logo

Kadının Dünyası

kadinin dünyasi
VEDA * ARALIK

4

Cinsiyetçilik, bir cinsin diğerinden üstün olduğunu savunan bir görüş. Toplumsal cinsiyet eşitliği ise, erkek ile kadının yaşamın her alanında eşit haklara sahip olmasını ifade ediyor. İş hayatında cinsiyet ayrımcılığı konusunda farkındalık başlamış gibi görünse de yol uzun. Kadınları destekleyen şirketler, yönetim kademesinde kadınlara fırsat tanımak, doğum ve süt izni gibi haklar için kolaylık getirmek gibi konularda gelişme göstermeye çalışsa da bunlar halen iş hayatındaki kadınlar için mücadele alanı. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, çalışma yaşamının özellikleri erkeğe özgü önyargı ve değerlerden kaynaklanıyor. Diğer yandan, kadınların başarılı olmak için erkekler gibi davranmak zorunda hissetmesi de artık bir tartışma konusu haline geldi. İyi haber şu ki, kadınlar artık “kadınsı” yanlarını törpülemeden de varlık göstermeyi konuşuyor. İş dünyası artık dengeli bir iş ortamı ve başarı için “kadınsı” olarak tanımlanan bazı özelliklere ihtiyaç olduğunu fark ediyor.

Çalışan bir kadınsanız, kendi doğanıza ait olduğunu hissettiğiniz ancak iş ortamında bastırmaya çalıştığınız özellikleriniz hakkında bir düşünün. Bunları bastırmak yerine güçlü yönler olarak ele alınıp geliştirseydiniz, kariyerinize nasıl katkı sağlarlardı? Kadınların iş hayatında ilerlemelerinin önünde bazı engeller var. Bunlardan bazıları, araştırmalarla ortaya konmuş. Kadınların kişilik, kararlılık ve azim açısından yeterli olmadığı ile ilgili olarak erkeklerde bulunan önyargılar tespit edilmiş. Kadınların hem önyargılar hem de biyolojik özellikleri dolayısıyla en fazla orta yönetime gelebildikleri ve sonra çoğunlukla durdukları ortaya konmuş. Türkiye’de her on üst yönetici erkeğe karşı sadece bir kadın üst yönetici var. Kadınlar iş gücü piyasasına evlilik ve çocuk doğurmak gibi sebeplerle ya hiç katılamıyor ya geç katılıyor. Bu da toplumda cinsiyet ayrımcılığının yarattığı sorunlara ek olarak çalışma yaşamında kadınlar için zorluklar yaratıyor. Ancak iş hayatı hem erkeklere hem kadınlara ihtiyaç duyuyor. Bu da yeni bir bakış açısı gerektiriyor.

Kadınlık ve erkeklikten bahsedildiğinde, toplumun “kadınsı” özellikler olarak hangilerini gördüklerine bakılıyor. Kadınlık olarak adlandırılan öğeleri öncelik sırasına göre düzenlemek, bunları güçlü yönler haline getirmek ilk adım. Kadınsı özellikler dendiğinde esleyici olmak, ilişkilere değer vermek, duygusal olmak gibi yönlerden bahsediliyor. Erkeksi özellikler içinse dışadönük, duygularını bastıran, saldırgan veya atak, lider gibi tanımlar öne çıkıyor. Tüm bu özellikler cinsiyetlere atfedildiğinde erkeklerin başarıya daha yakın olduklarına dair bir algı doğuyor. Kadınların, verilen üst düzey işleri yapamayacağı yönünde önyargılar bilimsel araştırmalarda da ortaya çıkıyor.

Önyargıları kırmak için kadınların erkeklere benzemeye çalışması yerine hem kadın hem de erkek çalışanlarda bireysel özelliklerin, eğitim ve deneyimin farkına varmak ilk adım. Kadınsı olmaktan, kadınsı görünmekten endişe ediyorsanız bir düşünün. Kadın olmanın artıları nelerdir? Bunları öne alın.

