logo

Bugün Allah için ne yaptın

Zalimin hasretle ellerini ısıracağı ve keşke ben Resulullah’a itaat yolunu tutsaydım diyeceği gün de senden aman diliyorum.

Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve ayaklarından tutulacağı o gün. Senden aman diliyorum.

Hiç kimsenin kimseye faydasının olmadığı hükmün yalnız Allah’a has olduğu o gün Senden aman diliyorum. Aman diliyorum Yarab. Yarab dilimi Sana yakarışın lezzeti, sözümü Senin hoşnutluğunun Serveti, varlığımı sonsuz lütfunun demeti eyle.

Ey Mevlam Sen bahşedensin ben ise dilenci; Dilenciye Bahşedenden başka kim merhamet eder ki.
Sahte yardımcılar tükenince ve huzur kaçınca yardımsızların yardımı Rabbim, benimle kal.

Zihnimle yaptığım zorbalık için ey Rabbim. Sözümle yaptığım zorbalık için ey Rabbim. Bedenimle yaptığım zorbalık için ey Rabbim. Senden af diliyorum bağışla beni, bağışla.

Kibirle dolaştırma beni, önyargılarla oynaştırma beni. Hayırların dostluğundan uzaklaştırma beni.

Allah’ım masumiyet perdesini yırtan günahlarımı affet.
Allah’ım bedbahtlıkların inişine sebep olan günahlarımı bağışla.
Allah’ım nimetlerini değiştiren günahlarımı affet.
Allah’ım duaların kabulünü engelleyen günahlarımı bağışla.
Allah’ım belalar getiren günahlarımı affet.
İşlediğim bütün günahları, yaptığım bütün hataları bağışla.
Zikrinle Sana yaklaşıyorum ve kendi hürmetine Senden şefkat diliyorum.

Cömertliğinden beni Kendine yaklaştırmanı diliyorum. Bana şükrü öğretmeni ve zikrini ilham etmeni diliyorum. Allah’ım Senden huzur, tevazu ve hûşu istiyorum. Ve bana müsamaha etmeni bana merhamet etmeni Ve bana verdiğine beni razı ve kanaatkar kılmanı Beni her durumda mütevazi eylemeni diliyorum.

Kurtar beni Ey Allah’ım. Çünkü sular canıma kadar girdi, feryadımdan yoruldum. Boğazım kurudu. Kurtar beni Ey Allah’ım, kurtar. Rabbimiz bizleri dua edememe illetinden koru Ve hepimizi rızana ve cemaline ermek dileğiyle korku ve ümitle Gece gündüz Sana dua edip yalvaran kullarından eyle.

Senai Demirci-Bize Seni Sevecek Yürekler Ver

Bütün ümitler sana bağlıdır, ümitsizliğe düşürme bizi,
Ümit ver hepimize, fazlından fazla fazla ver bize,
Ey biricik ümidimiz! Senin adaletindir güvendiğimiz,
Hiçbir hak senin yanında zayi olmaz, biliriz,
Hiçbir suçlu senin adaletinden kaçamaz, eminiz,
Zalimlerin katı kalplerine adaletinin korkusunu sal,
Ey adaletinden severek çekindiğimiz,
Bütün iyilikler sendendir biliriz, zillete düşürme bizi,
Perişan etme hiçbirimizi, iyilik ver bize, bolluk ver,
Hayır ver hepimize.

