logo

Bazen dünyanın en zor mesleğidir, kendi duygularına tercüman olmak.

Gıda Mühendisliği eğitiminin altyapısında detaylı olarak verilen bilimsel ve teknik yaklaşım teknikleri, sektöre profesyonel bir bakış açısı getirmiş ve güvenli ve verimli gıda üretimini bir üst boyuta taşımıştır. Günümüzde Gıda Mühendisleri sektörde aranan meslek gruplarından biri haline gelmiştir.

Son yıllarda, artan nüfusa bağlı olarak artan gıda tüketimini karşılayabilmek adına yapılan teknik ve bilimsel çalışmalar ivme kazanmıştır. Bu noktada, gıda sektöründe ve ortak çalışmaların yapıldığı yan sektörlerde iş bilir elemanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Gıda Mühendisinin görevleri…

  • Gıdaların işlenmesi, paketlenmesi ve korunması için yeni teknikler geliştirmek
  • Hijyen ve gıda güvenliği standartlarını sağlamak
  • Gıda numunelerini test etmek, incelemek ve rapor hazırlamak
  • Yiyecekler içerisinde katkı maddelerinin kullanımını denetlemek
  • Mevcut gıda üretim tarifleri değiştirmek ve yenilemek
  • Yeni ürün fikirleri geliştirmek,
  • Üretim için yeni ekipman ve sistemler tasarlamak ve planlamak
  • Üretimi ve performansı değerlendirmek
  • Mevcut ekipmanı ve sistemleri takip etmek
  • Projelerin özelliklerini ve kapsamını belirlemek
  • Gıda üretim şirketleri için pazarlama ve teknik destek sunmak

Yurt içinde ve yurt dışında gıda ürünlerini üreten, işleyen ve dağıtan şirket ve işletmelerde üretimde, AR-GE, kalite kontrol ve kalite güvence, satış bölümlerinde ve tedarik zincirinde, yönetici, mühendis veya laboratuvar görevlisi olarak çalışabilecekleri gibi kamu personeli olarak bakanlıklarda ve İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinde de görev alabiliriler. Ayrıca kalite belgeleri veren kurumlarda denetçi olarak da çalışabilirler.

Gıda Mühendisliği, tarladan çatala her kademede gıda ürünlerinin, tüketiciye kaliteli ve güvenli olarak sunulması için, tüm süreçlerin (tedarik, Ar-Ge, üretim, kalite kontrol, ambalajlama, depolama ve lojistik) eksiksiz ve standartlara uygun olarak tasarlandığı, takip edildiği ve yönetildiği çok disiplinli bir mühendislik dalıdır.

Beynelmilel alanda Arazi Yönetimi olarak bilinmektedir.Harita Mühendisliği Bilim Dalı altında Coğrafi Bilgi Sistemleri olarak kurulmuştur. Kamu ölçmeleri ana bilim dalı, ülke toprak politikası bazında mülkiyet hakları, çevresel değerler ve toprak kullanım bilgilerine göre arazi yönetimi, kentsel ve kırsal toprak düzenlemesi, gayrimenkul değerlemesi ve finansmanı, kamulaştırılmasıdır. Özet olarak iyelik haklarının tanzim edilmesi ve biçimlendirilmesi gibi konularla uğraşan bilim dalıdır.

Kartografya ana bilim dalı, coğrafi ve mekansal verilerin modellenmesi, işlenmesi, çözümlemesi, sunumu, görselleştirilmesi, harita dizaynı ve idare edilmesi, meydana getirilmesi ve teksir edilmesi üzerine araştırma ve eğitim öğretim çalışmalarıyla ilgilenir.

İnsanlar arasında etkileşim arttıkça ve dünya medenileştikçe ,aidiyet mefhumunun önemi kavranmış ve insanlar sahip oldukları toprakları ölçme ihtiyacı hissetmişlerdir. Ölçme tekniği, günümüzde bütün meslek disiplinlerinin gereksinimi olan bir branşı haline gelmiştir. Gelişen ve yenilenen son teknoloji uydu bazlı konum belirleme sistemleri (GPS; Küresel Konumlama Sistemi) ve uygulamaları, mühendislik konstrüksiyonlarının deformasyon ve deplasman ölçmeleri, yer kabuğu hareketlerinin takip edilmesi,yatay ve düşey jeodezik kontrol ağları tesisi, kara yolu, demir yolu, köprü, baraj, tünel projeleri ve uygulamaları gibi pek çok şey ölçme tekniğinin çalışma sahası içerisinde yer alır.

Tüm dünyada fotogrametrinin en büyük gelişim sağladığı zamanlar birinci ve ikinci dünya savaşlarının olduğu zamanlardır.Özellikle ikinci dünya savaşı sırasında foto yorumlama uygulamaları başta olmak üzere hava fotoğraflarından oldukça geniş ölçüde yararlanılmıştır.Fotogrametrik değerlendirme yöntemleri için ilk başta analog ve analitik yöntemler birlikte kullanılırken son zamanlarda teknolojik gelişmeler sayesinde analog fotogrametri yerini sayısal fotogrametriye bırakmıştır.Dünyada tüm bu gelişmeler yaşanırken ülkemizdeki fotogrametri çalışmaları 1929 yılında başlamıştır.Ne yazık ki uygulamadaki bazı engeller nedeniyle ülkemizin 1/25000 ölçekli topoğrafik haritalarının üretimi 1937 yılına başlamış 1968 yılında tamamlanmıştır.Ülkemiz çalışmaların bir bütünlük içerisinde gerçekleşmesi ve bu çalışmalarda bulunan çalışanların arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla 1974 yılında bugünkü adı ‘Ulusal Fotogrametri ve Uzaktan Algılanma Birliği” (TUFUAP) olan bir kurum kurmuştur. TUFUAB’ın en önemli amaçlarından biri Uluslararası Fotogrametri ve Uzaktan Algılama Birliği (ISPRS) ile ülke çıkarlarına uygun olmak kaydıyla entegre bir şekilde çalışarak diğer ülkelerdeki fotogrametri ve uzaktan algılama ile ilgili gelişmeleri takip etmektir. TUFUAB’ın bir diğer önemli amacı ise ülke içerisinde fotogrametrik etkinliklerde bulunan kurum veya kişiler arasındaki ortak çalışma düzenini belirleyip fikir alışverişini sağlamaktır.

Fotogrametri ile ilgili çalışmalar Leonardo Da Vincinin 1492 yılında optik izdüşüm ilkeleri alanında yaptığı çalışmalar ile başlar.Farklı bilim dallarındaki bilim adamlarının fotogrametri ile ilgili çalışmaları ünlü matematikçi Henry Lambert’in 1759 yılında yazdığı kitabında fotogrametri sözcüğünü ilk kez kullanması ile somut bir anlam kazanmıştır.Harita üretimi için alınan ilk hava fotoğrafı 1838 yılında Pariste fotoğrafçı olan Touenachon tarafından ve bir balon üzerinde çekilmiştir.İlk stereoskopik alım ise Berlin’de bir zeplinden gerçekleştirilmiştir.

