logo

Bütün mutsuzluklar aynı dili konuşurlar.

mutluluk ve mutsuzluk

Çağın hastalığı olan depresyon herkesi olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. Ancak kadınlar depresyondan çok daha olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Peki kadınlar neden depresyona daha fazla girerler bunun nedenler ne olabilir diye sormadan önce depresyonun genel anlamını bilmek önemlidir. Canlıların hepsi yaşamını sürdürmek için hem ruhsal hem de bedensel ihtiyaçlarını gidermelidir. Depresyon da kişinin ruhsal olarak ihtiyaçlarını gideremediği ve boşlukta kaldığı bir dönemi ifade etmektedir.

Depresyonun ruh hali bozukluğu olduğunu söylemek mümkündür. İnsanın yaşam enerjisi çekildiğinde aniden hüzün ve çaresizliğe düşmektedir. Kadınlarda erkeklerden daha duygusal ve çok yönlü varlıklar olduğundan daha kolay depresyona girme eğilimi göstermektedirler. Her ne kadar erkekler ve kadınlarda depresyon belirtileri farklı gibi gözükse de genel olarak çaresizlik ve geçmeyen olumsuz ruh hali her ikisinde de benzer şekilde seyreder. Bir bakımda depresyon kişinin karşı karşıya kaldığı olumsuzlukları ya da içinde bulunduğu durumları kabullenemediği anlarda ortaya çıkmaktadır.

Uzmanlar kadınların depresyona daha meyilli olduğunu göstermektedir. Peki kadınlarda depresyon neden olur? Öncelikle kişinin genetik yatkınlığı, geçmişinde aşamadığı travma temelli durumlar, fiziki, cinsel ve duygusal istismara maruz kalmak kadınlarda depresyonu tetikleyen konular arasında yer alır. Bazen kullanılan ilaçların, regl döngüsüyle menopozun başlangıcı da kadınların depresyona girmesine neden olabildiği de belirtilmektedir.

Kadınlarda depresyon ne kadar sürer konusu pek çok kişi tarafından merak edilmektedir. Depresyon aslında çok kişisel bir durumdur. Bu nedenle depresyonun nedenlerine ve kişinin genel karakterine bağlı olarak süresi de değişebilmektedir. Bazen aylar içinde geçen depresyon bazı ciddi durumlarda yıllarca sürerek kişiyi ruhsal olarak yıpratmaktadır.

Kadınlarda Depresyon Belirtileri

Kişiden kişiye değişebilmekle beraber uzmanlar kadınlarda depresyon belirtilerini genel olarak şu şekilde sıralarlar,

  • Üzüntü, anlamsız/umutsuz hissetme ve aniden boşluğa düşme,
  • Herhangi bir olaydan dolayı kendini suçlu, endişeli ve sinirli hissetme,
  • Uzun süren yorgunluklar,
  • Önceden keyifle yapılan faaliyetlerden uzaklaşma ve onlara karşı ilgisiz kalma,
  • Olayların ayrıntılarına takılma,
  • İntihara meyletme ve girişme,
  • Fazla uyku ya da yetersiz uyku,
  • Fazla yeme ya da tersine iştahsız hissetme,
  • Geçmeyen baş ağrıları, kramp, sindirim sistemi sorunları, göğüslerin hassas olması, şişkinlikler gibi fiziki belirtiler,
  • Enerjinin düşmesi,
  • Ani gelen panik atak nöbetleri,
  • Sıklıkla aniden ağlamalar ve duygu değişimleri,
  • Gergin hissetme,
  • Kontrolün elden gitme kaygısı,
  • Gündelik işleri yerine getirmede isteksizlik

Kadınlarda Depresyon Tedavisi

Aniden kişinin karşı karşıya kaldığı depresyon bütün yaşamını olumsuz etkiler. Dolayısıyla kadınlarda depresyon tedavisi nasıldır sorusunun yanıtı çok önemlidir. Kişi bazen duygusal ve düşünce anlamında içinden çıkılamaz bir duruma girer. Ancak çoğunlukla bu girdaplardan tek başına çıkmaz mümkün değildir. Bazı durumlarda yakın arkadaşlar ya da hobi faaliyetleri kişinin depresyondan kurtulmasını sağlarken bu çoğunlukla işe yaramaz. 