Ey keremini umduğumuz!
Affet bizi, bağışla biz isyankarları,
Affını umuyoruz, gufranını diliyoruz,
Ey bağışlamasını dilediğimiz! Sensiz sahibimiz,
Mülkündedir herşeyimiz, elimizde olanlar senin elinden,
Sahip olduklarımıza sen sahipsin, mülkünde yer ver bize,
Ey Biricik varisimiz! Saltanatın sınırsızdır senin,
Saltanatlar sensiz hükümsüzdür,
Sana kullukla sultan eyle bizi, Sana itaatle şereflendir hepimizi,
Hiç bitmeyen saltanatında ihya eyle bizi.
Ey biricik sultanımız! Gördüklerimiz hep seni gösterir,
Duyduklarımız hep senden söz eder, sevdiklerimiz hep seninle sevilir,
Gözümüzü senin ayetlerinle nurlandır, işitmemizi seni ananları duymakla güzelleştir,
Kalbimizi seni sevmekle sevindir, seni sevenleri sevmekle güzel eyle kalbimizi,
Ey biricik göz aydınlığımız! Rahmetin herşeyi kucaklamıştır senin,
Herşey her halinde her an, rahmetine muhtaç senin,
Rahmetini yay kalbimize, merhametini dokundur tenimize,
Şefkatinle ferahlık ver ruhumuza.
Ey rahmetini umduğumuz!

Gazabın haktır biliriz, isyanımız kızdırır cehennemin alevlerini,
Kahrına galip getir rahmetini, gazabını uzak eyle bizden,
Ey rahmetine sığındığımız! Herşeyin bilgisi senin yanında,
Olmuş olacak, gizli aşikar ne varsa hepsi senin ilminde,
Hiçbirşey meçhul değil sana, biliriz,
Bize eşyanın hakikatini bildir.
Ey bilmediğimizi bize bildirenimiz!
Sen ki nefsimize çekemeyeceği yükü yüklemezsin biliriz,
Herşeyin anahtarı senin yanında, zorluklarımızı lütfunla kolaylaştır,
Meşakkatlerimizi rahmetinle hafiflet, kederlerimizi şefkatinle gider,
Ey kederleri açıp, meşakkatleri kaldıran rabbimiz!

Sendendir bütün nurlar, nur ver bize, aydınlat ufkumuzu,
Ey NUR! Sensin nurları nurlandıran, sendendir ışık, sendendir gölge,
Gözaydınlığı ver bize, aydınlat aklımızı.
Ey NUR! Sensin nurları tasvir eyleyen, sendendir suret sendendir renk,
Yüzümüzü kara çıkarma, alnımızı ak eyle.
Ey NUR! Sensin nurları yaratan, sendendir bütün aydınlıklar, karanlıkta bırakma bizi, yolumuzu aydınlık eyle.
Ey NUR! Sensin Nurları takdir eyleyen,
Sendendir bütün sabahlar, nursuz bırakma bizi, gönlümüzü aydınlık eyle,
Ey NUR! Sensin nurların tekbirini gören, sendendir bütün aydınlanmalar,
Gölgede bırakma bizi, Nur’umuzu daim eyle.
Ey NUR! Sensin nurlardan önceki NUR, senin yaratmanla başlar bütün nurlar,
Yokluğun karanlığında bırakma bizi, başımızı Nur eyle.
Ey NUR! Sensin Nurlardan sonraki NUR, senin taktirinle tamam olur bütün nurlar,
Kabrin karanlığında bırakma bizi, sonumuzu Nur eyle. Ey NUR! Sensin nurlar üstündeki NUR, senin yüceltmenle yücedir bütün nurlar,
Semamızı Nursuz bırakma, üstümüze nur eyle.
Ey NUR! Sensin nurlara benzemeyen NUR, senin tecellilerinle aşinadır bütün nurlar bize,
Nur üstüne Nur ver bize, Nurumuzu Nur eyle.
Ey NUR! Seni kusurdan tenzih eder, noksanlıktan takdis ederiz,
Senden başka ilah yok ki bize medet eylesin,
Bir tek SENSİN, Bir tek Sensin kurtuluşumuz, Bir tek sensin sığındığımız,
İman ver bize, kurtuluş ver hepimize,
Bizi hiçliğin ateşinden kurtar,
Bizi senden uzaklığın cehenneminden al,
Ey Rabbimiz!..
Âmin