Fotoğraf veya görüntüleri metrik kamera yada özel algılayıcı sistemler sayesinde kayıt edip daha sonra bu fotoğraf veya görüntülerin yardımıyla cisimlerin boyutlarını,şekillerini ve konum bilgisini güvenilir bir şekilde ölçüp yorumlamayı amaçlayan bilim ve teknolojidir.
Jeodezi: Basit tarif olarak yer ölçmesi manasına gelir. Genel bir ifade ile, zamana bağlı olarak yerin şeklini, büyüklüğünü ve yer yuvarlağının gravite (ağırlık) alanını saptamakla ilgilenen bilim dalıdır. Yerin geometrik şeklinin tayin edilmesi ve haritaya aktarılması matematiksel jeodezinin, gravite alanının belirlenmesi fiziksel jeodezinin konusudur. Ölçme tekniği, günümüzde bütün meslek disiplinlerinin gereksinimi olan bir branşı haline gelmiştir. Gelişen ve yenilenen son teknoloji uydu bazlı konum belirleme sistemleri (GPS; Küresel Konumlama Sistemi) ve uygulamaları, mühendislik konstrüksiyonlarının deformasyon ve deplasman ölçmeleri, yer kabuğu hareketlerinin takip edilmesi,yatay ve düşey jeodezik kontrol ağları tesisi, kara yolu, demir yolu, köprü, baraj, tünel projeleri ve uygulamaları gibi pek çok şey ölçme tekniğinin çalışma sahası içerisinde yer alır.

Özellikle toplum içinde “kentsel dönüşüm” adı verilen, niteliğini kaybetmiş, afete duyarlı ve köhneleşmiş yapı alanlarının, çağdaş, kent anlayışına uygun, afete karşı dayanıklı ve altyapı hizmetlerinin eksiksiz sağlandığı yapı alanlarına dönüşümü için gereken finansman kaynaklarının bulunması ile ilgili çalışmalar, mesleğimizin ilgilenmek zorunda olduğu alanlardan biridir. Kıt bir kaynak olan araziden elde edilecek değer artışının tespiti ve bunların vergilendirilmesi süreçleri de, mesleğimizin önemli bir uğraşı alanıdır. Diğer bir taraftan, kırsal alanların gelişmesi ve verimliliğinin artması için gerçekleştirilen arazi düzenlemeleri ve bunun için gereken teknik uygulamalar ile, sadece kentlerde değil, aynı zamanda kırsal alanlarda da arazi yönetimi anlayışını benimsemekteyiz. Geomatik Mühendisliği, aynı zamanda Türkiye’nin kentsel ve kırsal kalkınması için yeni standartlar, araçlar ve performans göstergeleri geliştirmektedir. Finansman ve yerel yönetimler konularında piyasadaki profesyoneller ile organik bağları bulunan bölümümüz, aynı zamanda bu konularda uzmanlaşmak isteyen mezunlarımıza da, İstanbul Okan Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde açılmış olan Kentsel Dönüşüm Yüksek Lisans Programı ve Arazi Yönetimi ve Kullanımı Doktora Programında eğitim imkânı da sunmaktadır.

Türkiye’nin demografik ve ekonomik dönüşümü, kentsel büyüme ve ekonomik büyümenin birbirine koşut olarak gerçekleştiği, dünyanın en çarpıcı örneklerinden birisi olmuştur. Türkiye’yi diğer birçok gelişmekte olan ülkelerden ayıran özellik, mekânsal ve ekonomik dönüşümünün hızı, ölçeği ve coğrafi çeşitliliği olmuştur. Türkiye’nin gereksinimleri göz önünde bulundurulduğunda, gerek sürdürülebilir kalkınma gerekse kamu ve özel sektör yatırımlarının verimlilik kazanabilmesi adına, ülkemizdeki arazi yönetimi ve kullanımı, taşınmaz değerleme ve geliştirme, altyapı hizmetleri için gereken teknik çalışmalar ve bunlar için gereken verilerin derlendiği envanter çalışmaları (arazi ölçmeleri, fotogrametri, uzaktan algılama vb.), mesleğimizi doğrudan ilgilendirmektedir. Envanter çalışmaları için ne yazık ki ülkemizin daha iyi tasarlanmış bir sisteme ihtiyacı vardır ve bu konuda meslektaşlarımızın yoğun faaliyetleri bulunmaktadır. Günümüzde, araziyle ilgili mülkiyet haklarının kamu tarafından düzenlenip güvence altına alınmasına yönelik bir arazi yönetimi serbest piyasa ekonomisin ana bileşeni ve gelişmiş bir yaşam standartlarına erişimin öncelikli adımı olarak görülmektedir. Arazi Bilgi Yönetimi ve yönetim düzeneklerinin oluşturulmasının gerekliliği; bilgi toplamak için gerekli teknolojiyi sağlamayı, bilgilerin etkili biçimde kullanılması yollarının aranmasına, bilgi sistemlerinin oluşturulmasına, geliştirilmesine, neden olmuştur.

Geomatik Mühendisliği (Harita Mühendisliği), yeryüzü ve içinde bulunduğumuz çevre hakkında gereksinim duyulan ölçümlerin yapılması, verilerin derlenmesi (toplanması), analizi ve yönetimini içeren bilim ve meslek dalıdır. İçerdiği profesyonel eylemler arasında; Arazi yönetimi, Kentsel dönüşüm, Kırsal ve kentsel alanların düzenlenmesi ve yönetimi, imar planlarının uygulanması, taşınmaz değerleme
• Mühendislik ve madencilik Ölçmeleri, tüm ulaşım altyapısı, tüneller, otoyollar, köprüler için gereken ölçme faaliyetleri.
• Dünya yüzeyi üzerindeki nesnelerin, harita ve model formlarında 3 boyutlu bilgi haline getirilmesi için ölçülmesi.
• Fotogrametri ve uzaktan algılama teknolojileri
• Üretilen verilerin coğrafi bilgi sistemleri ile bütünleşik olarak görüntülenmesi, saklanması ve analiz edilmesi bulunmaktadır.

Enerji sistemleri mühendisliği bölümü oldukça kıymetli bölümlerdendir. Bu bölümden mezun olan enerji mühendisleri hem kamuda hem de özel sektörde kendilerine iş bulabilirler. Ancak gittikçe artan mezun sayısından kaynaklı atamada sıkıntılar yaşanmaktadır. Kendini geliştirmiş olan bir enerji mühendisi her zaman kendisine iş bulabilir. Yurt dışına açılan kişiler ise kendileri için çok daha iyi bir kariyer planlaması yapmış olur. İş imkanları oldukça iyi olan bölümlerden bir tanesidir.

Enerji mühendisi olmuş kişilerin belli başlı bazı sorumlulukları vardır. Temel sorumluluğu enerji üretimi ve yönetimidir. Enerji sistemleri mühendisliğinden mezun kişinin işleri şunlardır:

  • Alternatif veya yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik eder.
  • Bina otomasyon sistemleri için enerji yönetimi prosedürlerini hazırlar.
  • Yüksek enerji tüketen kaynakları belirlemek ve bu alanda uygulanmak üzere enerji verimliliğini arttıracak süreçler geliştirir.
  • İklim kontrol sistemleri, gün ışığı tasarımı gibi enerji verimli sistemlerin kurulumu için mühendislere danışmanlık yapar.
  • Enerji verimli tasarımın uygulanması için teknik raporlar hazırlar.
  • Enerji yönetimi gibi konularda personel veya müşterilere eğitim verir.
  • Enerji modelleme, ölçüm, doğrulama veya devreye alma işlemlerini gerçekleştirir.
Enerji sistemleri mühendisliği bölümünden mezun kişilere enerji mühendisi adı verilir. Enerji mühendisleri maliyetleri düşürmek, karbon emisyonlarını azaltmak ve çevresel hasarı en aza indirmek için enerji üretmenin yollarını ararlar.
Çevre Mühendisliği, yaşayan organizmaların sağlığını koruyacak, geliştirecek ve çevrenin kalitesini artıracak çözümler üretmek için çalışmalar gerçekleştiren profesyonel bir mühendislik disiplinidir. Çevre mühendisliği inşaat mühendisliği, kimya mühendisliği ve makine mühendisliğinin bir alt disiplinidir. Kimya, biyoloji, ekoloji, jeoloji, hidrolik, hidroloji, mikrobiyoloji ve matematik gibi geniş bilimsel konulardan beslenerek çalışma alanlarını belirler.