Profesyonelliğin tanımını tekrar düşünme zamanı. Profesyonel olmak çoğu zaman hiç durmadan çalışmakla eşdeğer tutuluyor. Hâlbuki yaşam inişli çıkışlı bir yol. Kariyere eşlik eden doğum, hastalık, aile problemleri gibi durumlar özellikle kadınların hayatını etkiliyor. Kadınlar eş, anne, evlat olma rollerinin yanında ev işlerinin çoğunu da üstlendiği için iş hayatındaki rolleri ile diğer sosyal rolleri çakışıyor. Özellikle de anne olduklarında… Hiçbir erkek baba olduğu için iş hayatında çalışan anneler kadar sıkıntı çekmiyor. Kadın, iş-yaşam dengesini sağlamaya çalışırken, kendini sadece işe vermesi profesyonellik olarak addediliyor. Kadın birçok işi aynı anda yapabilme kabiliyeti varken, işi ne kadar ön planda tutarsa o kadar profesyonel olduğu söyleniyor. Tercih yapmak zorunda hissediyor veya kalıyor.

Şunu fark etmek gerekiyor ki profesyonelliğin tanımını erkeklerin ağırlıklı olduğu iş dünyası yaptı. Ancak yaşam sadece iş ortamından değil, aile ilişkileri, bireysel alanlar ve sosyal ihtiyaçlardan da kurulu. Artık kadın-erkek herkes, iş hayatının kurallarının yeniden yazılmasını talep ediyor. Eskinin kuralları, yeni tartışmalarla sorgulanıyor. Yeni profesyonellik tanımı herkesin ihtiyaçlarını göz ettiğinde daha verimli bir iş hayatından söylemek de mümkün olacak. Bu da kadınların iş hayatında pozitif ayrımcılıkla desteklenmesi sayesinde hızlanacak gibi görünüyor. Profesyonelden beklenenler kime hizmet ediyor ve kimi nasıl etkiliyor? Bunları sormakla başlamak öneriliyor.

Duyguları zayıflık değil, güçlü yönleriniz olarak görün. Eskiden duyguları belli etmek profesyonel olmaktan uzak görünüyordu. Kadınsı görünen ağlamak, bugüne kadar duygusal olmak ve zayıf olmakla özdeşleştiriliyordu. Artık iş hayatında duygusal zekâsı yüksek olan kişilerin başarıya daha yakın olduğu biliniyor. Başkalarının duygularını anlamak liderlik özellikleri için de artık önemli görülüyor. Başkalarının duygularına duyarlılık gösteren kişiler ekibini ve insan kaynağını yönetmede daha başarılı addediliyor. Duygular bizi robotlardan ayıran, yapay zekâ tartışmalarında insanları bir adım önde tutan gücümüz. İçsel motivasyonun yakıtı olabilen duygulardan utanmamak ilk adım. Duygular ile temas etmek sadece kadınlara değil, sosyal ilişkilerini ve iş ilişkilerini yönetmede yetkin olmaya çalışan erkekler için de öne çıkan bir özellik.

Duyguların sadece dişi alana ait olmadığını düşünmeye başlayın. Erkeklere küçük yaştan itibaren duygularını gizlemek öğretilir. Halbuki duygulara izin vermek, uzun vadeli stresin de önüne geçer. Size bağlı çalışanlarınız, bir ekibiniz veya büyük bir şirketiniz varsa ofis ortamına duyguların dahil olmasından korkmayın. Duyguların ortamda olmasını nasıl yöneteceğinizi bilemiyor olabilirsiniz. Ancak bazen onların ifade edilmesine izin vermek bile gerilimi azaltmaya yeterli olabilir. Fırsat tanımanız bile yeterli olabilir. Eğer bir çalışansanız, yöneticiniz veya patronunuza duygularınızdan bahsetmeyi deneyin. Bunun daha verimli olmanız için bir yol olduğunu söylemeyi de ihmal etmeyin.