99 esma 99 dua Senai Demirci

4 Ayet 4 Psikolojik Çelişki | Dr. Senai Demirci ile Terapi Odası | 13.Bölüm

(Filistinli çocuklara sesleniyorum…)

Bakma sen… Yeryüzünün, fitneyle dolduğuna,
Cehâletin, bu kadar cesaret bulduğuna;
Bakma sen.. Zâlimlerin hükümrân olduğuna;
Firavunlar, Kârunlar, Berzah’ta beklemede
Hepsi hesap verecek, o Büyük Mahkeme’de…

Bakma sen.. Dalâletin îtibâr gördüğüne,
Zilletin, zirvelerde saltanat sürdüğüne,
Bakma sen.. Adâletin, yerde süründüğüne;
Bil ki; bütün deliller, Ukbâ’da beklemede,
Terazi çok hassastır, o Büyük Mahkeme’de…

Bakma sen.. Zorbaların, heybetli durduğuna,
Fâsıkların, şeytanla ittifak kurduğuna.
Bakma sen.. Ekranların ahlâkı vurduğuna;
Gör ki; bütün kâinat, sabırla beklemede,
Susanlar konuşacak, o Büyük Mahkeme’de…

Varsın olsun.. Çatıda, münâfıklar fırkası,
Çağdaşlık maskesinde, siyonizm markası.
Varsin olsun.. Dünyada, nâmertlerin arkasi;
Bütün şehit kanları, toprakta beklemede,
Boğacak gâfilleri, o Büyük Mahkeme’de…

Varsın olsun.. İslamı, yobazlığa yoranlar,
Müslümana mürteci, damgasını vuranlar,
Varsın olsun.. Üzülme, Hakk’a tuzak kuranlar;
Kıyamet buyruğunu, İsrafil beklemede,
Son hüküm Allah’ındır, o Büyük Mahkeme’de…

Varsa ki; Allah için, çektiğin zerre çile,
Getiriyorsan eğer, Hakk için hakki dile;
Ne çıkar.. Bütün dünya, seni hor görse bile;
Sana şâhitlik için, melekler beklemede;
Mazlumun âhı kalmaz, o Büyük Mahkeme’de…

CENGİZ NUMANOĞLU

Beşerin temeli, bir küçük cenin, Can vermeye gücü yetmez kimsenin, Kâinat denilen, dev değirmenin, Suyu nerden gelir, farkında mısın?

Yıldızlar bir adım yolundan şaşmaz.
Dağlar haddin bilir, denizler taşmaz.
Karıncanın yükü, boyunu aşmaz.
Bunca dengelerin, farkında mısın?

Bu dünya, uzunca bir yolun başı, O mezar dediğin, bir sınırtaşı, Ömür, iki günlük îman savaşı, Her an bitebilir, farkında mısın?

Senin sahibin var, yokluğa kanma,
Sana senden yakın, uzakta sanma,
O’na tüm kâinat, dar gelir amma,
Bir gönüle girer, farkında mısın?

Cehâlettir, O’nu inkâr nedeni, Ne mümkün görmemek, O var edeni, Beyin yönetirken, bütün bedeni, Beyni kim yönetir, farkında mısın?

Etrafına bir bak, gör nicesini,
Gel de çöz, şu insan bilmecesini,
Bazen, ömür bile, tek hecesini,
Çözmeye yetmiyor, farkında mısın?

Kimi, kibir denizinde boğulmuş, Kimi, minnet ile, kula eğilmiş, İnsan olabilmek, kolay değilmiş, O kutsal savaşın, farkında mısın?

Kimi, servetini, sefâya sermiş,
Kimi zekâtını, dürüstçe vermiş,
Kimi, bir lokmanın, şükrüne varmış,
Gerçek zenginlerin, farkında mısın?

Kimi, imân eden, kula çatarken, Korkulara düşer, güneş batarken, Kimi, ona buna, akıl satarken, Kendisi muhtaçtır, farkında mısın?