İstatistiksel analiz, endüstri mühendisliğinin zeminidir. Faydalandığı tüm veri setleri, istatistiğe dayalıdır. Operation Research, belirli bir amaç için en uygun çözümü, matematiksel ve bilimsel yöntemlerle tespit etme şeklidir. Endüstri mühendisleri, bu şekilde çalışmaktadır. Üretim ve metot mühendisliği, endüstri mühendisliğinin en çok çalıştığı alandır. Mühendislik dalının en önemli aşamaları arasında ise üretim planlama aşaması yer almaktadır. İnsan, iş gücü, makine, teçhizat, malzeme, satış, satış sonrası hizmetler, finans gibi kaynakların planlanma, kontrol ve denetim aşamaları da bu mühendislik dalının görevleri arasında yer almaktadır ve kurumsal kaynak planlaması bu şekilde gerçekleşmektedir.

Endüstri mühendisliği birçok bilim dalını ve branşı barındırmaktadır. Bunların arasında,

  • İstatistik bilimi
  • Operation Research
  • Üretim Planlama
  • Üretim ve Metot Mühendisliği
  • Yazılım Programlama
  • Kalite Yönetimi
  • Bilgi ve enformasyon teknolojileri

İnsanlığın varoluşu ile başlayan bu mühendislik dalının amacı, kıt kaynakların en iyi şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Endüstri Mühendisi, en yüksek kaliteyi ve verimliliği elde etmek için tedarik zincirinden montaj operasyonuna kadar üretim sürecinin tüm aşamalarının optimize edilmesini sağlamaktadır. Endüstri mühendisinin, analitik düşünme yönü kuvvetli ve ekip yönetimini gerçekleştirecek niteliklere sahip olması gerekmektedir. Bu meslek kolunda bilgisayar kullanım bilgisi, kaynak – zaman ve emek kullanımını minimum seviyede tutma becerisi, son teslim tarihine uygun çalışma prensibi, zaman yönetimi becerisi ve problem çözme yetisi oldukça önemlidir.

Endüstri Mühendisliği, insan, bilişim, makine, donanım ve enerjiden oluşan sistemlerin iyileştirilmesi, kurulumu ve tasarımı ile ilgilenen meslek dalıdır. Bu meslek dalı, sistemlerden elde edilen sonuçların öngörülmesi, belirlenmesi ve değerlendirilmesi için mühendislik alanına ait ilke ve analiz – tasarım yöntemlerinin yanı sıra fizik, sosyal bilimler ve matematik alanlarından faydalanmaktadır.

İkincisi ise mesleğin amacı veya görevidir. Mimarlar, kullanılacak estetik renk ve malzemeyi, müşterinin kişisel veya ticari ihtiyaçları ile ilgili alan tahsisatını ve genel işlevselliğini inşa etmekle doğrudan ilgilidir. Diğer taraftan mühendisler, deprem hesaplarına, bina kullanımı ve vatandaş için bina güvenliği nedeniyle yoğun yüklere dayanma kabiliyetinden sorumludur. Aralarındaki bir başka fark da branşlar ya da uzmanlık alanıdır. Mimarlar öncelikle çeşitli mühendislikler, çevre düzenlemesi, şehir planlaması, müşteri temsili ve inşaat yönetimi gibi tüm inşaat alanlarını kapsamaktadır.

Her ne kadar mimarlar, genellikle projedeki gözetim işlevlerinden dolayı “maestro” terimiyle ilişkili olsa da, çoğu teknik yönü ve bina sağlamlığı Mühendislerinin omuzlarına dayanıyor.  Mimari çalışma, bina tasarımı, malzeme özellikleri, müşteri koordinasyonu ve bir bütün olarak bina işlevselliğinden oluşur. Mühendis ise statik hesapları, mekanik sistemi, elektrik sistemlerini, su temini ve kanalizasyon sistemleri, yangın söndürme sistemleri, akustik ve ışıklandırma konuları ve diğer teknik konular gibi çeşitli alanlardaki işleri kapsamaktadır.

Günümüzde, bu mesleklerin her ikisi de proje uygulamalarında ve inşaat yapımında çok çeşitli projeler gerçekleştirmektedir.  Mimarlar; binanın içten ve dıştan nasıl görüneceğinden esas olarak sorumludurlar.  mühendisler ise binanın iskelet görünüşü ve dayanıklılığı konusunda sorumludurlar.

Gökdelenlerin çoğu, bugün mühendis ve mimarların parlak zihinlerinden yükselmeye başlıyor. Ancak mimarlar ve mühendisler, çizim tasarımından başlayıp, tamamlanma aşamasına kadar bir tasarım avan / konseptinin getirilmesinden sorumludurlar. Mimarlar ve mühendisler inşaat sektöründe her iki uzmanlık alanı farklı da olsa, verimli modern binalar üretmek için birlikte ortak çalışma yürütürler. Her iki meslek, herhangi bir inşaat işinde gerekli olan kritik işlevlere sahiptir ve belirli bir görevi yerine getirmek için bir diğerine güvenirler.

Bilişim teknolojisi, mobil uygulama geliştirmede parlak projeler ve iş analizi kabiliyeti gerekiyor. Global alanda mühendislik çalışmaları yapmak için yöneticilik özelliğinin gelişmiş olması, ekip çalışması ve ekipman hakimiyetinin senkronize sürdürülmesi önemlidir. Bilgisayar mühendisi ne iş yapar konusunda ise en temel gereklilik, yazılım geliştirme ve yazılımın niteliğidir. Harf ve kodlamalarda bir inşa sistemi oluşturmak, dijital dünyanın faydasını en profesyonel biçimde kullanmak, bilgisayar mühendisliğinin en önemli çalışmaları arasındadır.

Akademik kariyer, bilgisayar mühendisliğinde inşaatın temeli ve girişimcilik ruhu, eğitimin meyvelerini toplamanın yegane yöntemleridir. Satış ve pazarlamada etkin olmak, geliştirilen yazılımların pazarlamasından tasarlamasına dek her aşamasında profesyonel çalışmalar gerçekleştirmek, bilişim dünyasında önemli bir pozisyon elde etmenin yöntemidir.

Bilgisayar mühendisleri özellikle yazılım geliştirme gibi konularda yaratıcılıklarının geliştirmiş ve sürekli geliştirmeye açık olmalıdırlar. Koordineli çalışma sistemine sahip, yenilikçi vizyona sahip olmaları, hızla gelişen teknoloji çağında olması gereken özellikler arasındadır.