Duygusal

Duygusal işler de değerlidir! Birçoğumuz iş yerinde, işimizin parçası olmayan şeyler yaparız. İşe yeni başlayan birine kol kanat germek, ihtiyacı olanlara tavsiyeler vermek de işinizin bir parçası haline gelebilir. Bu, size iş yükü değil, paylaşım olarak göründüğünde kadınsı özellikleri iş hayatına başarıyla taşıdığınızdan söz etmek mümkündür. Bundan utanmayın. İş yerinde sadece belirli emek türlerini kabul etmek eril bir bakış açısına kaymanıza sebep olabilir. Günümüz iş dünyasında, meslekler arasındaki farklılıkları ifade eden şeylerden biri paradır. İş arkadaşlarının aldıkları ücretler farklı olsa da duygusal etkileşim, destek ve yardımlaşma para ile ölçülebilen bir değer değildir. Duygusal olarak sağlıklı bir ortamda yer almak iş verimliliğine de dolaylı olarak olumlu etki eder. Bunu göz önünde tuttuğunuzda, diğerlerinden daha düşük ücret almanız bazen önemini yitirebilir.

Hayatı idame ettirmek için para ilk değer olsa da insanlara destek olmak, paha biçilemez bir manevi tatmin sağlar. Gerektiği yerde duygusal emek vermekten çekinmeyin. Kendinize yapacağınız en güzel yatırımlardan biri, duygusal varlığınızla da iş ortamında bulunmaktır. Görünmeyen işler büyük farklar yaratabilir. İşveren veya yöneticiyseniz, çalıştığınız kurumda yetkiniz ve gücünüz varsa bu tarz davranışların hakkını vermeyi ve takdir etmeyi unutmayın.

Kıyafet kodlarına takılı kalmayın. Kıyafetler iş hayatındaki kadınları daha kadınsı veya daha erkeksi gösterebiliyorlar. Halbuki bunun yapılan işle pek bir ilgisi yok! Kadınların iş hayatında erkek gibi davranmak zorunda kaldığı, özellikle “cam tavan sendromu” tartışmalarının üst düzeye çıktığı yıllarda kadınların iş kıyafetleri de oldukça hararetli bir şekilde tartışılmaya başladı. Günümüzde iş giysileri konusunda daha esnek anlayışlar gelse de hâlihazırda birçok kodlama var. “Fazla kadınsı” “fazla süslü” gibi birçok tanım aslında önyargılara yol açıyor. Çalışan kadınlar, iş hayatına uygun görünen iş giysilerine kazançlarının birçoğunu yatırmak zorunda kalıyor. İşin maddi boyutu dururken bir de profesyonel imaja olan etkisini hesaba katmak kadınlar için ekstra bir yük. Özellikle de kıyafet yönetmeliğinin olduğu iş yerlerinde kadınlar belli standartlara uyum sağlamak için alışverişe ayrı bir mesai ve para harcamak zorunda kalıyor.

Peki, ne yapabiliriz? Kadınsı giyinmenin küçük görüldüğü bir iş ortamında yaşadığınızı hissediyor ve bundan rahatsızlık duyuyorsanız, bu konuyu tartışmaya açabilirsiniz. Uygunsuz veya kadınsı giyinmenin tanımının tekrar yapılmasını talep edebilir, yasaklanan şeylerde görülen potansiyel zararları tartışılmaya açabilirsiniz. Kadınlar emeklerini ortaya koyan, kadınlara atfedilen zevklere uzak duran tasarımlarda giysiler giydiklerinde daha başarılı ve güçlü görünebiliyor. Nesilden nesile aktarılan toplumsal önyargının değişmesi zaman alsa da farklılıklara öncelikle sevgiyle yaklaşmak öneriliyor.