Kimi, şans ve talih peşinden gider,
Durmadan kadere sitemler eder,
Böylesi kullara, neylesin kader?
Ekmeden biçen yok, farkında mısın?

Ömürler, mevsimler gibi dönerler, Mumlar, yanar yanar, biter sönerler, Yapraklar, sararıp, yere inerler, Toprağa dönerler, farkında mısın?

”Aşk” sözcüğü, günümüzde karmaşa,
Aşklar var, bir gaflet, bir kara maşa,
Ama, bir aşk var ki; gelince başa,
Ölüm kavuşmaktır, farkında mısın?

İnsanlar, el ayak, kol, kafa, beden, Hiçbiri birine benzemez neden? Bir güç, bir irâde var ki, hükmeden, Dört yanını sarmış, farkında mısın?

Gece gündüz, boş hayaller kurarsın,
Kendi gafletine ortak ararsın,
Çıkmaz sokaklarda, adres sorarsın,
Oysa, adres sende, farkında mısın?

Yaşamak, kalbine korku salarken, Ümitsizlik batağına dalarken, Teselliyi, kadehlerde ararken, Seni Yaradanın, farkında mısın?

Nice güzel renkler, dünyayı sarmış,
Siyahın yanında, beyaz da varmış,
Parmakların, kalem tutar, yazarmış,
Elin, kolun varmış, farkında mısın?

Pembe beyaz açan bahar dalını, Mor dağların, yeşilini, alını, O kelebeklerin, ipek şalını, Gören gözün varmış, farkında mısın?

Sonsuzların bile, ömürleri var,
Sanma ki, saltanat, kurumaz pınar,
Mal, canın yongası olsa ne çıkar?
Gölgeler fânidir, farkında mısın?

Yorgun yüzlerdeki, derin izlerde, Sevgiye susamış, muhtaç gözlerde, Boğazlara düğümlenen sözlerde, Ne feryatlar gizli, farkında mısın?

İlaçtan çok, dost gerekir hastaya,
O dost yazılır, yüce listeye,
Bir gönül köprüsü, kuran ustaya,
Ücreti kim verir, farkında mısın?

Tatlı dil, güçlüdür, demir çelikten, Yılan bile duymuş, çıkmış delikten, İnsanlara özgü, bu incelikten, Kimler hisse almış, farkında mısın?

Namus şeref derler, elle tutulmaz,
Şan şöhretle, para pulla satılmaz,
Kumar çöplüğüne, asla atılmaz,
Atıp satanlar var, farkında mısın?

Eğer varsa kulda, vicdan yarası, Karışır, servetin akla karası, İnsan ömrü, iki nefes arası, Kaç adımlık yoldur, farkında mısın?

Sen, fakir arkadaş, düşünme derin,
Bin türlü derdi var, o zenginlerin,
Darılıp küstüğün, kendi kaderin,
Sana siper olmuş, farkında mısın?

Dinle ki, genç ana, bu sözler sana, Böyle yazdım diye, darılma bana, O yavrun sevgiden, şefkatten yana, Biraz aç görünür, farkında mısın?

Aklı tutsak eden, dar sınırları,
Geç de gör, âlemde nice sırları,
Yazan, yazmış amma, bu satırları,
Neden, niçin yazmış, farkında mısın?

CENGİZ NUMANOĞLU

“Daha Kur’an Ne Desin” – Prof. Dr. Mehmet Emin AY

Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size de merhamet edilsin! Araf 204

17.11.2023

Ey insan! Yaşıyorken, hem de Kur’ân çağında;
Çırpınıp duruyorsun, cehâlet batağında.
Kalbin katı… Gözün kör… Başın kibir dağında
Kur’ân sana gel diyor, bak bendedir adresin,
Ey eşref-i mahlûkat! .. Daha Kur’ân ne desin! ..