Var olan teknolojik sistemlerinin ve test araçlarının kontrolünü sağlayan bilgisayar mühendisleri, donanım testlerini geliştirirler. Anakartlarda doğrulama testleri yapan mühendisler hem yeni ekipmanların hem de geliştirilmiş yahut yapılandırılmış ekipmanların testlerini sağlarlar. Bilgisayar mühendisleri ayrıca;

  • Mobil yazılımlar, uygulama ve geliştirmede çalışmalar yaparlar
  • Bulut depolama sistemlerini güvenliğini sağlamak üzere firma hesaplarının kontrolünü sağlarlar
  • Donanımsal, yazılımsal tedariğin ve ekipman teminin sağlanmasında rol alırlar
  • Ağ ve internet sistemlerinde herhangi bir uygulama için teknik destek sağlarlar
Teknik alt yapısının eksiksiz şekilde olması ve teknik yetkinliğin en ideal seviyede olması gereken bilgisayar mühendisleri, analitik düşünce yapısına sahip olmalıdır. Çözüm odaklı ve çözümü çok hızlı şekilde görebilen, uzun süreli konsantrasyona sahip olabilen, detaycı özelliklere sahip olmaları gereklidir.

Bilgisayar programlama ve yazılım geliştirme, bilgisayar mühendisliği çalışma alanları dahilindedir. Bilgisayar mühendisliği temel olarak algoritma geliştirme olarak tanımlanabilir. Bilişim sistemlerinde yönetim ve analiz yapmak, yazılımları ve uygulamaları geliştirmek, bu sistemlerle alakalı tüm donanımların, ekipmanların kontrolünün sağlanması, bilgisayar mühendislerinin yaptığı işler ve işlemlerdir.

Bilgisayar donanım ve ekipmanlarıyla doğrudan alakalı olan bilgisayar mühendisleri, araştırma- tasarlama ve geliştirme görevlerini sürdürür. Bilgisayar mühendisleri; çip ve analog sensörlerden modemlere, yazıcı sistemlerden devre kartlarına dek, bilgisayar sistemiyle alakalı tüm donanımların geliştirilmesini sağlayan mühendislerdir.

Makine mühendisleri, araçlarda kullanılan içten yanmalı motorlar, buzdolapları, klimalar, medikal cihazlar, elektrik motorları, havalandırma sistemleri, buhar ve gaz türbinleri ve enerji üreten veya tüketen tüm makinelerin ve bunların parçalarının dizaynını, analizini ve takibini yapar.
Makine mühendisi, iş üreten veya harcayan mekanik veya termal bir makinenin dizaynını ve analizini temel mühendislik bilimlerini kullanarak, çeşitli bilgisayar programları ile gerçekleştirip, ortaya koyduğu makinenin üretim süreçlerini takip ederek, makinenin üretimden sonraki bakım ve kontrollerini yapan kişidir.

Makine mühendisliği bir disiplin olarak 18. yüzyılda Avrupa’da Endüstriyel Devrimi süresinde ortaya çıktı. Ancak gelişimi tüm dünya için biraz daha geriye gidersek bir kaç bin yılı bulmuştur. 19. yüzyılda fizik biliminin gelişmesi makine mühendisliğinin gelişimine olanak sağladı. Bu disiplin ilerlemelere sürekli uyum sağlayarak gelişti. Günümüzde makine mühendisleri ayrıca kariyerlerini, kompozit, mekatronik ve nano teknoloji alanlarında da sürdürmektedirler. Bu disiplin ayrıca uzay, imalat, malzeme, otomotiv, enerji, mekatronik, biyomedikal ve çevre mühendisliği gibi disiplinleri de kapsar.

Makine mühendisliği, mekanik, dinamik, termodinamik, malzeme bilimi, yapı analizi ve elektrik gibi temel disiplinleri özümsemeyi gerektirir. Bu temel disiplinlerin yanında makine mühendisi, bilgisayar destekli tasarım (CAD), bilgisayar destekli üretim (CAM) programlarını kullanarak endüstriyel ekipmanların, makinelerin, ısıtma ve soğutma sistemleri, ulaşım sistemleri, hava araçları, robotik sistemler, medikal cihazlar ve silahlar gibi sistemlerin dizaynını ve analizini yaparlar. Makine mühendisliği, mühendisliğin makine üretimi, dizaynı ve işletimini içeren bir dalı olarak düşünülebilir.

Makine mühendisliği, mühendislik, fizik, mühendislik matematiği ve malzeme bilimini, mekanik sistemlerin bakımı, analizi, tasarımı ve üretimi için uygulayan bir disiplindir. Makine mühendisliği en eski ve en geniş kapsamlı mühendislik bölümüdür.
İnşaatların tüm yapı sürecinde veya yıkılmasında rol alan inşaat mühendisleri, projede kullanılacak malzeme seçimi, malzeme maliyet hesapları, iş ve iş güvenliği, proje hazırlanması, saha mühendisliği, koordine ve yönetim görevlerini yerine getirir. Mühendisliğin alanı gereği ofis ve büro ortamında çalışılmasının yanında açık arazi ve şantiyelerde saha mühendisliği görevleri yerine getirmesini de gerektirir. Bu nedenle bayanlara uygun bir iş olarak görülmez. Yurt dışında da inşaat mühendisliği alanında, saha mühendisliğini seven az sayıda bayan inşaat mühendisi bulunur. Bununla birlikte proje hazırlama ve maliyet hesapları gerçekleştirerek çalışmayı tercih eden bayan inşaat mühendisleri de vardır.

Medeniyet kurmakla mükellef bir mühendislik olarak da açıklanabilecek olan inşaat mühendisliği, eski olmasından da kaynaklı olarak, en çok bilinen ve tanına mühendislik disiplinlerinden biridir. Yollar, hastaneler, barajlar, hava alanları, demir yolları, köprüler, apartmanlar, alış veriş merkezleri ve aklınıza gelebilecek her türlü yapının altında inşaat mühendislerinin imzası bulunur. Tüm bu yapıların, tasarım, analiz, malzeme yönetimi ve kullanımı, inşa süreci ve gelişimi, koordinasyon ve planlama çalışmaları, yasal uyumluluk ve standardizasyon, genel koordinatörlük işlemlerini yöneten kişidir.

İnşaat mühendisliği bölümünde verilen teorik eğitim, çok geniş bir yelpazede ders programına sahiptir. Bu durum inşaat mühendisi adayının çok genel bir bilgi birikimi oluşturmasını sağladığı gibi, bölüm mezunlarının yöneticilik ve idarecilik gibi pozisyonlarda iş yaşamı seçimi yapmasına neden olabiliyor. Diğer bir deyişle inşaat mühendisliği bölümü mezunları, bu mühendislik alanının dışında da birçok alanda çalışma yapabilme avantajına sahiptir. Bölüm mezunlarının büyük bir kısmının işletme alanında yüksek lisans yapması, bu durumu kanıtlar nitelikte bir bilgidir.

Malzeme ve tekniği en verimli bir şekilde bir araya getiren inşaat mühendisleri, barajlar, kara yolları, boru hatları, köprü ve barajlar gibi büyük mühendislik örnekleri, binalar yapılar, gibi tüm inşa edilen yapılarda planlama ve yönetim başta olmak üzere, analiz, tasarım ve saha mühendisliği görevlerini gerçekleştirirler.

