kaybetmeye bir adım daha yaklaşıyor demektir. Çünkü babasıyla konuşamayan, onu bir ceza ya da para unsuru olarak gören her çocukta davranış sorunlarının çıkması kaçınılmaz olur.

Bu nedenle yıllar sonra, “keşke” ile başlayan cümleler kurmamak için bugünden çocuklarımız için yeri geldiğinde oyun arkadaşı olalım ki, geleceğin sağlıklı anne-babalarını yetiştirebilmiş olmak için attığımız en doğru adımlardan biri olsun.

Uzm. Pedagog Zeynep TEMİZER ATALAR

3

Çocuğum iletişim kuramıyor,

Arkadaş edinemeyen çocuklar nasıl hisseder? Çocuk neden arkadaş edinemez? Çocuğun arkadaşlık kuramama nedenleri nasıl anlaşılır? Çocuğumun hiç arkadaşı yok? Neden çocuğum iletişim kuramıyor, neden arkadaş bulamıyor? Çocuğumun arkadaşları neden olmuyor? Arkadaşı olmayan çocuk nasıl hisseder? Arkadaşı olmayan çocuk ile ebeveyn nasıl ilgilenmelidir? Bu ve benzeri soruların cevaplarını birlikte inceleyeceğiz. Okulda Dışlanan Öğrenciler En Büyük Sorunu ve Çözüm İpuçları: Kaliteli zaman geçirmeyi geliştirmek!

Arkadaş edinemeyen çocuklar, anne baba için sıkıntı veren deneyimlerden birisidir.

Bir çocuk neden sınıfta arkadaşlık kuramaz? Çocuklarının okul ortamında bir arkadaş edinemediğini görmektedir. Arkadaş edinemeyen çocuklar profillerine baktığımızda bu çocukların sıklıkla ya kendine güvensiz, çekingen, sosyal ortamlarda kaygı yaşayan; ya da benmerkezci, paylaşımcı olmayan, başkalarının haklarına saygı göstermeyen çocuklar olduklarını görmekteyiz.

Ergenler için arkadaşların anlamı nedir?

Çocukluk, arkadaşlık kurmayı ilk öğrendiğimiz zamandır. Şanslıysak, bu ilişkilerin bazıları bir ömür boyu sürebilir. Akranlarla nasıl geçinileceğini öğrenmek önemli bir beceridir. Gelişimsel olarak konuşursak, sosyal beceriler dengeli bir yaşam için iyi beslenme ve egzersiz kadar çok önemlidir.

Akran ilişkileri her yaşta önemlidir, ancak özellikle ergenler ve ergenler için. Yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklar arasındaki arkadaşlıklar da ortak ilgi alanlarına ve değerlere dayanır. Benzer faaliyetler yapmaktan hoşlanan, benzer geçmişlere ve inançlara sahip diğer kişilere ilgi duyma eğilimindeyiz. Arkadaşlıklar sadece eğlenceli olmakla kalmaz, aynı zamanda muazzam bir duygusal destek kaynağı olabilir. Gençlere, yetişkinlerle yapamayacakları veya yapamayacakları duyguları paylaşma ve fikirleri keşfetme fırsatı verir. Sınıfta arkadaş edinemeyen çocuklar içlerine kapanırlar.

Çocuğun yakın bir arkadaşının yokluğu, psikolojik sorunlara karşı savunmasız bir çocuğun en önemli uyarı işaretlerinden biri olabilir.

Sosyal açıdan arkadaş edinemeyen çocuklar için sorun nedir? Hangi sebeple olursa olsun arkadaş edinemeyen çocuklar ve arkadaşları tarafından dışlanma zor bir durumdur. Bir gruba dahil olamama her yaştaki çocuk için ciddi derecede zorlayıcı olmaktadır. Çocukta depresyon ve davranış bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Bazı durumlarda, aslında ebeveyn ve çocuk arasındaki kişilik farkı olan bir şey hakkında endişeleniriz. Örneğin, bazı çocuklar içe dönüktür. Özellikle dışa dönük biriyseniz, içe dönük bir çocuğa ebeveynlik yapmak kafa karıştırıcı olabilir. İçine kapanık kişiler için çok fazla sosyal etkileşim yorucu olabilir.

Çocuğun sağlıklı arkadaşlık kurabilmesi için bazı sosyal becerileri kazanmış olması gerekir.

Ortaklaşa oyun kurabilme, paylaşma, kendi isteklerini kontrol edebilme, sırasını bekleyebilme gibi. Tüm bunların gelişebilmesi belli bir süreci gerektirir. İki yaş civarı akranları ile yan yana, yani paralel oyun oynayan çocuk, üç yaşında karşılıklı oyun oynamaya başlar. Bu dönem kreşe başlamak için en uygun zaman kabul edilir. Çocuk bu yaşlarda ne kadar çok sosyal ortama girer ve ne kadar çok akranlarıyla bir arada bulunursa sağlıklı ilişki kurma konusunda o kadar beceri kazanır.

Gelişim çağındaki çocuklar için arkadaşlığın önemi nedir?

Yaşam içinde sosyalleşen çocuklar için arkadaşlığın önemi tahmin edilenden çok çok çok daha önemlidir! İlişkiler kaçınılmaz olarak uzlaşmayı içerir. Arkadaşlığın faydaları, her zaman istediğinizi elde edemeyeceğiniz gerçeğinin kabul edilmesiyle birlikte gelir, bu nedenle nasıl pazarlık ve uzlaşma yapacağınızı bulmanız gerekir. Bu, birçoğu çocuklarını yanlışlıkla en yüksek önceliği olarak gören ebeveynler tarafından yetiştirilen çocuklar için zor. Dünya bu şekilde çalışmıyor ve birçok çocuk için her zaman kendi yollarına gidemeyeceklerini anlamak zor.