3

“Liderlik güzelliğe benzer ve tanımlaması zordur, fakat onu gördüğünüzde hemen tanırsınız.” Liderler bulunduğu çevreyi; zekasıyla, bilgi birikimiyle, tecrübeleriyle ve sorumluluk bilinciyle yönetebilen, ortak bir hedefe ulaşma yolunda liderlik yaptığı grubu motive edebilen kişilerdir ve insanlık tarihinin ilk zamanlarından itibaren “liderlik” kavramı var olmuştur. Uzun yıllardır liderlik ve liderlerin sahip olması gereken özellikler birçok araştırmaya konu olmaktadır. Küreselleşmenin de etkisiyle hızla değişen ve gelişmekte olan dünya düzeninde, başarılı bir liderin özelliklerini irdelemek, bu özellikleri edinme ve geliştirme konusunda çalışmalar yapmak giderek daha da önemli ve gerekli olmaktadır. Lider ruhlu insanlar:

• Değişen koşullara karşı yeniliklere kolayca ayak uydurabilen

• Hem kendisini hem liderlik ettiği bireyleri değişen koşullara adapte edebilen

• Yeni hedeflere ulaşmak için liderlik yaptığı bireyleri motive edip, yönlendirebilen

• “Biz” kavramını etkili ve doğru bir şekilde kullanabilen

• Yönetim becerilerine sahip olan, liderlik ettiği bireylerle etkili iletişim kurabilen

• İkna becerisine ve tanıtım yeteneğine sahip olan

• Sabırlı olan, zorluklara dayanabilen, risk alabilen

• Çok yönlü düşünebilen, analiz ve yorumlama yeteneği olan

• Bir vizyon sahibi olan ve bu vizyon ışığında liderlik yaptığı kişileri yönetebilen

Gibi özelliklere sahip olan kişilerdir ve günümüz iş dünyasında, rekabet ortamında ayakta kalabilmek için bu özelliklere sahip yöneticilerle çalışmak büyük bir avantajdır. 

26.11.2022

Kadınların iş yaşamına dahil olmasıyla birlikte iş dünyasının dinamikleri de baştan aşağı değişmiş ve “liderlik” ile ilgili yapılan tüm çalışmalar bu doğrultuda çeşitlenmiştir. Zaman içinde, yaşamın her alanında kendilerini göstermeye başlayan kadınlar, iş dünyasında da yönetici pozisyonunda yer almaya başlamıştır. Bu süreçte kadınlar birçok sorunla ve engelle karşılaşmış ve kadın yöneticilerin erkek yöneticilerle karşılaştırıldığı, kadın ve erkek yöneticilerin “liderlik” vasıflarına ne kadar sahip olduğuyla ilgili araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. 

Kadınların erkeklere oranla, stratejik olarak önemli olan yönetici pozisyonlarında temsil güçlerinin az olmasının nedenlerinin araştırıldığı bir çalışmada, karşılaşılan engeller ve haksızlıklar “Cam Tavan Sendromu” kavramıyla açıklanmıştır. Cam tavan sendromunu, iş dünyasında kadınların bekledikleri yükselişe, karşılaştıkları engellerden dolayı ulaşamaması, görünmez bir üst sınırın varlığıdır. Bu sendrom; iş dünyasında kadın-erkek eşitliliğinin olmaması, sosyal hayatta kadın ve erkeklere biçilen roller ve bu doğrultuda yapılan ayrımcılıklarla ilişkilendirilir. Cam tavan, üst yönetim pozisyonları için yükselmeye çabalayan kadın çalışanların çarptığı “görünmez bir tavan”dır ve kadın çalışanların sadece kadın olduğu için üst yönetim pozisyonlarından uzak tutulmasına yönelik engellerin tamamıdır. 

Cam tavan algısına neden olan faktörlerden bir diğeri de, “kadın tarafından konulan engeller”lerdir.

• Kadınların kendilerini referans alma yanılgısı (“Ben bu pozisyona nasıl geldiysem herkes bu pozisyona gelebilir.” düşüncesi) 

•  Kraliçe Arı Sendromu (Üst yönetimde yer alan “tek kadın” olmanın bir başarı ve ayrıcalık göstergesi olduğuna inanmak) 

Bu engeller, iş dünyasında kadın liderlerin başarılı olması ve rekabet gerektiren koşullarda ilerleyebilmelerinin önüne geçmektedir. Kraliçe arı sendromu, cam tavan sendromuna sebep olan faktörlerdendir ve bize, “kraliçe arı” özelliklerini taşıyan yönetici kadınların verdiği iktidar mücadelesini açıklar. Bu özelliklere sahip yöneticilerin bünyesinde çalışan bir kadınsanız, bu durum hayatınızı zorlaştırabilir ve gelişip ilerlemeye çalıştığınız iş hayatınızı olumsuz yönde etkileyebilir.