En eski ve temel mühendisliklerden biri olan inşaat mühendisliği, insanoğlunun yerleşik yaşama geçişi dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, yerleşik yaşama geçmeden önce de sürdürülen göçebe yaşamda, su birikintilerinden veya dar yollardan geçmek için de bu mühendislik dalının kullanıldığı aşikardır. İnşaat mühendisliği, her türlü yapının inşası sırasında, projeyi yürüten, gelişmesini sağlayan, idare ve koordinasyonunu sağlayan, inşaat standartlarına uyumunu kontrol eden ve tüm projenin genel kontrolünü sağlayan bir mühendislik bölümü olarak tanımlanabilir.

Mekatronik mühendisinin çalışabileceği başlıca alanlar şunlardır.

Havacılık ve Uzay Sanayi
Robotik ve Otomasyon Sanayi
Elektrik Makineleri Endüstrisi
CNC, Torna ve 3D Yazıcı
Otomotiv Sanayi
Pnomatik ve Hidrolik Sistem Sanayisi
Makine bakımı ve arıza tespiti
Bilgisayar destekli ürün tasarımı

Mekatronik mühendisi genel olarak bakıldığında, çeşitli bilgisayar yazılımları vasıtasıyla mekatronik sistemlerinin tasarımını, analizini, bakımını, kontrolünü ve optimizasyonunu gerçekleştirir.

Bir otomotiv fabrikasının üretim hattındaki robot kolların çalışmasından sorumlu işe yeni başlayabir mekatronik mühendisi düşünün. Bu mühendis öncelikle robotların yazılımlarını kontrol eder. Robotların hareket eksenlerinden dolayı oluşan hatalar veya yavaşlıklar var ise bunu düzenlemek için robotları yeniden programlayabilir ve hala hatalar devam ediyor ise robotları bu sefer de mekanik ve elektronik olarak kontrol eder ve sorunlu bölgeleri teknisyenler yardımıyla düzeltir.

Robotik sistemler üzerinde çalışan bir mekatronik mühendisi, robotik kolun eksenel hareket kapasitesini anlayabilecek düzeyde bir mekanik bilgisine ve o robotu da belirlediği eksen doğrultusunda hareket ettirebilecek yazılım ve elektronik bilgisine de sahiptir.

Mekatronik mühendisi, mekatroniğin kapsamı içerisinde olan elektronik ve mekanik sistemlerin, tasarım, bakım, optimizasyon, kalite kontrol ve üretim safhalarında yer alabilen makine ve elektronik üzerinde uzmanlaşmış kişidir. Mekatronik mühendisini, elektronik ve makine mühendisinden ayıran en önemli nokta, mekatronik mühendisinin bu iki alanda da bilgi sahibi olmasıdır. Örneğin bir elektronik mühendisi, bir makinenin mekaniğine çok hakim değilken, makine mühendisi de makinen elektronik kısmına çok hakim değildir. Mekatronik mühendisi ise makineleri hem mekanik hem de elektronik olarak inceleyebilecek bilgi birikimine sahiptir. Hatta yazılım ve programlama konusunda da yöneldikleri alana bağlı olarak uzmanlaşmışlardır.

Fabrikalardaki otomatik robotik üretim bantlarından insansız hava araçlarına, 3D yazıcılardan otomotiv sanayisine kadar çok geniş bir alan mekatronik mühendisliği kapsamındadır. Bu da mekatronik mühendisliği bölümünden mezun olan kişilerin iş imkanlarını arttırabileceği gibi öğrencilerin hangi alanda uzmanlaşacağı konusunda da kararsızlığa düşmelerine sebep olabilir.

Mekatronik mühendisliği, robotik, havacılık, elektronik, haberleşme, kontrol, endüstriyel ürün yönetimi, elektriksel ve mekanik sistemler ile ilgilenen çok disiplinli bir mühendislik dalıdır. Kısaca makine, elektrik ve bilgisayar mühendisliğinin birleşimi şeklinde de düşünebilirsiniz. Bir diğer tanımlamayla da yazılım, mekanik sistem ve motor içeren her sistem mekatronik mühendisliğinin ilgi alanına girer.

Müşteri ilişkilerinin kurulması, ihtiyaca odaklı analizlerin gerçekleştirilmesi, yazılımın tasarımının yapılması, yazılımın geliştirilmesi, uygulama testlerinin gerçekleştirilmesi, bakım ve destek sürecinin işletilmesi yazılım mühendislerinin odaklandığı alanlardır. Çok farklı alan ve sektörlerde çeşitli pozisyonlarda görev alabilen yazılım mühendisleri, iş bulma konusunda en sorunun olduğu mühendislik bölümlerinden biridir. Özel sektörde ve kamu da çok geniş bir ölçekte iş bulabilme avantajları bulunur. Bilgisayarların her geçen an daha yoğun bir şekilde yaşamlarımızda yer almasına paralel olarak, yazılım mühendisliği geleceği en parlak meslek guruplarından biri haline gelmiştir. Türkiye ölçeğinde ve dünya genelinde yazılım mühendisliği çağımızın en önemli meslek gruplarından biri olarak kabul ediliyor.

Herhangi bir konuda yazılımsal eksikliği fark edip, buna yönelik çalışmaya başlayan yazılım mühendisi, ilk aşamada ihtiyaca en uygun yanıtı oluşturacak programlama dilini belirler. Ardından yazılımın tasarlanması ve geliştirilmesi süreçlerini kontrol ve koordine eder. Uygulama aşamasında yazılımın pratikteki başarı oranını belirler, eksiklikleri ve sorunları çözmek için yeni geliştirmeler yapar. Son olarak yazılımın kullanımı sırasında ihtiyaç duyulan desteği ve bakımı sürekli olarak vermeye devam eder. Buna göre planlama, çözümleme, tasarım, gerçekleştirim, bakım aşamalarından oluşan bir sürecin başından sonuna oluşturucusu görevini üstlenir. Buna paralel olarak yazılım hangi amaç ve sektör için üretildiyse, bu sürecin tamamına hakim bir yetkili haline gelir. Alansal ve sektörel yazılımlar konusunda deneyim elde eden yazılım mühendisleri, aynı alanda hangi yazılımlara ihtiyaç duyulduğu konusunda avantaj elde eder.

Yazılımın geliştirilmesinde, çalışmasında ve bakım aşamalarında sistemli, ölçülebilir ve düzenli bir yaklaşımı sergileyen, mühendisliği yazılıma uygulama becerisine sahip kişidir. Bilgisayar mühendisinden farklı olarak, yazılıma odaklı özelleştirilmiş bir uzmandır.
Alansal olarak ihtiyaçların analiz edilmesi süreci, en az bu alana yönelik olarak yazılım tasarımı ve geliştirmesi süreçleri kadar zorludur. Bu konuda alınan teorik eğitimin yanı sıra, çeşitli beceriler gerektirir.

Yaşamlarımızın her alanında vazgeçilmez olarak kullanılan bilgisayarların, daha işlevsel kullanılması için geliştirilen tüm yazılımlarda yazılım mühendislerinin imzaları bulunur. Diğer bir deyişle günümüz yaşam standartlarının oluşmasında ve bunun sürekli olarak artmasında yazılım mühendislerinin payı çok yüksektir.