Çocuğumun hiç arkadaşı yok!

İçine kapanıkların yeniden şarj olmak için yalnız zamana ihtiyacı vardır ve tipik olarak bire bir etkileşimleri tercih ederler. Bu utangaç olmakla aynı şey değil. Utangaçlık, arzu orada olsa bile, başkalarına ulaşmaya karşı bir engeldir. Bu engelleme genellikle sosyal yargı korkusuna dayanırken, içe dönüklük aşırı uyarıcı olmayan sakin ortamlar için bir tercihtir. Hem içe dönük hem de utangaç olmak da mümkündür.

Ergenlik dönemi arkadaşlık neden önemlidir?

Bazı çocuklar doğuştan sosyal yapıdadır ve arkadaşlık neden önemlidir sorusunun yanıtı budur! Çocuklarda arkadaşlık neden önemlidir, zira dışlanan çocuk sosyal gelişimde yaşıtlarına göre geri kalır. Küçük yaştan itibaren kendine güvenen ve dışa dönük, diğer çocuklarla kolayca arkadaş olurlar. Diğer çocuklar sessiz, utangaç ve hatta sosyal açıdan biraz gariptir. Çoğu çocuk arada bir yere düşer, ancak birçok ebeveynin neden çocuklarının arkadaşlıkları ve yeni arkadaşlar edinme becerileri konusunda endişe duyması şaşırtıcı değildir. Kimse çocuğunun kendini yalnız hissetmesini veya dışlanmış gibi hissetmesini istemez.

İyi ilişkiler uzlaşmaya dayanır ve her bir çocuğun kendisini değerli ve saygın hissetmesini sağlar.

Eğer çocuk, arkadaşlarıyla kurduğu ilişkide istediklerini hiçbir zaman elde edemiyorsa, bu pek bir ilişki sayılmaz. Sağlam iletişim becerileri de herhangi bir arkadaşlıkta gereklidir. Bu, yalnızca kendi düşüncelerinizi ve duygularınızı ifade etme yeteneği ve isteği değil, aynı zamanda başkalarının bakış açılarına karşı duyarlı olma anlamına gelir. Pek çok çocuk bununla zor anlar yaşar ve düşüncelerini ifade etmek için kelimeleri kullanmadaki zorluklarını gizlemek için sessizlik veya alaycılık kullanabilir. Birçok genç ilişki, birkaç kasıtsız kelimenin yakın bir arkadaş üzerinde yıkıcı ama geçici bir etkisi olabileceği bir “drama” aşamasından geçer.

Çocuklar büyüdükçe

Hiç arkadaşı olmayan, YALNIZ bir çocuk

Bir arkadaşın yokluğu, arkadaş edinemeyen çocuklar pek çok çocuk için kolay gelmeyen birçok beceriyi içerdiği sürece, genellikle çocuğun psikolojik gelişimindeki bazı eksiklikleri yansıtır. Gençlerin herhangi bir ilişki için gerekli olan üç beceriyi öğrenmeleri gerektiğinden, ilişkilerde gezinmek karmaşıktır: uzlaşma, iletişim ve özen.

Çocuklar ilk arkadaşlarını edindikten sonra, anlaşmazlıkları nasıl ele alacakları öğrenirler. Okulda arkadaş edinemeyen çocuklar ders başarısı düşer.

Başkalarının yüz ifadelerini ve beden dilini nasıl yorumlayacakları gibi diğer sosyal becerileri de kısa sürede öğrenirler. Çocuklar büyüdükçe, yeni arkadaşlık dinamikleriyle karşı karşıya kalırlar. Örneğin, çocuğunuzun bir zamanlar yakın olduğu bir arkadaş veya arkadaş grubu, çocuğunuzun paylaşmadığı yeni ilgi alanları edinebilir. Çocuğunuz kimseyi tanımadığı yeni bir okula başlıyor olabilir. Çocuğunuzun arkadaş olduğu biri yeni bir arkadaş grubuyla takılmaya başlayabilir ve bu durum çocuğunuzu yalnız hissettirebilir. Bu tür durumlar normal olmakla birlikte, çocuğunuzun arkadaş edinmekte veya yalnız hissetmekte sorun yaşayıp yaşamadığını yakından takip etmelisiniz.

Çocukta Sağlıklı Sosyal Gelişim: arkadaşlık kuramayan çocuklar.

Her çocuk çok girişken olacak, çok sayıda arkadaşı olacak diye bir şey yoktur. Bazı çocuklar diğerine göre yapısal olarak daha girişken veya daha içe dönük olabilir. Çocuktan beklentileriniz gerçekçi olsun. Çocuğu belli bir karakter özelliğini kazanması için zorlamak, kendini geliştirmesi yönünde tüm motivasyonunu kıracak, olumsuz deneyimler yaşadığında kendine güveni daha da azalacaktır. Yeni bir ortama girdiğinde çocuğu hemen kaynaşması için acele ettirmemek çok önemlidir, çünkü bu onun kaygısını daha da arttıracaktır. Bunun yerine çevresini gözlemlemesine izin vermeli, eğer hala çekiniyorsa harekete geçmesi için yüreklendirilmelidir.

Yeni insanlarla tanışmak ve sosyalleşmek çocuk için neden önemlidir?