Çünkü bir uzman tarafından depresyon nedeninin tespit edilmesi gerekmektedir. Hatta uzman görüşüne bağlı olarak kişi depresyondan kurtulabilmek için ilaca bile ihtiyaç duyabilmektedir. Kadınlar sıklıkla depresyona maruz kaldığından olumsuzlukların kişinin günlük yaşamına devam edemeyecek seviyeye gelmemesi için kısa zamanda bir uzmanla görüşmekte fayda vardır.

Kadınlarda Depresyon

Kadınlarda Depresyon Cinselliği Etkiler Mi? Bir diğer önemli soru da kadınlarda depresyon cinselliği etkiler mi konusudur. Depresyon cinselliği çok fazla etkileyen bir faktördür. Özellikle depresyon sorunuyla karşı karşıya kalan kadınlarda belirgin düzeyde cinsel istekte azalma olur. Çünkü depresyon kadınlarda libidonun düşmesine yol açar. Dolayısıyla kadınlarda depresyonun cinselliği etkilediğini söylemek mümkündür.

“Erkek adam depresyona girmez!” şeklinde bir inancı olanlardan mısınız? Öyleyse bu inancınızı değiştirmek için bir an önce bu yazıyı okumalısınız, çünkü tedavi edilemeyen depresyonlar ölümle sonuçlanabilir.

Depresyon sosyal, psikolojik ve biyolojik faktörlerin birleşimi ve birbiriyle etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Tedavi edilmediğinde tehlikelidir. Kişinin yaşadığı duygusal acılar fiziksel acılardan bile ağır hale gelebilir. Kişi, ölümü bu acılardan kurtulmak için tek çare görür. Dünya Sağlık Örgütü, yılda yaklaşık 1 milyon kişinin intihar neticesi öldüğünü tespit etmiştir. Depresyon, intihar nedenlerinin ilk sırasında gelmektedir. Depresyon; kişilerin geçmişte keyif aldıkları aktivitelerden ve insanlardan keyif alamaması, hüzün, çaresizlik, içine kapanma gibi şikayetler ile kendini gösterir. Hepimiz buna benzer duygular yaşayabiliriz ve zaman içinde kendimizi daha iyi hissederiz. Kişiye depresyon tanısının konulabilmesi için bu ve benzeri şikayetlerin iki haftadan fazla sürmesi gerekmektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, depresyonun kadınlar ve erkekler arasında belirgin farklılıklar gösterdiğine işaret ediyor. Öncelikle erkekler kadınlara oranla, depresyona girdiklerini çok daha ender kabul ediyor ve yardım arayışına giriyorlar.

Erkeklerin depresyonu yaşama şekilleri de kadınlara nazaran farklı. Kadın depresyondayken çoğunlukla hüzün, değersizlik, suçluluk duyguları yaşarken, erkek yorgun, sinirli, huzursuz duruma geliyor. Kadına nazaran daha sıklıkla alkol kullanma eğiliminde oluyor. Erkeklerde depresyon şu şekilde kendini gösteriyor:

◊ Kızgınlık, sinirlilik, saldırganlık
◊ Kaygı, huzursuzluk
◊ İşe, aileye, eskiden keyif veren aktivitelere karşı ilgisizlik
◊ Cinsel isteksizlik ve performans sorunları
◊ Hüzün ve umutsuzluk
◊ Konsantrasyon sıkıntıları, unutkanlık
◊ Sürekli yorgun olmak, uyuyamamak ya da çok uyumak
◊ Çok yemek ya da iştahsızlık
◊ İntihar düşünceleri ya da denemeleri
◊ Fiziksel ağrı ya da acılar, baş ağrısı, sindirim sistemi problemleri
◊ İşle, aile ile veya diğer önemli aktivitelerle ilgili sorumlulukları yerine getirememe
◊ Riski yüksek olan aktiviteler ile uğraşma
◊ Alkol veya diğer ilaç ve uyuşturuculara ihtiyaç duyma
◊ Arkadaş ve aileden elini eteğini çekme, yalnızlığı tercih etme