Her alanda kullanılan bilgisayar yazılımlarını tasarımlarını gerçekleştiren, kullanıcı ihtiyaçlarını belirleyerek yazılım tasarımları yapan, geliştiren ve uygulama sürecinde etkin şekilde rol alan yazılım mühendislerinin önceliği kullanıcı odaklı yazılım oluşturmasıdır. Farklı alanlarda ihtiyaçların analizi, bu ihtiyaçlara odaklanmış yazılım tasarlanması, bu ihtiyaca yanıt verecek yazılımın hangi dile sahip olacağının belirlenmesi ve geliştirilmesinin ardından, bu yazılımın pratikteki faaliyetlerinde karşılaşılan sorunların çözümlerine kadar geniş bir alanda faaliyet gösterirler.
Mikroplar birçok gıdanın üretimi için gereklidir. Mikroplardan peynir, ekmek ve yoğurt hatta çikolata ve salam yapmak için faydalanabiliyoruz. Mikroplar ekinlerde ve çiftlik hayvanlarında hastalığa neden olabilirken, ekin verimini artırmak için zararlıları ve yabani otları kontrol etmeye de yardımcı olabilirler. Mikrobiyologlar, mikropların topraktaki hayati rolünü araştırır. Bazıları bitki zararlarına ve hastalıklarına odaklanır, onları kontrol etmek için yollar geliştirir, hatta böcek zararlılarını ve yabani otları kontrol etmek için mikroplar kullanır. 

Bazı mikrobiyologlar, mikropların okyanustan, tuz göllerine ve Kutup Bölgelerine kadar farklı habitatlardaki diğer canlılarla birlikte nasıl yaşadığını inceliyorlar. Bazıları kirliliği tespit etmek için erken uyarı sensörleri geliştirerek, endüstriyel atıkları işlemek için mikroplar kullanıyor. Diğerleri, mikropların atmosferik koşulları ve iklimi nasıl etkilediğine bakarak dünya çapında iklim değişikliği araştırmasına katkıda bulunuyor.   

Mikroplar, kirlenmiş toprakları ve petrol döküntülerini, biyolojik iyileştirme adı verilen ekolojik olarak önemli bir süreçte temizlemek için kullanılabilir.

Mikrobiyologlar, hastalıkları tedavi etmemize yardımcı olmak için gereklidir. Birçoğu hastanelerde ve laboratuarlarda biyomedikal bilim adamları olarak; enfeksiyonları teşhis etmek, tedavileri izlemek veya hastalık salgınlarını izlemek için vücut dokusu, kan ve sıvı örneklerini test etmek amacıyla çalışırlar.   

Mikrobiyologlar mikropların neden olduğu problemleri çözmeden veya yeteneklerinden faydalanmadan önce mikropların nasıl çalıştığını bulmak zorundadırlar. Daha sonra bu bilgiyi hastalığı önlemek veya tedavi etmek, yeni teknolojiler geliştirmek ve genel olarak hayatımızı iyileştirmek için kullanabilirler.
Mikrobiyologlar, birçok önemli küresel soruyu mikropları anlayarak yanıtlamayı amaçlamaktadır. Üniversitelerdeki laboratuarlardan, araştırma enstitülerinden ve sanayi şirketlerinden saha çalışmasında mikropların araştırılmasına kadar birçok yerde çalışırlar.   

Mikrobiyoloji uzmanları, genellikle laboratuvar ortamında çalışır ve gelen örnekleri inceler. Bu nedenle ilk olarak mikrobiyoloji uzmanlarının, iş sağlığı ve güvenliğine dikkat ederek çalışması beklenir. Bunun dışında mikrobiyoloji uzmanlarının görev ve sorumlulukları şöyle sıralanır;

  • Laboratuvara ulaşan doku ya da benzer materyali incelemek ve tanı konulmasına yardımcı olmak,
  • Laboratuvara gönderilen doku ve vücut sıvısı gibi materyalleri, farklı yöntemlerle inceledikten sonra yönlendirmeyi yapan çalışma arkadaşına verileri aktarmak,
  • Mikrobiyoloji uzmanları, kamu kurum ve kuruluşları ile özel şirketlerde çalışabilir.
Mikrobiyoloji uzmanı olmak isteyen kişilerin öncelikle üniversitelerin, tıp, biyoloji, kimya ve veterinerlik gibi bölümlerini bitirmesi gerekir. Mezun olduktan sonra da TUS’tan (Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı) yeterli puanı alıp mikrobiyoloji alanında ihtisas eğitimi almalıdır. Tüm bu eğitim sürecinden sonra mikrobiyoloji uzmanı unvanına ulaşan kişiler, tıp, gıda ya da ilaç gibi farklı sektörlerde de çalışabilir.

Mikrobiyoloji araştırmaları, yaşanabilir bir dünyadaki sağlıklı habitatlar için gıda, su ve enerji güvenliğini sağlamak gibi mevcut küresel istek ve zorlukların birçoğunu karşılamak suretiyle varlığını devam ettirir. Mikrobiyoloji araştırması aynı zamanda ‘Dünya’da yaşam ne kadar çeşitlidir?’ ve ‘Yaşam, evrenin bir başka yerinde de var mı? gibi sorulara da cevap aramaktadır.

Mikrobiyoloji, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan tüm canlı organizmaların incelenmesidir. Bu, topluca ‘mikroplar’ olarak bilinen bakteri, arkea, virüsler, mantarlar, prionlar, protozoa ve algleri içerir. Mikrobiyoloji uzmanı ise, bu mikropların ortaya çıkışından yok oluşuna kadar geçen süreci inceleyen bilim insanıdır.

Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden yoksundur. Burasını öyle bir ağaçlandırın ki kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu anlasın.

Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde gelecek kuşaklar serinler.

Ayrıca Orman Mühendislerinin diğer sorumlulukları ise şöyle;

  • Yangın gibi doğal afetler ile karşılaşıldığı zaman müdahale ve mücadele etmek,
  • Orman alanı üzerinde inşa edilecek olan köprü ve menfez gibi alanlar için bilgi toplamak,
  • Ormanlar içerisinde yapılacak olan ana ve tali yolların güzergâhları konusunda çalışmalar yapar.
Orman mühendisi; ormanların korunması, ıslahı, geliştirilmesi ve erozyonla mücadele konusunda çalışır. Çoğu orman mühendisi, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kadrolu olarak görev yapar. Orman mühendislerinin görev tanımı birçok farklı alanı kapsar. Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ile devlet bünyesinde çalışan orman mühendisleri; orman alanlarını saptar, haritalandırma kısmında çalışır, ağaçlandırma yapılabilecek alanları belirler, aşılama faaliyetlerini yürütür, bozulan ya da deforme olan orman dokusunun ıslahında görev alır, afet ile mücadele planları hazırlar. 
Orman endüstri mühendisliği okuyanlar eğitim hayatları boyunca: ağaç malzemenin yapısı, odunun fiziksel ve mekaniksel özellikleri, ağaç malzemenin doğal koruyucu kimyasallar kullanılarak mantar ve böcek gibi zararlı etmenlere karşı korunması, yakıt ve kök boyası olarak kullanılması, orman ve zirai artıklardan yonga ve lif levha gibi kompozit levhalar, yıllık bitkilerin kağıt üretiminde kullanılması konularında araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmalardan bazıları yüksek lisans derslerinde, tez  yazımlarında veya fakülte-sanayi işbirliği içerisinde gerçekleştirilebilir. Orman Endüstri Mühendisleri; Çevre ve Orman Bakanlığı, TÜBİTAK, TSE gibi çeşitli kamu kuruluşlarında çalışabilirler. Ancak bu bölümde kamu istihdamı oranı oldukça düşüktür.