Bazı çocuklar doğal sosyal kelebeklerdir. Küçük yaştan itibaren kendine güvenen ve dışa dönük, diğer çocuklarla kolayca arkadaş olurlar. Diğer çocuklar sessiz, utangaç ve hatta sosyal açıdan biraz gariptir. Çoğu çocuk arada bir yere düşer, ancak birçok ebeveynin neden çocuklarının arkadaşlıkları ve yeni arkadaşlar edinme becerileri konusunda endişe duyması şaşırtıcı değildir. Hiç kimse çocuğunun kendini yalnız hissetmesini veya dışlanmış gibi hissetmesini istemez.

Arkadaşlıkların önemli özelliği, çocuğun kendisinin önemsendiğini hissetmesidir.

Bu, başkalarının duygularına karşı duyarlı olmak ve bazen onların ihtiyaçlarını sizinkilerin üzerine koymak anlamına gelir. Bu, sizinle başka bir kişi arasındaki o özel bağı hissettiğinizde, arkadaşlığın büyülü anıdır. Çocukların küçük yaşlardan başlayarak sosyal katılım ve akranlarıyla etkileşim içinde olmaları önemlidir. Bebeklik, başlamak için mükemmel bir zamandır. Çocuğunuza yeni insanlarla tanışmak, başkalarına ilgi göstermek ve duygularını kontrol etmek gibi belirli sosyal becerileri öğreterek başlayın. Bunlar, arkadaş edinemeyen çocuklar için sağlıklı arkadaşlıklar kurmalarına da yardımcı olacak sosyal becerilerdir.

Çocuğunuza sıcaklık ve saygı gösterin

Çocuklarda arkadaşlık ilişkileri ve arkadaş edinemeyen çocuklar.

Çocukların arkadaşları olmadığında, dikkatimi çocuğun ebeveynleri ve kardeşleriyle olan etkileşimlerine veririm. Bu, çocukların uzlaşma, iletişim ve bakım hakkında öğrendikleri ortamdır. Kardeşler arasındaki kötü davranışları mazur gösteren veya çocukların evde saygısız olmalarına izin veren ebeveynler, genellikle çocuklarının gerçek arkadaşlıklar için gereken sosyal becerileri geliştirmedeki başarısızlığından sorumludur.

Çocuğunuza sıcaklık ve saygı gösterin. Çocuğunuzu tehditler, cezalar veya duygusal “şantaj” yoluyla kontrol etmeye çalışmayın. Bu ipuçları çocuğunuzun arkadaş edinme yeteneğiyle doğrudan alakalı görünmeyebilir. Ancak ebeveynlerin çocuklara davranış biçimlerinin duygusal gelişimleri ve sosyal davranışları üzerinde etkisi vardır. Bu durum akran ilişkilerini etkileyebilir. Dünya çapında yapılan araştırmalarda, otoriter ebeveynlik yaklaşımı, çocuklarda davranış problemlerinin gelişimi ile ilişkilendirilmiştir.

Davranış sorunları olan çocuklar, arkadaş edinmede daha fazla sorun yaşarlar.

Aynı zamanda, ebeveynlerin psikolojik kontrolcü yaklaşımı, çocukları kalitesiz arkadaşlıklar geliştirmeye yönlendirir. Buna karşılık, ebeveynler sıcaklık gösterdiğinde ve pozitif disiplin stratejileri kullandıklarında – çocuklarla akıl yürütürken ve kuralların nedenlerini tartışırken – çocuklar zamanla daha toplum yanlısı olma eğilimindedir. Ebeveyni tarafından sevgi ile kucaklanan çocuklar, başkalarına nezaket ve sempati ile davranma olasılıkları daha yüksektir.

Ailece “Kaliteli Zaman” Geçirme Önerileri – Dr. Bora Küçükyazıcı

Çocuklar hayatlarını sürdürürken, gelecekteki gelişim ve hayatın zorluklarıyla başa çıkma becerisi için zemin hazırladıkları için arkadaşlıklar giderek daha önemli hale gelir . Bir arkadaşa sahip olmanın yanı sıra arkadaş olmanın inceliklerini çözebilmek, hem çocuklar hem de yetişkinler için sağlıklı ilişkilerin temelidir.

İster çocuğunuz ister ilgi alanları değişen arkadaşları olsun, bu, çocuklar ve ebeveynler için zor ama ortak bir durum olabilir. Çocuğunuz yeni bir faaliyete başlarsa, bu ilgiyi paylaşan ancak iyi tanımadıkları başka kişilerle çevrili olabilir. Tersine, çocuğunuzun en iyi arkadaşı yeni bir aktiviteye başlarsa, çocuğunuzla daha az zaman geçirebilir. Her iki durumda da çocuğunuz kendini yalnız veya terk edilmiş hissedebilir.

Evlerinden çıkıp mahalle arkadaşlarından birinin kapısını çalıp oyun oynayan çocukların hikayelerini neredeyse hiç duymuyoruz. Sokakta oyun kavramı neredeyse yok oldu.

Bu olduğunda, çocuğunuzla birlikte oturun ve insanların değiştiğini, ilgi alanlarının değiştiğini açıklayın ve bu tamamen normaldir. Belirli bir arkadaşla çok fazla zaman geçiremeyebilirler, ancak bu sadece yeni arkadaşlar edinme şansları olduğu anlamına gelir. Çocuğunuzun, ilgi alanlarındaki değişikliğin kimsenin suçu olmadığını bilmesi önemlidir. O arkadaşı özlemek sorun değil, ancak bu çocuğunuzun yeni arkadaşlar edinmesini engellememelidir.