Yaşlı erkeklerin depresyonu da gözden kaçan önemli bir konu. Kalp hastalığı, felç, kanser gibi hastalıklar depresyona neden olabilirken, verilen bazı ilaçların yan etkileri depresif semptomlar olabiliyor. Yaşlı erkeklerde depresyonu teşhis etmek özellikle çok önemli çünkü intihar vakaları yaşlı erkeklerde epey yaygın. İntihar vakaları en fazla orta yaş erkeklerinde görülüyor, ikinci sırada ise 85 üstü erkekler geliyor.
Depresyon ile ilgili bilgi sahibi olmak, bu konuda açık açık konuşabilmek çok önemli. Çünkü depresyon kendiliğinden geçmez, mutlaka tedavi ve destek almak gerekir. Tedavi edilmediğinde şikayetler artarak kişinin hayatını daha da olumsuz etkileyebilir, depresyon ağırlaşabilir. Kendiliğinden geçmez destek almak şarttır. / Dr Basak Demiriz Klinik Psikolog

İster maddi veya manevi kişisel problemlerle boğuşuyor olun, ister başkasının sıkıntısına ortak olun, ister ülkenin durumuna dertlenin, zor zamanlardan geçerken insanın psikolojisinin alt üst olmaması mümkün değil. Düzen bozuldu mu insanın psikolojisi de bozulur; daha stresli, daha endişeli, daha gergin, daha hüzünlü, daha mutsuz olur.

Psikolojisi bozulunca, işlevselliği bozulur, potansiyelini, öz kaynaklarını kullanamaz, verimliliği azalır. Daha basit bir ifadeyle insanın canı hiçbir şey yapmak istemez. İşin kötüsü, bozuk bir makinenin iş görememesi gibi, kapasitemizi tam kullanamadığımızda bu zorluklarla baş etmemiz daha da zorlaşır. Yani hiç farkına bile varmadan bir kısır döngü içine giriveririz.

Mutsuz olunca evde oturmak, evde oturdukça daha da mutsuz olmak, daha da mutsuz olunca iyice eve kapanmak gibi… Ya da gergin olunca iş yapamamak, iş yapamayınca daha da gerilmek, daha da gerilince iyice atıl kalmak, işi bitirememek, para kazanamamak ve sonucunda daha büyük sorunlar yaşamak gibi…
Bu kısır döngüden çıkabilmek için mutlu olabilmenin yollarını öğrenmek gerek.

Mutluluk konusunu araştıran psikologlar, kimlerin daha kolay mutlu olduğu, mutlu insanların ortak özellikleri, zor zamanlarda insanların nasıl mutlu olabileceği gibi konular üzerine sürekli araştırmalar yapıyorlar. Siz de nedeni ne olursa olsun zor zamanlar yaşıyorsanız, “Mutlu olmayı unuttum artık” diyorsanız, araştırma sonuçlarına bir göz atıp mutlu olmanın yollarını deneyebilirsiniz.

GÜLÜMSEME TAKLİDİ YAPMAK BİLE ETKİLİ: Mutlu insanlar başkalarının mutluluğundan da mutlu olabiliyorlar, çünkü genel olarak insanları daha çok seviyorlar. Mutlu insanlar, mutluluğun sadece başarıdan gelmediğini keşfetmişler. Daha fazla başarı, daha fazla para, daha yüksek statü, daha büyük ev, daha fazla eşya insanı mutlu etmiyor. Öyleyse, bunlara sahip olunca mutlu olacağım yanılgısından kurtulmak ve “şimdi nasıl mutlu olabilirim” sorusunun cevabını bulmak gerek. Mutlu insanlar, zamanlarını daha iyi yönetiyorlar. Dolayısıyla hayatlarını istedikleri gibi kontrol edebiliyorlar. 24 saat içinde ne kadar çok şey yapabildiklerini keşfettikleri için de zaman öldürmeden, hedeflerine küçük adımlarla ve organize bir şekilde ulaşabiliyorlar.

Mutlu insanlar daha fazla gülümsüyorlar. Araştırmalar, gülümseme taklidi yapsanız bile daha iyi hissedebileceğinizi söylüyor. İsterseniz bir deneyin. Önce suratınızı asın, sonra gülümseyin. Hangisi daha iyi hissettirdi?

YETER Kİ BİRAZ HAREKET OLSUN

Mutlu insanların çeşitli uğraşıları var ve bu uğraşıları yaparken kendilerini unutabilecek kadar yoğun bir şekilde meşgul olabiliyorlar; bu ister bulmaca çözmek olsun, ister örgü örmek… Kendi becerilerine, ilgilerine yakın olan işler yaparken iyi hissettiklerini biliyorlar ve her fırsatta bunları yapmaya çalışıyorlar.