Orman endüstri mühendisleri kamu ve genel anlamda özel sektöre ait orman ürünlerini işleyen kağıt fabrikalarında, lif levha, parke, kapı ve pencere, selüloz ve  türevleri ile diğer ürünlerin üretimini yapan özel işletmelerin bünyelerinde çalışabilirler.

Ormandan ana ürün olarak elde edilen tomruk, reçine, sığla yağı, defne, palamut vb. ürünleri işleyerek kullanılabilir  mobilya, doğrama, kereste, parke, kağıt vb. ürünlere dönüştüren ve bu alanda atölyelerin oluşturulması, işletilmesi, imalatı, kalite kontrolü ve pazarlanması gibi konularda görev alan teknik personeldir.

Bitki koruma bölümü mezunları ön lisans derecesi ve “bitki koruma teknikeri” unvanı alarak mezun olurlar. Mezunların yaptıkları işler; Bitki koruma bölümü mezunları, tarım ürünlerindeki hastalık, zararlı ve yabancı otların tanımlanması işini yaparlar. Ardından bunlara uygun mücadele yönteminin seçilerek uygulanması için çalışırlar.
Bitki koruma bölümü mezunları, tarım ürünlerinin biyolojik ve ekolojik özelliklerinin belirlenmesi için çalışmalar düzenler.
Bitki koruma bölümü mezunları, dayanıklılık ıslahına yönelik çalışmalar yaparlar.
Bitki koruma bölümü mezunları, bitki koruma ürünlerinin çevreye olan etkilerini analiz eder ve değerlendirirler.
Bitki koruma bölümü mezunları, alanındaki ürünlerin tanımlanmasında ve uygulanmasında gerekli olan malzemeleri yönetirler.
Bitki koruma bölümü mezunları, disiplin içi ve disiplinler arası takım çalışması yaparlar. Ayrıca gerektiğinde bağımsız çalışma ve inisiyatif kullanırlar.
Bitki koruma bölümü mezunları, ekonomik değeri yüksek olan bitkileri korumak için çeşitli tedbirler uygularlar.
Organik tarım faaliyetleri içerisinde koruma ve uygulamaları gerçekleştirirler.
Son olarak, gerek görüldüğü takdirde tarımsal verimliliği arttırmak için bitkisel veya kimyasal ilaçların kullanımını yaparlar.

Bitki koruma bölümü, bitkisel üretim aşamasında ekonomik kayıplara neden olan hastalık, yabancı otlar ve zararlı maddelerin tanımlanması için eğitim veren bir bölümdür. Aynı zamanda bitkisel ürünlerin biyolojik ve ekolojik özelliklerinin belirlenmesi için çalışmalarını yürüten bir bölümdür. Bu özelliklerin bitkilerle ve birbirleriyle olan ilişkilerinin öğrenilmesini sağlayan bir bölümdür. Bitki koruma bölümü, bitkileri korumak için oluşturulan kültürel, biyolojik, kimyasal ve biyoteknik mücadele yöntemleri hakkında eğitim ve öğretim vermektedir. Bitki koruma bölümü, bitki sağlığı sorunlarına yönelik projeler hazırlamak ve çözmek anlayışı ile hareket eden bir bölümdür. Bitki sağlığı konusunu ilgilendiren her konuda araştırma sonuçlarına dayalı bilimsel makale, bildiri, kitap vb. yayınlar yapan bir bölümdür. Özel ve kamu sektörünün teknik eleman ihtiyacını karşılayan bir bölümdür.

Bitki koruma bölümü, bitkisel üretim sırasında karşılaşılan ve üründe verimi düşüren bakteri böcek, yabancı otlar vb. ile teknik olarak doğaya ve çevreye zarar vermeden çalışacak elemanlar yetiştiren bir bölümdür. Bitki koruma bölümü, üründe verimi düşüren yabancılarla mücadele ederken çağdaş yöntemlerle çözecek kişilerin yetişmesini sağlayan bir bölümdür. Bitki koruma bölümü, bitkiye ve çevreye zarar vermeden en uygun mücadele yöntemlerini araştıran ve bunların üreticiler tarafından uygulanmasını sağlayan bir bölümdür.

Tam da burada devreye bitki koruma girmiştir. Bitki koruma, meyve, süs fidanı ve asma gibi her türlü bitkinin fidanının üretiminde kamu ve özel sektörde ihtiyaç duyulan nitelikli ara elemanların yetişmesini sağlamaktadır. Bitki koruma, ara eleman ihtiyacını karşılamanın yanında kişilerin işini bizzat kurup işletebilecek kişileri de yetiştirmektedir. Bitki koruma alanı, ülkemizin iklim koşullarının zararlı ve hastalık gelişimine uygun olması nedeniyle de üretimde oldukça önemli görülmektedir. Son yıllarda tarımsal üretimde bu alanın mezunlarına duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Bu alan, tarımsal üretimdeki hastalık, zararlı ve yabancı otların tanımlanmasını sağlamaktadır. Tarım ürünlerindeki biyolojik ve ekolojik özelliklerin belirlenmesinde de önemli bir yer tutmaktadır. Bu alan tarımsal ürünler üzerinde araştırma ve incelemelerini sürdüren ve donanımlı kişilerin yetişmesini sağlayan bir alandır.

Ülkemiz sahip olduğu coğrafi konum ve ekolojik koşullar nedeniyle önemli bir bağ ve bahçe ülkesidir. Ülkemiz dünyada önemli meyve ve fidan üretim merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Son yıllarda artan dış alım olanakları ile ticari amaçlı modern meyve ve bağ konuları ciddiyet kazanmaktadır. Bu yüzden sağlıklı ve kaliteli meyve ve fidana olan gereksinim artış göstermektedir. Son yıllarda ülkemiz uyguladığı politikalar doğrultusunda sertifikalı fidan üretimini zorunlu hale getirmiştir. Bu da sertifikalı fidan üretimi ve dağıtımında sağlıklı planların yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Sayılan olaylardan dolayı nitelikli teknik ara elemanların yetiştirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Adli tıp teknikerleri bilirkişi olarak çalışırken ve cesedi muayene ederken genellikle açık havada, otopsi yapılırken morgda rapor hazırlarken veya yazışma yaparken ise ofislerde çalışmalarını yürütmektedir. Otopsilerde çalışma ortamı aşırı kokulu olabilmektedir. Çalışmaları sırasında bu kişiler amirleri, savcılar ve ölü yakınları ile iletişim halinde olmak durumundadırlar.