Görüldüğü üzere hem erkek yöneticiler hem de kadın yöneticilerin, iş dünyasında kadın çalışanların gelişim göstermesine yönelik engelleriyle karşılaşmaktayız. Fakat günümüzde, toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek için birçok çalışma yürütülüyor ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi teşvik ediliyor. Bu süreçte, hem kadın hem erkek çalışanlara bu kavramlarla ilişkin kapsamlı eğitimler verilmeli ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin iş dünyasındaki önemine dikkat çekilmelidir. 

Kadın Çalışanların Kişilik Özellikleri

Kişilik Envanteri, bireylerin kişilik yapısını, 16 temel kişilik özelliği ve 5 genel kişilik eğilimi kapsamında ölçmeye yarayan ve kurumlarda da işe alma sürecinde, çalışanların kişilik özellikleri ve eğilimlerini ölçmekte sıkça kullanılan güvenirliği yüksek bir kişilik envanteridir. Kadın yöneticilerin “liderlik” vasıflarını saptamakta ve güçlü ve geliştirilmeye yönelik özelliklerin belirlenmesinde faydası görülen bir ölçümdür.  DBE kurumu tarafınca yapılan ölçüm sonuçlarına göre kadınların genel kişilik özellikleri aşağıdaki gibidir:

• Sıcakkanlılık (Sıcakkanlı, dışa dönük, başkalarına karşı özenli, nazik, uyumlu)

• Duygusal İstikrar (Duygusal olarak kararlı, olgun, gerçeklikle sakince yüzleşebilen)

• Canlılık (Hareketli, spontane, coşkulu, mutlu-şanslı, neşeli, etkileyici)

• Hassasiyet (Hassas, estetik, şefkatli, sezgisel, rafine)

• Kaygı (Endişeli, kendinden şüphe duyan, suçluluk eğilimli, güvensiz)

• Mükemmeliyetçilik (Mükemmelliyetçi, organize, kompulsif, sosyal açıdan hassas, titiz irade gücü, öz disiplinli )

Bu sonuçlar doğrultusunda, lider bireylerin sahip olması gereken özellikler de gözetilerek, kadın liderlere yönelik eğitimler verilmeli ve “dezavantaj” sayılabilecek özelliklerin geliştirilip güçlendirilmesi ve güçlü olan özelliklerin daha etkili şekilde kullanılması için “farkındalık” çalışmaları yapılmalıdır. / DBE Kurumsal Ölçme / Değerlendirme ve Eğitim Merkezi

Kendi Potansiyelinizin Önündeki Görünmez Engel. Cam tavan sendromu, en basit haliyle görünmez bir üst sınır anlamına geliyor. Potansiyelinizin önündeki engel olarak da tanımlanabilir. Genellikle kadınlarda görülen bu durumun ise pek çok nedeni bulunuyor. Günümüzde neredeyse tüm dünyada kadınların iş hayatına katılımı erkeklere oranla çok daha az. Çalışan kadınların ise yükselişi iş hayatındaki erkek egemenliği nedeniyle pek mümkün olmuyor. Bu düzende ise kadınlar yeteri kadar yükselemiyor. Özellikle Türkiye’de kadınların iş hayatına katılımı bir hayli az. Gerek toplumsal düzen gerekse ülkelerin gelenekleri, görenekleri, toplumdaki cinsiyet eşitsizliği gibi nedenler kadınların kendi potansiyellerini ortaya çıkaramamasına neden oluyor. Cam tavan sendromu ise tam da bu durumu anlatıyor. Cam tavan sendromu; en genel hatlarıyla kurumsal hiyerarşide kadınların yaşadığı sıkıntıları anlatmak için kullanılıyor.