Özgürce seçmen için, iki yoldan birini;
Apaçık bildiriyor, bütün ayetlerini.
Ya Peygamber, ya şeytan… Seç diyor rehberini;
Öyle seç ki; sırattan rüzgar gibi geçesin,
İlle şeytan diyorsan.. Daha Kur’ân ne desin! ..

Ya Cennet bahçesidir, ya ateştir o mezar,
Mekân var mı dünyada, öyle derin, öyle dar?
Hiçbir şey yakın değil, insana ölüm kadar.
Diyor ki; hesabı var, aldığın her nefesin;
Mezarlar konuşurken… Daha Kur’ân ne desin! ..

Malın, mülkün, şöhretin, dünyada herşeyin var;
Ya dünyadan Rabb’ine, götürecek neyin var?
Bana yeter diyorsan, şu üç günlük itibar;
Bir dördüncü gün var ki; çok çetindir bilesin,
Bunlar masal diyorsan.. Daha Kur’ân ne desin! ..

Âyet diyor ki; eğer, dağa inseydi Kur’ân;
Paramparça olurdu.. Dağ, Allah korkusundan.
Hangi insan durup da, ibret almaz ki bundan?
Sen ki, bir dağ yanında, ne kadar da cücesin,
Haddini bilmen için.. Daha Kur’ân ne desin! ..

O münezzeh ruhundan, ruh vermekle insana;
Erişilmez bir şeref, bahşetti Allah sana,
Ne kadar sevdiğini, buradan anlasana!
Sen ki; taparcasına, kendine kul kölesin,
Nefsini put yapana.. Daha Kur’ân ne desin! ..

Bir gün var ki; çok yakın, dağların yürüdüğü,
Göklerin, güneşleri önünde sürüdüğü,
Kâinatı toz duman, dehşetin bürüdüğü;
Kıyâmet senaryosu, oyun değil bilesin;

Hâlâ ürpermiyorsan.. Daha Kur’ân ne desin! ..

O büyük mahkemede, bütün diller susacak;
Konuşacak bu defa, göz, kulak, el, kol, bacak.
Uzuvlar birer birer, haramları kusacak;
Açılacak önünde, defterleri herkesin;
Kendine gelmen için.. Daha Kur’ân ne desin! ..

O gün, buyruk verenler, buyruğa baş eğecek,
Cehennem öfkesinden, köpürüp kükreyecek,
Ve doldun mu dedikçe, daha yok mu diyecek;
Yandıkça o deriler, değişecek bilesin;
Hâlâ secde yok ise.. Daha Kur’ân ne desin! ..

Gör ki, dünya sırtında, nice insan taşıyor;
Kimi yaşarken ölmüş, kimi ölmüş yaşıyor.
Kimi Arş-ı Âlâ’ya dolu dizgin koşuyor;
İşte Cennet.. İşte sen.. Gayret et ki giresin;
Ey! Eşref-i mahlûkat! .. Daha Kur’ân ne desin! ..

CENGİZ NUMANOĞLU

Babam derdi ki yavrum! Küçüğü küçümseme;
Küçücük bir darbeden, kalp kırılır mı deme.
Orman nasıl yanarsa, bir kibriti çakmakla;
Hayırlar da kül olur, bil ki başa kakmakla…

Babam derdi ki yavrum! Kibir şeytana hastır,
Şeytanla dost olanın, âkibeti iflâstır.
Dünya hırsı doyurmaz, yedikçe aç kalırsın;
Kibirde yükselirsen, kabirde alçalırsın…

Babam derdi ki yavrum! Çürük tahta boyanmaz;
Boyansa da sıratta, ilk adıma dayanmaz.
Bil ki; o gün ameller, karşımızda duracak;
Önce kendi nefsimiz, bizden hesap soracak..