Sorunun kökenine inin: Çocuğunuzla konuşun ve olası arkadaşlıklarla ilgili sorunlara neyin neden olduğunu öğrenin. Bilgi güçtür ve bilmek, çocuğunuzun gelecekteki arkadaş edinme becerisinin ilk adımı olacaktır.

Okulda arkadaşlar edinemeyen ve dışlanan çocuk için anne baba ipuçları

Başkalarına sorun: Çocuğunuza yakın olanlar veya onlarla düzenli olarak etkileşime girenler, muhtemelen ebeveyn olarak sizin sahip olmadığınız bir bakış açısına sahiptir. Çocuğunuzla düzenli olarak iletişim halinde olan oğlunuz veya kızınızın öğretmeni, kardeşi, komşuları veya akrabaları ile konuşun, çünkü onlar sorun hakkında biraz fikir sahibi olabilirler.

Paylaşımcı olmak, başkalarına karşı nasıl şefkatli şefkatli olunacağını öğreten bir erdemdir. Bu nedenle çocuğunuzun hem almayı hem de vermeyi öğrenmesi önemlidir.

Çocuğunuzun yanında olduğunuzu ona hissettirin: Çocuğunuza yalnız olmadığını ve hayatlarının bu zor döneminde onlara yardım etmek için orada olduğunuzu bilmesini sağlayın. Onlara yardım etmek için orada olduğunuzu bilmek, bakış açılarında dünyalar kadar fark yaratacaktır.

Arkadaşlıkların temellerini açıklayın: Belki de sorunun bir kısmı arkadaş edinemeyen çocuklar için arkadaşlık kavramından ne istendiğini anlamamaktır. Kalıcı arkadaşlıkların önemli unsurları olarak empati, karşılıklılık ve destek kavramlarını gözden geçirin ve çocuğunuzun bu özelliklerin sağlıklı arkadaşlıkları nasıl desteklediğini anlamasına yardımcı olun.

Örnek olarak liderlik edin: Çocuğunuz size bir rol model olarak bakıyor. Başkalarıyla etkileşime girdiğinizi izlemek ve sağlıklı arkadaşlıklar sürdürmek, oğlunuzun veya kızınızın arkadaş edinme ve arkadaş edinmede başarılı olması için uzun bir yol kat edecektir.

Duygusal açıdan arkadaş edinemeyen çocuklar ve sosyal gelişim nasıl incelenir?

Öğrencilerde arkadaşlık ilişkileri nasıl düzenlenir? Arkadaş edinemeyen çocuklar ve onların sosyal beceri kazanmasında anne babalarının önemli katkısı vardır. Çocuklarına doğru ve rahat davranışlarıyla model olan anne babaların çocuklarında bu tip sorunların görülme olasılığı daha azdır. Ailece bol bol sosyal ortamlara girilmelidir. Çocuğunuzun arkadaşlarının eve davet edilmesi faydalıdır. Ev dışında arkadaşlarıyla buluşacağı programlar oluşturulması çocuk için çok faydalı olacaktır.

  • Arkadaşlık kurmak, çocuğunuzun bilgeliğini, güvenini ve öz saygısını artıracak yaşam becerilerini geliştirir.
  • Çocuklar gerçek arkadaşlığın anlamını öğrenecekler. İyi bir arkadaşın kalpten en iyi çıkarlarına sahip olacağını ve arkalarını kollayacağını öğrenirler.

Okulda Arkadaşlık Kuramayan Çocuklar İçin Ailelere Öneriler

Ayrıca spora yönlendirmek, resim, müzik, tiyatro gibi ilgi duyduğu alan belirlenir. Çocuğun kendini geliştirmesini sağlayacak kurslara göndermek de yarar sağlayacaktır. Bazen çocuklar arkadaş ortamında saldırgan tavırlar sergiler. Oyuncaklarını paylaşmayan, kendinden daha küçük ya da daha büyük çocuklarla oynamayı tercih edebilir. Özellikle arkadaş edinemeyen çocuklar ebeveynlerinin eğitimle ilgili hatalar yaptıkları sıklıkla tespit edilmektedir. Çocuğa küçük yaşlarda sınırlarını öğretmek önemlidir. Ebeveyn ile çocuk arasındaki ayırım tam ve net konulmalıdır. Aşırı serbest ya da aşırı katı eğitim sergiledikleri bilinmektedir.

Arkadaş edinme ve arkadaşlığı koruma yeteneği, öğrenilmesi gereken bir beceridir.

Arkadaş edinmek ve arkadaş tutmak bir beceridir. Bazı arkadaş edinemeyen çocuklar bunu genç yaşta doğal olarak geliştirirken, diğerleri daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Bazı durumlarda, çocuklar bağlantı kurabilecekleri kimseyle tanışmamıştır. Farklı zorluklar da yoluna çıkabilir. Bazı çocuklar başkalarıyla konuşmak için çok gergin veya endişeli olurlar. Bazıları bir sohbet başlatabilir, ancak konuşacak şeyler bulmakta zorlanırlar. Veya diğer çocukların dinlemediğini fark etmeden diğer çocukların ilgilenmediği bir şey hakkında konuşabilirler.