Cam tavan sendromunu en iyi anlatan örneklerden biri ise pire deneyi; Bilim insanları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler. Bu nedenle birkaç pireyi 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Fanusun altına ise metal bir zemin koyulur ve bu zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin sıcak olduğu içinse tekrar zıplar ve tekrar başlarını vurup düşerler. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çeker. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir. / 1986’da Wall Street Journal’daki bir makale popüler hale gelen bu terim, özellikle kadınların iş hayatında yükselememesini, önlerinde bir engel varmış gibi hissetmelerini anlatıyor. / Cam tavan sendromu, kadınların yönetimde üst düzey işlere terfi etmelerini önleyen yapay bir engel için kullanılan bir metafor.

Kadınlar herhangi geçerli bir sebep olmamasına rağmen, çalıştıkları kurum içindeki erkek egemenliği ya da baskılanma nedeniyle terfilerinin önünde pek çok engel varmış gibi hissediyorlar.

Dünya Ekonomi Forumu her sene Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi yayınlayarak dünya genelinde kadın ve erkeklerin durumunu değerlendiriyor. Bu endeks hesaplanırken kadınların ekonomiye katılımı; eğitime, sağlık hizmetlerine erişimi ve siyasete katılımları dikkate alınıyor. Türkiye ise bu çalışmada yüzde 22 ile AB ülkeleri içinde kadınların en az oranda çalıştığı ülke konumunda. Maalesef cinsiyet eşitsizliği ve negatif ayrımcılık nedeniyle çoğu kadın iş hayatında kendi potansiyelini ortaya çıkaramıyor. Bu durum yalnızca kadınlarda değil bir grup içindeki azınlıklarda da görülüyor.

1

İster kadınlar olsun ister erkekler her insanın içinde biraz da olsa kıskançlık vardır. İnsan olmanın bir getirisidir bu. Aslında çoğu zaman biraz kıskançlık olması da iyidir. İş konusunda, ilişki konusunda kıskanç olan insan daha iyisini yapmak için hırslanabilir. Ancak kıskançlığın da kıvamında tutulması gerekmektedir. Fazlasına sahip olan insanların sırf kıskançlıklarından yapamayacakları şey, söyleyemeyecekleri söz yoktur.

Ofis ortamlarında veya okulda kadınların birbirlerini en çok kıskandığı konular başında tabii ki başarı geliyor. Bunun dışında ortama yeni dâhil olan biriyseniz de diğer kadınlar tarafından kıskanılmamanız gibi bir durum söz konusu olmuyor. Özellikle kariyer anlamında hırslı olan kişiler ve hedeflerini yüksekte tutan kadınlar hemcinslerine karşı daha acımasız bir kıskançlığa bürünebiliyorlar. Bu da özellikle ofis ortamında huzursuzluğu beraberinde getiriyor. İş ortamında daha fazla sevildiğini düşündüğü kişiye psikolojik baskı uygulanması kıskançlığın sebebidir. Oluşturulan rekabet ortamı da kıskançlığı arttırmaktadır.

Kadınlar arasında geçimsizliğin altında yatan sebeplerin başında bu kıskançlık duygusu gelmektedir. Aslında tek sebebin de kıskançlık olduğunu söyleyebiliriz. Aşırıya kaçan kıskançlık birçok kötü huyun da beraberinde gelmesine sebep olur. Bu da kadınlar arasında geçimsizliğe sebep olur.

Aslında

Kıskançlık duygusu aslında hem yaşayan hem de yaşatan için zor durumların oluşmasına sebep olabilir. Kıskançlık duyan kişinin öncelikle bunun bilincine varması ve kabullenmesi gerekir. Daha sonra kıskançlığın gerçekte hangi konu yüzünden yaşandığını belirlemesi gerekir. Kıskançlıkları yüzünden yaptıkları davranışların neler olduğunu belirlemeli ve bu davranışları yapmaktan kaçınmaya çalışmalıdırlar.

Kıskanç bir insan olduğunuzu ve hem çevrenize hem de kendinize zarar verdiğinizi düşünüyorsanız objektif olarak kendinizi değerlendirmeye çalışın. Kendinize yapılmasını istemediğiniz davranışları karşınızdakine yaptığınızda sıkıntı daha da büyüyecektir. Kıskandığınız kişi ile daha çok iletişim kurmaya çalışın ve kıskançlık duygunuzu bastırın. Ne kadar yapıcı olursanız kıskançlığınızın olumsuz etkisinden o kadar kolay kurtulursunuz.