Babam derdi ki yavrum! Dostun postuna kanma,
Allah’tan başkasına, güvenip de yaslanma.
Var gününde sevilir, el üstünde olursun;
Dar gününde kendini, yapayalnız bulursun…

Babam derdi ki yavrum! Öfke kanla beslenir;
Şeytan âdemoğluna, “öldür! ” diye seslenir.
Vehimler, vesveseler, öfkeye katran döker,
Şeytan ancak, eûzu besmeleyle diz çöker…

Babam derdi ki yavrum! Kimseye sır yükleme,
Hiç kimseden sınırsız, bir sadâkat bekleme.
İnsan pervane gibi, rüzgâr bulunca döner,
Gündüz fener kesilir, gece olunca söner…

Babam derdi ki yavrum! Şükredip duruyorum.
Açgözlü insanlara, hep şunu soruyorum:
Bir avuç kara toprak, üç metre kefen için,
Cehenneme bu kadar, ısrarla talep niçin? ..

Babam derdi ki yavrum! İnsanoğlu savrulur,
Kalpler ancak Allah’ı, anmakla huzur bulur.
Makam, mevki, para, pul, insan olmaya yetmez,
İnsanda irfan yoksa, ceset beş para etmez…

Babam derdi ki yavrum! Borç insana tasmadır,
Kölelik fermanına, hem de mühür basmadır.
Fâizin güler yüzlü maskesine aldanma;
O şeytan sarmalına, düşen kurtulur sanma…

Babam derdi ki yavrum! İnsanoğlu nankördür,
Herkeste kusur görür, kendi nefsine kördür.
O kaskatı kalbini, tarife taşlar yetmez;
Allah affeder amma, insanoğlu affetmez (!) …

Babam derdi ki yavrum! Diplomalı câhiller;
Kur’ân’a kin üreten, bir zümreye dahiller.
Hiçbiri kurtulamaz, girdiği dar kafesten;
Ve hiçbiri utanmaz, tükettiği nefesten…

Babam derdi ki yavrum! Ölüm herkese yakın;
Onunla arkadaş ol, kaçmaya kalkma sakın.
Ölümle barışırsan, ömürle barışırsın;
Yoksa her türlü şerde, şeytanla yarışırsın…

Babam derdi ki yavrum! Rabb’inedir dönüşün;
Huzuruna çıkacak, yüzün var mı? Bir düşün.
Sırattan geçmek için, iki kanat gerekli;
Biri Kur’ân.. Biri de, düşünmektir sürekli…

Babam derdi ki yavrum! Dedikodu zillettir;
Dilden dile bulaşan, kronik bir illettir.
Kur’ân; uzaklaş diyor, gıybetin vahşetinden;
Çünkü insan tiksinir, ölmüş kardeş etinden…

Babam derdi ki yavrum! Dîne hurâfe katma;
Türbede mum yakıp da, şirki din diye satma.
Yanlarında dururken, Kur’ân gibi bir liman;
Gör ki; şirk denizinde, boğuluyor müslüman…

Babam derdi ki yavrum! Şerde hayır arama;
Unutma ki şeytanlar, bal dökerler harama.
İnsan nefsi zayıftır, aç gözlüdür.. Bilesin.
Sabrı silah eyle ki; ona gâlip gelesin…

Babam derdi ki yavrum! Bu yol hayat yoludur,
Tehlikeli virajlar, kavşaklarla doludur.
Dikkat et.. Kur’ân’daki kırmızı ışıklara,
Kazâ yaparsan eğer, suçu kendinde ara…

Babam derdi ki yavrum! Rabb’imiz lütufkârdır,
Her zorluğun sonunda, mutlak kolaylık vardır.
Ümitsizlik; şeytanın kurduğu bir tuzaktır,
Allah’a yaklaşanlar, tuzaklardan uzaktır…

Babam derdi ki yavrum! Kendini helâk etme;
Câhillerden yüz çevir, boşa nefes tüketme.
Çünkü canlı cesetler, ne görür, ne duyarlar;
Onlar, “çağdaş” putların, buyruğuna uyarlar…