2/ Çocuk danışmanlığı

problemin yarattığı duygusal ve davranışsal sorunların farkında olmazlar, 

Çocuk zihni bir yetişkinin zihninden çok farklı şekilde işlemektedir, çocukluk döneminde çocuk büyütülürken bilinçsizce yapılan sağlıklı bir yöntem gibi görünen sağlıksız yöntemler çocuğun bireysel gelişiminde büyük bir hasar bırakabilir. Çocukluk dönemindeki zihinsel, duygusal, sosyal gelişimin hızlı bir şekilde devam etmesi bu dönemde ortaya çıkan sorunlara dikkatli ve hızlı bir şekilde müdahale edilmesi gerektiğini göstermektedir, çocuk danışmanlığı bu noktada olaya dahil olmaktadır. Çocuk danışmanlığı çocukluk döneminde ortaya çıkan sorunların gelişimsel süreçte tıkanıklık oluşturmaması, yetişkinlikte tıkanıklığın belirtilerinin gözlemlenmemesi ve gelişimin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için bu tıkanıklığı önlemeyi ve tıkanıklığın ortaya çıkardığı sorunu önlemeyi amaçlar. Bunun dışında ailelerin de bu sürece sağlıklı bir şekilde katılımı önem arz etmektedir bu noktada aileye çocuğun gelişim dönemine uygun şekilde sağlıklı iletişim yolları, çatışma yaşanan durumlarda uygun davranış şekilleri şeklinde talimat verilmektedir.

Her gün yeni deneyimler kazanarak hayatına devam eden, kazandıkları deneyimler sayesinde duygusal ve davranışsal olarak değişime uğrayan çocukların, bu dönemlerde psikolojileri de sürekli değişime uğramaktadır. Bu yeni deneyimleri kazandıkları dönemlerde çocukların sosyal ve duygusal açıdan esnekliğe sahip olabilmesi, yaşının getirdiği gelişimsel gereklilikleri yerine getirebilmesi, yaşadığı problemlerin yaşına ve gelişimine uygun şekilde üstesinden gelmesi ve sosyal çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurması beklenmektedir. 

Çocuklar psikolojileri değişime uğrarken yaşadıkları problemleri ve problemin yarattığı duygusal ve davranışsal sorunların farkında olmazlar, bu ortaya çıkan sorunların ihtiyaçlarını da sosyal çevrelerine iletirken problem yaşayabilirler. Bunun sebebi de çocuğun yaşadığı sorundan haberi olmaması ve buna bağlı olarak ilettiği bilgilerin doğruluğunu bilmemesi ve bilgileri iletmenin sağlıklı yolunu bulamama, buna göre davranamamasıdır.

Yapılan araştırmalara göre çocukların değişime maruz kaldığı bu dönem yani çocukluk döneminin olumlu veya olumsuz etkileri yetişkinlik yaşantısına kadar uzanan oldukça ciddiye alınması gerekilen önemli bir dönemdir bunun sebebi araştırmacılara göre çocukluk döneminde gözlemlenen ve öğrenilen bilgi birikimlerinin yetişkinlik yaşantısında, karakteristik özelliklerini, sosyal çevresine adaptasyonunu, öz güvenini, öz şefkatini, öz saygısını ve benlik bilinci gibi kişiliğini oluşturacak etmenleri büyük ölçüde belirlediğini göstermesidir.

Çocuk danışmanlığı neden önemlidir?

Çocukların dünyayı algılama biçimleri 

Çocukların dünyayı algılama biçimleri ile yetişkinlerin dünyayı algılama biçimleri ve ona göre davranma şekilleri arasında farklılıklar vardır, yetişkinler için kolay ve üstesinden gelinebilir olan konular çocuklar için içinden çıkamayacak kadar dehşet verici bir durum olabilir. Çocuklar ne konuda yardım istediklerini ve neye ihtiyaç duyduklarını anlatmakta daha az kapsamlı bir yapıya sahip oldukları için bu durumda yeterli desteği ve gerekli çözüme ulaşmayan çocuklarda birtakım sorunlar gözlemlenebilir.

Çocuk danışmanlığı bu noktada çocuğun yaşına uygun iletişimi, oyunlarla, oyuncaklarla, resimlerle ve hikayelerle kurarak çocuğun ihtiyacı olan karmaşık duygulardan kurtulmayı, yaşadığı probleme uygun başa çıkma stratejilerini öğretmeyi, duygu ve davranışlarındaki farkındalığı arttırarak kendini sağlıklı yolla ifade etmesini sağlamayı ve uzun vadede yaşam kalitesini arttırmayı hedefler.

yeterince ilgi ve sevgi görmesi, 

Çocuk istismarı çocuk ve gençlerin ihmali, boşlama, ilgisizlik, önem vermemeyi içerir. Bir başka deyişle ihmal deyince ilk olarak yapılması gerekenlerin yapılmaması akla gelir. Doğumdan itibaren, çocuğun barınması, beslenmesi, giyinmesi, eğitilmesi, sağlığının korunması gibi bedensel ihtiyaçlarının yanı sıra, yeterince ilgi ve sevgi görmesi, şiddete dayalı olmayan ortamda yetişmesi gerekir.

Temel ihtiyaçlardan herhangi birinde bir aksama söz konusu olursa ortada çocuk ihmalinin varlığından söz edilebilir. Çocuk ve gençlerin istismarı fiziksel, duygusal ve cinsel yönden oluşan sorunları kapsamaktadır. İstismarda kısaca yapılmaması gerekenlerin yapılmasıdır. Fiziksel, cinsel, duygusal olarak bir insana ya da çocuğa yapılmaması gerekenlerin yapılıyor olması ortada istismar olduğunun göstergesidir. İstismar dışarıdan, yabancı bir insan tarafından gelebileceği gibi aile içinde de gerçekleşebilir. Cinsel tacizlerin sürekliliğinde, olayı bilen diğer aile bireylerinin susması önemli rol oynamaktadır. Özellikle anne susup, gizlemekle beraber, kendi cinsel rollerini kızına yükleyerek ensest ilişkilerin yaşanmasına sebebiyet vermektedir.

ihmal ve istismarlar

Çocuk yetiştirme sırasında yaşanan ihmal ve istismarlar nedir?