Artık bütün araştırmalar gösteriyor ki hareket etmek insana kendini iyi hissettiriyor. Mutlu insanlar hareket etmeyi seviyor. Yürüyüş, koşu, yüzmek, yoga, aklınıza ne gelirse gelsin üşenmeyin yapın, yeter ki hareket olsun.

Mutlu insanlar, bedenlerine ihtiyaçları olan molayı da veriyor. Düzenli uyku, dinlenme, kestirme, kendini yenilemek için şart. Uykusuzluk ve depresyon arasında bir bağ olduğu biliniyor. Uykusuzluk insanı daha hassas ve gergin yapıyor. Olumsuzluklarla baş etmeyi zorlaştırıyor.

Mutlu insanlar, iç seslerini yönetmeyi biliyor. Hepimizin bir “eleştirel iç ses”i var! Kimi insanda bu ses çok daha yüksek volümle, çok daha sık ve daha saldırgan konuşuyor. Bu seslerle baş etmeyi öğrenmek ve mantıklı olmayan iç seslere karşı gelebilmek, iç huzuru yakalamanın önemli koşullarından biri.

HAYDİ ŞİMDİ DIŞARI YALNIZ KALMAK YOK

Mutlu insanlar, kızgınlıklarını sürdürmenin kendilerine zarar verdiğini biliyor. Şu sözü hatırlayın: “Kızgınlık, yanan kömürü başkasına atmak için elinde tutmak gibidir, sonunda yanan siz olursunuz!”

Başkalarıyla zaman geçirmek için kendilerini zorlayan insanlar, birileriyle vakit geçirmenin daha iyi hissettirdiğini biliyorlar. Kötü hisseden kişi kötü düşünceler içindedir. Yalnız kaldığında kafalarının içinden bu kötü düşünceler dışında düşünce geçmez, bu düşüncelerin bazen rasyonel olmadığını bile fark edemezler, kendilerini çözümsüz, çaresiz hissederler. Başkalarıyla vakit geçirirken hem bu düşüncelerin acımasız çarkından kurtulur hem de olaylara karşı daha objektif fikirler duyabilirsiniz. Birebir biriyle görüşemeyecek olsanız bile, parka gitmenin, sokakta yürümenin, insanların arasına karışmanın insana kendini daha iyi hissettirdiği ispatlanmıştır. Öyleyse yalnız kalmak yok!

Mutlu insanların, kendilerini yakın hissettikleri kişilerle ilişkileri iyidir. Sizin iyi değilse bir an önce düzeltmeye çalışın. Onlara karşı daha anlayışlı, fedakar, sıcak, şefkatli olun. Eşinizi, anne-babanızı, kardeşlerinizi, yakın arkadaşlarınızı düşünün, onlarla aranız kötü olduğunda nasıl hissediyorsunuz? Onlarla aranız iyi olduğunda nasıl hissediyorsunuz? Şu bir gerçek ki sevdiklerinizle aranız iyi olduğunda, onlarla geçirdiğiniz vakitler çok daha iyi hissetmenize yardım eder.

Mutlu insanlar sadece kendilerini düşünmezler. Unutmayın, vermek almaktan daha iyi hissettirir. Sadece almak yerine, etrafınızdakilere hangi şekilde ne verebileceğinize odaklanın. Bir araştırma, daha çok kişi ile bağlantısı olan ve onlara daha verici, daha yardımsever davranan kişilerin daha uzun yaşadığını ortaya çıkarmış. Haftada en az iki saatinizi gönüllü olarak çalışmaya ayırdığınızda kendinizi çok daha mutlu hissedeceğiniz söyleniyor. Dr Basak Demiriz Klinik Psikolog

Mutlu insanlar, güzel havaları kaçırmazlar. Araştırmalar, güzel havalarda 20 dakika bile dışarıda vakit geçiren kişilerin sadece kendilerini daha iyi hissettiklerini değil aynı zamanda düşünce ve hafızalarının da olumlu etkilendiğini söylüyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmada, her fırsatta doğanın içinde olan, temiz hava almak için çaba gösteren, açık havada aktiviteler yapan kişilerin, yapmayanlara nazaran çok daha mutlu olduğu bulunmuş. Amerikan Meteoroloji Kuruluşu’nun 2011 yılında yayınladığı bir araştırmada, nem, rüzgar, basınç gibi hava koşullarının insanın mutluluğunda önemli bir faktör olduğunu ve hava sıcaklığı 13.9 derece olduğunda mutluluğun maksimize olduğunu söylüyor.

Comments are closed.