Babam derdi ki yavrum! Kadere küsme sakın;
Bil ki; seni Yaratan, sana senden de yakın.
Ne gaflet, ne cehâlet, ne sefâlet kaderdir;
Allah ancak sabreden, kullarla beraberdir…

Babam derdi ki yavrum! Pişmanlık kurtuluştur;
Vicdanla yüzleşerek, yeniden varoluştur.
Pişmanlık; yanmak değil, yanınca sönmemektir,
Hakk yolundan bir daha, geriye dönmemektir…

Babam derdi ki yavrum! Sık gidersen dostuna;
Bir gün eşik dibinde, yer bulursun postuna.
Kendini bilmeyenin, bil ki dinmez gözyaşı;
Çünkü sonunda çatlar, dostun da sabırtaşı…

Babam derdi ki yavrum! Özgürlük zihindedir;
Aklı selim beyinler, zindanda da zindedir.
Nice köleler var ki; iffetin kalesidir,
Nice sultanlar var ki; nefsinin kölesidir…

Babam derdi ki yavrum! “Çağdaşlık” dedikleri;
Çürümüş bir ahlâkın, erozyon delikleri.
Moda sık sık değişen, bir hevâ dürtüsüdür;
Oysa hiç değişmeyen, iffetin örtüsüdür…

Babam derdi ki yavrum! Bilmeceler kolaydır;
Lâkin insanı çözmek, inanılmaz olaydır.
Kimi durur sınırda, kimi yıkar bendini,
Kimi pişer ateşte, kimi yakar kendini…

Babam derdi ki yavrum! Herşey açık bu dinde;
Şeytana dikkat diyor, yüzdoksan âyetinde.
Ne yazık ki; insanlar, bu çığlığı duymuyor;
Hayvanları ürküten, vahşetine doymuyor…

Babam derdi ki yavrum! İnsanoğlu aldanır;
Servetini gördükçe, kendini Kârun sanır.
Secde eder, tapınır, kotrasına jipine;
Bilmez ki; nice Kârun, girdi yerin dibine…

Babam derdi ki yavrum! Kürsülere boş çıkma;
Seni dinlemek için, koşup geleni sıkma.
Mikrofon buldum diye, uzatırsan sözünü;
Dinleyen önce esner, sonra yumar gözünü…

Babam derdi ki yavrum! Hayvanları yermeyin,
Onlar sözden anlamaz, ahlâk dersi vermeyin.
Edep, hayâ, haysiyet, ancak insanı bağlar,
Bu durum hayvanlara, özgürce (!) yaşam sağlar…

Babam derdi ki yavrum! Secde şuur demektir;
Şuur yoksa, ameller, beyhude bir emektir.
Nefsanî fırtınalar, îmânı söndürmesin,
Sen gafleti öldür ki, o seni öldürmesin…

Babam derdi ki yavrum! Zehirde bal arama;
Nefsin istese bile, dönüp bakma harama.
Zinâ câziptir.. Çeker yaklaşanı bir anda;
Ona yaklaşmak bile, yasaklanmış Kur’ân’da…

Babam derdi ki yavrum! Fitne katilden beter;
Bir fitne; yüzbinlerce, insan katline yeter.
Fitneler; toplumları önce kinle yoğurur;
Sonra da akıl dışı, katliamlar doğurur…

Babam derdi ki yavrum! Bütün dertler bir yana,
Kur’ân da, ümitsizlik haramdır müslümana.
Her çilenin bir ecri, gecenin fecri vardır;
İnsanın selâmeti, ancak sabrı kadardır.

CENGİZ NUMANOĞLU

Günlük hayatımızda Allah için terk ettiğimiz, yapmadığımız belli başlı olayları sayarak durduğumuz yeri belirlemeye çalışalım. Bakalım o günün zararla mı kapattık, kârla mı?