Yaşça, belirli bir olgunluğa erişmemiş çocuklarda bunu “sevgi” olarak nitelendirdikleri için ya da korktukları için gizleyebilirler. Fiziksel şiddet, dövme, yaralama, çocukla cinsel ilişkiye girme ya da zorlama, cinsel organına dokunma, pornografik yayınlar izletme, duygu sömürüsü yapma, duygusal olarak kullanma gibi davranışlar ne bir insana ne de bir çocuğa yapılmaması gereken davranışlardır. Gerek fiziksel, gerek duygusal gerekse cinsel istismarda olsun çocuğun zarara uğraması söz konusudur.

Çocuğun yetiştirilmesinde ihmal ve istismar bedensel gelişimi ve yaşam süresini kısıtlar. Çocuğun ruhsal gelişiminde ise de kendine güvensiz, arkadaş ve toplumsal ilişkilerinde beceriksizlik yaşanır. Bu çocuklar, sağlıklı bir kimlik duygusu ve bir kişilik gelişimine sahip olmayan bir birey olarak yetişecektir. Ergenlik ve yetişkinlik dönemine de bu özellikleriyle devam edecek, bu kez kendileri de aynı tutumları sergileyecektir. Dolayısıyla çocuk ihmal ve istismarı yaralayıcıdır.

Çocuğun ve Gencin İhmal ya da İstismara Uğradığını Gösteren Belirtiler Nelerdir?

  • Çocuğun vücudunda yara, kesik, morluk, kırık, çıkık olmasıdır.
  • Çocuğun  cinsel organında morluk, kanama görülmesidir.
  • Bir yaş ve öncesinde görülen kafa travması veya kırıklar uyarıcıdır.
  • Çocuğun fark edilir düzeyde çevresine ilgisiz olmasıdır.
  • Çocuğun fark edilir düzeyde ürkek, kaygılı ya da saldırgan olmasıdır.
  • Çocuğun fiziksel olarak iyi durumda olmamasıdır. Aç, yorgun, solgun, uykusuz gözükmesi olarak örnek verebilir.
  • Çocuğun duygusal açıdan iyi durumda olmaması, abartılı duygusal davranışlar göstermesidir.
  • Çocuğun sosyal açıdan iyi durumda olmaması, çevresiyle iletişim kurmada güçlük çekmesidir. Kişiler arası ilişkide agresyona rastlanmaktadır.
  • Çocuğun cinsel konularda yaşıtlarından daha fazla bilgiye sahip olmasıdır.

Çocuk istismarı Uğrayan Çocuklarda ve Gençlerde Ne Tür Davranışlar Görülür ?

  • İhmal ya da istismara uğrayan çocuklar, yaşıtlarına oranla depresyona daha meyilli olurlar.
  • İhmal ve istismarda başta aşırı hareketlilik, sırasını bekleyememe görülebilir ve yetişkinlerin konuşmasını bölebilirler.
  • Ani, içinden geldiği gibi davranışlar/ataklar gösterirler.
  • Öğrenme güçlükleri çekerler.
  • Kazalara daha fazla maruz kalırlar.
  • Korku, kaygı, öfke, utanma, saldırganlık gibi duyguları daha yoğun yaşarlar.

Çocuk istismarı yaşayan çocukta neler gözlenir?

  • Davranış problemleri gösterirler. Çocuklar genellikle stres uyaranlarına normal olmayan tepkiler gösterebilirler. Özellikle, 0–3 yaş arası çocuklarda yeme ve uyku bozukluğu, yabancılardan korkma ve yaşına uygun olmayan cinsel oyun oynama görülür. 3–6 yaş arasında ise, çocuklarda bebek gibi konuşmalar, sosyal olarak geri çekilme ya da birine yapışma, cinsel oyunlar ve mastürbasyon, boyun eğici davranışlar, yeme ve uyku bozuklukları, altına kaçırma ve agresyon gözlenmektedir.
  • İhmal ve istismara maruz kaldıkları kişi ya da yerlere karşı korku geliştirirler.
  • Yaşıtlarına oranla ölüm oranı daha sık görülür. İntihar eğilimleri daha fazladır.
  • Yaşıtlarına oranla suça karışma durumları daha fazladır.
  • Aradan uzun zaman geçse bile, yıllar sonra ihmal ya da istismara maruz kaldıkları kişilerden intikam alabilirler.
  • Yaşıtlarına oranla madde bağımlısı olma ihtimalleri yüksektir.
İhmal ya da çocuk istismarı Çocukları ve Gençleri Korumak İçin Neler Yapılmalıdır?

Anne- baba olarak, cinsel taciz konusunda bilgili ve bilinçli olmak gerekir. Bu konuda çocukları da uyarmak ve bilgilendirmek çok önemlidir. Bu konuda çocuklarınıza şunları söyleyebilirsiniz: “ Hiç kimsenin senin, özel yerlerine dokunmaya, seni öpmeye ve seni kendi özel yerlerine dokundurmaya hakkı yoktur. Birinin senin özel yerlerine dokunmak istemesi ya da senden kendi özel yerlerine dokundurmak istemesi saklanacak bir sır değildir. Anlatmama sözü vermiş olsan da, başına kötü şeyler geleceği söylense de, böyle bir durumda mutlaka anlatmalısın ve bu kesinlikle sır olarak kalmamalıdır.”