Kaybetme korkuları

Bazı kıskançlıklar kaybetme korkularından ileri gelir veya geçmişte yaşanılan bir deneyim kişiyi kıskançlığa itmektedir. Karşınızdaki insandan daha üstün bir konumda olduğunuzu düşünüyor olsanız bile onu kıskanabilirsiniz. Bu duygunun nereden kaynaklandığını bulmaya çalışın. Aşırı kıskançlık duygusu kişinin kendine yeterince güvenmediğinin bir belirtisidir. Bu konuda psikolojik destek almak yardımcı olabilir.

Kıskançlığın önüne geçmek istiyorsanız kendinizi başkaları ile kıyaslamaktan vazgeçmelisiniz. Herkesin bir diğerinden daha iyi yapmakta olduğu bir iş vardır. Eksik noktalarınızı bulmaya çalışın ve ilerlemek istediğiniz noktada ilerleyin.

Başkaları ile kendinizi kıyasladığınızda hayal kırıklığına uğramanız muhtemeldir. Kıskandığınız kişinin sizden çok daha iyi olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak onun elde ettiği başarıdan daha fazlasını elde etmiş insanlar da dünya üzerinde mevcuttur. Böyle düşününce kıskanacak çok fazla insan geliyor ve onların seviyesine ulaşmak için seneler harcamak gerektiğini fark edebilirsiniz. En iyisi siz sadece kendinize yönelin. Bir önceki günden daima daha ileridesiniz. Bu motivasyon ile çalışmalarınıza odaklanın.

Doğal bir duygu mu?

Kıskançlık, kadın kıskançlığı, kadınlar neden birbirlerini kıskanır, kadınlar neden birbirlerini çekemez?

“Duygular insanı harekete geçiren güçlerdir”, “Bir insan kendisinde neyi eksik görüyor ve ötekinde kendinde eksik bulduğu şeyin fazla olduğunu algılıyorsa kıskançlığı o çerçevede olur… Bu karşıdaki kişinin zekâsı, başarısı, güzelliği ya da zenginliği olabilir”

Kıskançlık duygusu belli bir düzeyde normal kabul edilebilir ama üstesinden gelinmesi ve ilişki içinde yaşanıyorsa uygun ifade yolları bulunması gereken bir duygudur. Kıskançlık duygusu sık ve yoğun yaşanıyorsa kişinin kendisine ve ilişkide olduğu kişilere zarar verir. Kıskançlık çoğunlukla başka duygularla birlikte yaşanır.

Basit bir özenme, imrenme duygusundan öfke, hiddet, şiddet gibi geniş bir yelpazede duygular eşlik edebilir. Başka bir insana ya da onun özelliklerine duyulan özenme, imrenme zararsız kabul edilebilir, hatta o kişiyi model alarak beğendiği özellikleri kendisinde de geliştirmeye fırsat sağlayan yapıcı bir güç de teşkil edebilir. 

Ancak bir insan sürekli kendini başkaları ile kıyaslıyorsa, ilgisi ve dikkati sürekli kendisinde eksik ve başkalarında fazla gördüğü konularda ise bu o kişi için sağlıksız bir durumdur. Bu boyutta bir kıskançlık kişiyi içten içe kemirir ve kıskançlığının odağı olan kişilere de duygusunu yıkıcı bir güç olarak yansıtması muhtemeldir. Kontrol edilemeyen, üstesinden gelinemeyen kıskançlık kişinin gereksiz yarışma, rekabet durumlarına girmesine ya da kıskandığı kişiye yönelik düşmanca davranışlara itebilir.

Kıskançlık her insanın yaşayabileceği ve sağlıklı boyutlarda ise doğal sayılabilecek bir duygudur. Kadınlara has bir duygu olduğunu söylemek hatalı bir genelleme olur. Kadınların kültürel olarak duygularını daha fazla dışa vurma özellikleri böyle bir genellemeye yol açıyor olabilir.