Bu gün Allah için hiç gıybet yapmadım.

Bu gün Allah için hiç yalan söylemedim.

Bu gün Allah için hiç trafikte gözü açıklık(!) yaparak kimsenin sırasını almadım.

Bu gün Allah için hiç Nam-ı Celil-i Subhani’yi gittiği her yere götüren Allah dostları hakkında suizanda bulunmadım.

Bu gün Allah için Müslümanlara zararları yüzyıllardır bilinen çevrelerle anlaşılmaz bir hırs ve çekememezlik yüzünden iş birliği yapmadım.

Dünya ve dünyalık için, mevki makam hırsıyla hiç kimseye iftira atmadım,

Bir tek gönlü bile kırmaktan yılandan akrepten çekindiğim gibi çekindim.

Bu gün Allah için hiç faize el uzatmadım.

Bu gün Allah için hiç yetim hakkı yemedim.

Bu gün Allah için hiç insanların ellerindeki avuçlarındakini “ortak olalım” diyerek alıp üzerine yatmadım.

Hiç şüphesiz bunların sayısını da çoğaltabiliriz. Günlük hayatımızı yaşarken az da olsa günaha karşı böyle mesafeli bir duruşla yaşamaya gayret edersek, zaten sonsuz merhamet sahibi Rabbi Rahimimiz de sevap yollarını kolaylaştıracaktır. Bir kere sevap yolu kolaylaşan insanın dünyası da ahireti de Allah’ın izniyle cennet asa baharlara dönecektir. Böyle insanlara bir de Cenab-ı Hakk’ın müjdesi var: “Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara, 277)

İstikamet bu yönde olduktan sonra başkaları ne derse desinler, ne iftiralarda bulunurlarsa bulunsunlar, sizin bulunduğunuz ufku Kur’an bildiriyor. “Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır” Yani Korkmayın, gevşemeyin, inanıyorsanız mutlaka üstünsünüz. Siz Allah’a hakkıyla itimat edin Allah, kendisine ve peygamberlerine düşman olanların hakkından gelecektir.

akit

Kalbini bağla ki, Hâkk kemendine,
Düşme, mahşer günü, yargı derdine,
Sen, kendi yargıcın, ol da kendine,

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Bir gönül kapısı, bulup çaldın mı?
Bir sevgi seline, boyca daldın mı?
Bir dosta bedelsiz, selâm saldın mı?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Seher vakti kalkıp, vecde daldın mı?
Nûrlar dağılırken, payın aldın mı?
Hâkk aşkına, kâlbi şâhid kıldın mı?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Bilmediğin, bilenlere sordun mu?
İlimle aranda, köprü kurdun mu?
Zarar ve kârını, hayra yordun mu?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Ezelî rızkına, râzı oldun mu?
Sabır sofrasında, lezzet buldun mu?
Îmânla şükredip, huzur doldun mu?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Gafleti, gayretle, yarıştırdın mı?
Alnını, secdeyle barıştırdın mı?
Bir akraba sorup, soruşturdun mu?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Kibir dağlarından, inip geldin mi?
Zorda kalmış, bir kişiyi bildin mi?
Sana borcu vardı, onu sildin mi?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Merhamette, Hâkk serveti buldun mu?
Komşu kederiyle, ortak oldun mu?
Bir yetimin, şefkâtiyle doldun mu?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Acılar görünmez, gözler baksa da,
Her ateş, düştüğü yeri yaksa da,
Hasta, bir dost bekler, ümit yoksa da,

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Gönül gözlerini, açıp baksana,
Veren, neler vermiş, dünyada sana,
O’na gönderdin mi, bir hamd ü senâ?

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Gramla yazılır, yaptığın hasat,
Bir zerre noksansız, çıkar yedi kat,
Tükenen her nefes, kaybolan fırsat,

De ki; Allah için, ne yaptın bugün? ..

Cengiz Numanoğlu

Comments are closed.