Öğretmenler, yakın akrabalar ve komşular da bilinçlendirilmeli ve bu bilgilerin tamamlanmasına iştirak etmeleri sağlanmalıdır. Çocuğun gelişimini takip etmeniz, olağandışı bir durumu fark etmenize yardımcı olur. Çocuklar, zor durumda kaldığında kimlerden yardım alabileceği konusunda bilgilendirilmeli ve cesaretlendirilmelidir. Çocuğun huzur ve sevgi dolu bir ortamda yetişmesinin sağlanması da çok etkilidir.

Çocuk istismarı Psikolojisi İpuçları

Çocuğu severken çocuğa sevgi göstermenin yolu çocuğu ellemek, ısırmak, çimdiklemek olmadığını anlatmak gerekir. Böyle sevilen çocuklar sevgiyi gösterme yolunun “dokunmak” olduğu yargısına kapılabilirler. Dolayısıyla bu da istismar ile sevgiyi ayırt edememelerine neden olabilir. Yabancı insanlarla öpüşmemesi, fazla yaklaşmalarına müsaade etmemeyi ve kuşkulu davranışların ne olacağı öğretilmelidir. Rahatsızlık duyduğu bir konu olursa da mutlaka anlatması gerektiği vurgulanmalıdır. Kendine güven duyabilmesi için, istemediği bir durumda “hayır” diyebilme becerisini kazanmasına yardımcı olunmalıdır. Bu konuda bir sorun yaşanırsa okulda rehber öğretmeni ya da psikologu ile görüşülmelidir.

İhmal ya da çocuk istismarı mağduru olduğunu düşündüğünüz çocukları, çevrenizdeki en yakın sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme bürolarına ya da polis karakoluna bildirmelisiniz.

Zararlı maddelerden mümkün olduğunca uzak durması sağlanmalıdır. Madde kullanan çocukların otokontrol sistemleri zayıflamaktadır. Anne ve babalar çocuklarının çevresi hakkında bilgi edinmelidir. Arkadaşları kimdir, boş zamanlarında nerede, neler yapar, zamanını nasıl değerlendirir takip etmelidir. Çocuk, aile ile psikiyatrik değerlendirme ve gözlem altına alınmalıdır. Aile içinde gerçekleşen bir ihmal ve istismar söz konusu ise, gerektiğinde çocuk aileden uzak tutulmalıdır.

Çocuk ihmal ve istismarı konusunda size yardımcı olmak için buradayız. Bizimle hemen iletişime geçerek, stres faktörlerini nasıl ortadan kaldıracağınız veya hayatı nasıl kolaylaştıracağınızı planlamaya başlayın. Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı

Çocuk istismarı 

Çocuk istismarı ve ihmali çocuklarda ileri dönemde kalıcı ruhsal iz bırakacak Çocuk istismarı ya da istismar sadece fiziki olarak yapılan vurma, bedene zarar verme ya da cinsel taciz değildir. Kendi başına hayatta kalabilecek güçte olmayan çocuğun, basit ihtiyaçları giderilmemesi, ihtiyaçlarının ihmal edilmesi de aslında bir istismar olarak kabul edilebilir. İstismar gören bir çocuğun yaşadığı deneyimler fiziksel, psikolojik, duygusal hatta davranışsal olarak hayatı boyunca gelişimini ve bütünlüğünü etkileyebilir. Yani bedende gördüğümüz bir şiddet izi buz dağının görünen kısmı gibidir. Görünmeyen kısmı hatta ve hatta bedende bile izi olmayan duygusal yaralar açan kısmı daha derin ve önemlidir.

Çocuk istismarı ve ihmali üzerine sadece ülkemizde çalışmalar yapılmamıştır. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yayınladığı tanıma göre “sorumluluk, güven ya da güç ilişkisi içerisinde çocuğun sağlığını, yaşamını, gelişimini ya da itibarına fiili ya da olası zarar vermeyle sonuçlanan her türlü fiziksel, duygusal, cinsel, ihmal ve ihmalkâr tutumları kapsayan her türlü davranış ve sömürme çocuk istismarıdır”. Özetle, çocuğun sağlığını, fiziki ve/veya psikolojik, her türlü gelişimini etkileyen bilerek ya da bilmeyerek, bir yetişkin, grup, toplum hatta devlet tarafından yapılan her türlü hareket ve davranış “çocuk istismarıdır” diyebiliriz.

Çocuk ihmali ve istismarı fiziksel, duygusal ya da psikolojik ve cinsel olarak 3 şekilde kategorileştirir.

Fiziksel İstismar: Çocuğun kaza dışında fiziksel açıdan zarar görmesi ve bedensel bütünlüğünün bozulmasıdır. Tokat/yumruk atmak, vurmak, tekmelemek, fırlatmak; ısırmak, vurmak, yakmak; belli nesnelerle zarar vermek; saç/kulak çekmesi vb.