 Otopsi salonu, laboratuar ve grafi odasını düzenler ve malzemelerini korur,
havalandırma ve diğer cihazların çalışmasında arıza olup olmadığını kontrol eder,
Otopsi tarihini, saatini kaydeder, otopsi esnasında cesedin açılması ve
kapatılmasına, organların çıkartılmasına, kan, doku ve vücut sıvısı örneklerinin
alınmasına, cesedin kaldırılıp çevrilmesine yardım eder,
Otopside kullanılan malzemeleri temizler ve sterilize eder,
Otopsi sonrası saklanması gereken cesetleri saklamak için gereken işleri yapar
ve düzenli olarak günlük kayıt tutar,
Teslim edilmesi gereken cesetleri teslim eder ve teslim sırasında gerekli
belgeleri düzenler,
Morgun ve otopsi odasının temizliğini yapar ve sterilizasyonunu sağlar,
Çalıştıkları birime gelen evrakların kayıt işlemlerini düzenler,
Bilirkişi olarak görev yapar.
 Adli mercilerce gönderilen olgulardan, biyolojik materyal (kan, kıl, tükürük) alır,
Olay yeri incelemelerine katılır,
Cesedi adli tıp morguna kabul eder, kabul sırasında belgelerin uygunluğunu
kontrol eder,
Gelen cesedin kimlik özelliklerini kontrol ederek boy, ağırlık, saç ve göz rengi,
eski yara izleri vb. özelliklerini ve ölümün öyküsünü kayıtlara geçirir ve cesedi
etiketler,
Cesedin fotoğraflarını ve direkt grafilerini çeker; skopi incelemesine yardımcı
olur, cesedi taşır,
Belirlenen prosedürlere göre kanıt, elbiseler ve otopsi öncesi alınması gereken
örnekleri laboratuar için toplar, laboratuar araştırması için hazırlar, etiketler
ve saklar,
Ceset muayene işleminde adli tıp doktoruna yardımcı olur, otopsi sırasında
alınacak örnekler için gerekli malzemeleri hazırlar,
Savcılık, mahkeme ve karakollar tarafından gönderilen adli olguların
raporlarının hazırlanması sürecinde, tedavi evraklarını düzenleyip rapor taslağı
haline getirerek ilgili birim amirlerine sunar,
Savcılık, mahkeme ve karakollar tarafından muayene edilmek üzere gönderilen
hastaları muayeneye hazırlar ve muayene sürecine katılır,
Adli raporların imza ve gönderilme süreçlerini takip eder,
Adli vakalarda, otopsi uygulayan doktorun denetimi altında otopsi yapılması,
postmortem (ölüm sonrası) örneklerin alınması, örneklerin gönderilmesi işlemlerini
yapan, adli patoloji laboratuarlarında çalışan, adli raporları yazan teknik ara
elemandır.
Adli tıp teknikerleri; adli vaka raporlarının yazılması, otopsi yapılması, postmortem örneklerin alınması, otopsi sonrası cesedin uygun olarak kapatılması, örneklerin gönderilmesini ve/veya adli patoloji laboratuvarında çalışarak adli tıp uzmanlarına yardımcı olunmasını sağlamaktadır. Adli Tıp Kurumlarında ve hastanelerin otopsi yapılan birimlerinde Adli Tıp Uzmanı ile birlikte çalışacak ve yardımcı olacak meslek elemanlarıdır. Kapalı bir ortamda çalışırlar. İyonizan radyasyon, kimyasal madde buharlaşması ve enfeksiyon tehlikesi gibi riskleri bulunmaktadır. Çalışırken Adli Tıp Uzmanlarının görev ve sorumlulukları altındadırlar.

Kimya bölümü mezunları kimya endüstrisinin en çok tercih ettiği mezunlar arasında yer almaktadır. Kimyagerler özel sektör, kamu ve hizmet sektörü ile endüstri dallarının işletme ve laboratuvarlarında çalışmaktadırlar. Çeşitli maddelerin yapılarını araştıran ve insanların yararına istenilen özellikte saf ya da karışım halinde maddeler üreten kimyagerler; ilaç, deterjan, yapay lifler (polyester, naylon, çeşitli plastik eşyalar vb.), içecek, gübre, boyar madde gibi güncel hayatta yaygın olarak kullanılan tüketim malzemelerinin ilk sentezini gerçekleştirmektedirler. Araştırma geliştirme, kalite kontrol, kalite güvence, üretim, teknik yönetim, sorumlu müdürlük başlıca çalışma sahalarıdır. Kimya alanında bilimsel araştırmalara ilgi duyanlar üniversitelerde ya da araştırma laboratuvarlarında çalışma olanağı bulabilirler. Kimya bölümünden mezun olan kimyagerler, aşağıda başlıklar halinde verilen özel veya devlet kuruluşlarında çalışabilirler;

Kimyager, maddeyi atom ve molekül düzeyinde inceleyen, tanımlayan, üretebilen ve değiştirebilen, mesleğiyle ilgili kamu, özel ve hizmet sektörü ile endüstri dallarının işletme ve laboratuvarlarında çalışan, araştıran, işletmeye girecek her türlü hammadde ve işletmede oluşan ürün ve ara ürünlerin kalite kontrolünü yapan, üretimde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik yöntemler geliştirebilen, işletmenin akışına katkı sağlayan ve üretimin daha ekonomik gerçekleşmesine yönelik çözümler üretmek üzere laboratuvar ya da pilot tesis düzeyinde AR-GE çalışması ve yenilikçilik(inovasyon) yapabilecek nitelikte kimya üzerine 4 yıllık üniversite öğrenimi sonucunda diploma almaya hak kazanan kişidir.
Farmakolog olmak isteyenlerin güçlü bir belleğe sahip, fen bilimlerine ilgili, bir konuyu derinliğine araştırmaya ilgili ve istekli, objektif ve sabırlı kişiler olması gerekir. Yaratıcılık, meslekte başarıyı artıran bir etmendir. Farmakologlar genellikle üniversitelerde, hastanelerde ve ilaç endüstrisinde görev yaparlar. Çalışma ortamı temiz, fakat ilaç ve kimyasal madde kokuludur. Kişi meslektaşlarıyla iletişim hâlindedir.
Mesleğin eğitimi, tıp, veterinerlik ve eczacılık fakültelerinin lisans eğitimi sonrası (yüksek lisans veya doktora eğitiminde) Farmakoloji Ana Bilim Dallarında verilmektedir. İleri bir uzmanlık eğitimi olduğu için işsiz kalma riski yoktur. Farmakologlar, mesleğin eğitimi bittikten sonra tıp fakültelerinde araştırma görevlisi olarak kalabilirler. Halk Sağlığı Kurumunda (gıda, su denetimi bölümünde) çalışabilirler. İlaç şirketlerinde tıbbi müdür, ürün sorumlusu olarak veya araştırma-geliştirme laboratuvarında çalışabilirler.
Hangi hastalıklarda, hangi ilaçların kullanıldığını araştırır,
– İlaçların, metabolizma, hücre büyümesi, üreme, dolaşım, solunum ve sindirim sistemleri üzerindeki etkinliğini laboratuvarlarda klinik deneylerle araştırır,
– Eczacı ve tıp doktorları ile işbirliği yaparak insanlar ve hayvanlar üzerinde ilaçların denenmesini sağlar,
– İlaçların geliştirilmesinde, ilaç potansiyeli ve üretim metotlarının standardizasyonunda endüstriyel eczacılarla ortaklaşa çalışma yapar,
– Yiyecek koruyucuları, renklendirme maddeleri, toksik gaz ve deterjanların ve vücuda alınan diğer maddelerin insan dokuları ve organlarına ne gibi etkileri olduğunu laboratuvarlarda araştırır,
– Kanda ilaç düzeyini belirler.
İlaçların ve diğer maddelerin insan ve hayvanların organları, hücre ve dokuları üzerindeki etkilerini araştıran, yeni tıbbi ilaçlar geliştiren kişidir.

Comments are closed.