Duygusal ya da psikolojik istismar: Çocuğun duygusal bütünlüğüne ve kişilik gelişimine zarar veren her türlü davranıştır. Görmezden gelmek, duygusal olarak yokmuş gibi davranmak; ihtiyacı olan sevgi, ilgi ve yakınlığı göstermemek; yeterli fiziksel temasta bulunmamak; destek olmaksızın sürekli eleştirmek; dalga geçmek, lakap takmak, aşağılamak (“beceriksizsin”, “iyi değil”, “bir şeyi beceremiyorsun”, “değersizsin”)

Cinsel İstismar: Çocuğun bir yetişkin veya cinsel açıdan olgun ergen tarafından cinsel uyarım ve doyum için kullanılmasıdır. Temas içeren cinsel istismar: cinsel dokunma/mahrem bölgelere temas içeren her türlü davranışlar; fuhuş için kullanılma; taciz
Temas içermeyen cinsel istismar: sözlü taciz/cinsel içerikli konuşma (karşı taraf üzerinde yarattığı etkiye dikkat etmeden); video, fotoğraf gibi pornografik materyallerin gösterilmesi; cinsel içerikli fotoğraflarının, videolarının çekilmesi veya pornografik amaçlı kullanılması; teşhircilik; röntgencilik

İhmal: Ebeveynler ya da çocuğa bakım verenler tarafından yeterli bakımın sağlanmadığı ve çocuğun bütünlüğüne ve gelişimine etkisi olan her türlü davranış (beslenme, giyinme, barınma, öz bakım ya da rehberlik etme gibi).

Doğru sanılan Yanlışlar

  • Yanlış: Sadece şiddet varsa istismardır. 
  • Doğru: Fiziksel istismar, istismarın sadece bir çeşididir. İhmal, duygusal ya da cinsel istismar da aynı şekilde etkiler ve zarar verir. Belirtileri görünür olmaması, istismar olmadığı anlamına gelmez.
  • Yanlış: İyi yetiştirilmiş ya da okumuş ailelerde istismar gerçekleşmez. 
  • Doğru: İstismar ve ihmal sadece dezavantajlı ya da kötü yetiştirilmiş ailelerde olmaz. Bu tarz davranışlar kültürel, ekonomik ya da ırk gibi seçimler yapmaz. Bazen dışardan çok güzel gözüken ailelerin içeride çok farklı hikayeleri olabilir.
  • YanlışÇocuk istismarcıların çoğu çocuğun tanımadığı kişiler ya da yabancılardır. 
  • Doğru: Yabancı ya da tanınmamış kişilerden istismarda bulunsa da çoğu istismarcılar ya aile üyeleridir ya da aileye yakın bireylerdir.
  • Yanlış: İstismar gören çocuklar büyüdüklerinde istismarcı olurlar.
  • Doğru: İstismar gören çocukların, döngü olarak yetişkinliklerinde bilinçdışı şekilde istismarı tekrarlama eğilimleri vardır. Ancak, eğer çocuklara gerekli müdahalelerde bulunursa ve destek sağlanırsa, çocuklar iyi birer birey ve ebeveyn olabilir ve bu istismar döngüsünü kırabilirler

İstismarın ve İhmalin Etkileri

Fiziksel Etkileri:

  • Bedensel yaralanmalar (kalıcı izler, morluklar, yanıklar, yaralar, kırık ve çatlaklar)
  • Beyin hasarı
  • Merkezi sinir sistemi hasarları
  • Engellilik
  • Göz hasarı
  • Cinsel ya da üreme sağlığı problemleri
  • Cinsel işlev bozuklukları
  • Cinsel yolla bulaşan HIV/AIDS gibi hastalıklar

Psikolojik ve Ruhsal etkiler

  • Bilişsel bozukluk
  • Depresyon ve kaygı bozuklukları
  • Gelişimsel gecikmeler
  • Yeme ve uyku bozuklukları
  • Post travmtatik stres bozukluğu
  • Psikosomatik bozukluklar
  • Utanç ve suçluluk duygusu
  • Düşük öz güven

Davranışsal Etkiler

  • Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı
  • Düşük okul performansı
  • Zayıf ilişkiler
  • Kendine zarar verme davranışları ve intihar girişimleri
  • Fiziksel kontak kurmada rahatsızlık duyma
  • Suç, şiddet gibi risk taşıyan davranışlara yatkınlık
  • Hiperaktivite

Çocuk istismarı ve ihmaline müdahale üzerine söylenecek ilk söylem ”Bir bakış bir hareket her şeyi değiştirebilir” olmasıdır. Bu yüzden lütfen bu hassas konuda fazlasıyla dikkat edelim. Eğer çevrenizde istismardan şüphelendiğiniz bir durum var ise lütfen ilgili kurumlara bildirin: ÇİMER, küçük yerleşkelerde polis ya da jandarma gibi kurumlara başvuru yapmaktan kaçınmayın.

Erken müdahale için birey ve ebeveyn olarak, istismar ve ihmal hakkında bilgilendirmeler edinebilir, kaynaklar takip edebilirsiniz. Ebeveyn ve bakım verenler için açılan destek gruplarına katılabilirsiniz. Bu konuda bilgi ve beceriye sahip olmak hem kendiniz hem de çevrenizde istismar gören çocuklara yardımcı ve destek olmanızı sağlayabilir, erken müdahale ile çocukların hayatlarına dokunabilirsiniz.

İstismara maruz kalmış çocuklar için lütfen verebileceğiniz destek dışında profesyonel destek almaktan kaçınmayın. Bu durumda sorumluluk ve suç çocuğunuza ait değildir. Sakin kalıp ona onun yanlış bir şey yapmadığını tekrar tekrar anlatmanız ve güvenliğini sağlamanız gerekmektedir. Profesyonel olarak bireysel danışmanlık, oyun terapisi, kum tepsisi ya da psikoeğitim gibi psikoterapik müdahalelere başvurabilirsiniz. İstismar gören ve bu sebeple travmatize olmuş bir çocuğun çözümlenmeyen travma deneyimi hayatı boyunca onu etkileyecek ve her adımında karşısına çıkacaktır. Hatta farkında olmadan bile ileride kendi çocuklarına da aynı şekilde istismar gösterme ihtimali vardır. Bu yüzden “lütfen sessiz kalmayalım!”

Comments are closed.