Peki, genelde kadınlar kendi cinslerinde en çok neyi kıskanıyor?

Kıskançlık duygusunun temelinde kendine güvensizlik ve eksiklik duygusu vardır. Bir insan -kadın ya da erkek- kendisinde neyi eksik görüyor ve ötekinde kendinde eksik bulduğu şeyin fazla olduğunu algılıyorsa kıskançlığı o çerçevede olacaktır. Bu karşıdakinin zekâsı, başarısı olabileceği gibi güzelliği, zenginliği ya da sahip olduğu başka şeyler de olabilir.

Birçok kadın, erkeklerin daha iyi arkadaş olduğunu ve çevresinde kadın arkadaşlardan ziyade erkeklerin bulunduğunu söylüyor. Bunun sebebi de kadınların birbirlerini kıskanıyor olması olabilir mi? / Kıskançlık duygusu tabi ki kişinin uyumunu bozabilir ancak böyle bir tutumun altında çok başka nedenler de olabilir, bu nedenle vaka bazında değerlendirilmesi gerekir.

“Kadın kadının kurdudur” derler. Bazen en iyi iki kadın arkadaşın bile birbirlerini kıskandığını görürüz. Peki, kıskançlığı bastırmanın yolları var mı? Bu kötü duyguyu defetmek için kişilere ne gibi görevler düşüyor?

Duygular insanı harekete geçiren güçlerdir. Kıskançlık da hemen her insanın yaşadığı doğal bir duygudur. Ancak toplumca hoş görülmediği için yok var sayılır ya da bastırılır. Bir duyguyu yok varsaymak, yadsımak ya da bastırmak etkili baş etme yolları değildir. Çünkü bastırılan duyguların yoğunluğu artar. Kıskançlık da yoğun yaşandığında zarar vericidir. Bir duygu insanı olumluya itiyorsa, kişisel gelişimine katkı sağlıyorsa sağlıklıdır. Bastırılarak yoğunluğu artan bir kıskançlık kişinin yaşamında yapıcı değil yıkıcı bir güç olacaktır.

Kıskançlık duygusunun pençesine düşmemek için kişinin kendisini başkaları ile kıyaslamak yerine kendi kişisel gelişimine odaklanması gerekir. Kendini gerçekçi bir bakış ile değerlendirerek artı ve eksilerinin farkında olan ve mükemmelliği aramak yerine kendisi ile barışık olmayı seçen insan bu duygunun esiri olmayacaktır. Uzman Psikolog Çiğdem Demirsoy

Kişilik Edinemeyen Kadınlar Kıskanır!

Kişilik Edinemeyen Kadınlar Kıskanır! Kadınlar içerisinde her kadının hemcinsine düşman olduğunu söylemek haksızlık olacaktır. Yapılan çalışmalar, hemcinslerine yönelik düşmanlık yapan kadınların, olgun bir kişiliğe sahip olmadıklarını ortaya koyuyor. Bu kadınların ortak kişilik özellikleri; dedikodu yapmak, doğru olmayan ithamlarda bulunmak ve buna kendini inandırmak, histerik krizler, öfke nöbetleri, üslupsuz ve kaba bir dil de cabası. Bunun temelinde kişinin kendine ait bir kimlik edinememesi yatıyor. Kendini bulamayan insan, kendini bulmuş insanlara savaş açıyor.

Özgüveni Olmayan Kadınlar Kıskanır!

Özgüveni Olmayan Kadınlar Kıskanır! Kendisiyle barışık olmayan hemcinsinizden korkun ey hanımlar. Kendine güvenmeyen bir insan, başkasına nasıl güvensin? Kendiyle problemi olan insan, başkalarıyla da problemli olacaktır. Özellikle de evlendikten sonra kocasının gücüne, statüsüne yaslanıp hareket eden kadınlar; kendi ayakları üzerinde duran, kimseye yaslanmayan kadınlara ölümüne düşmandır. Böyle kadınlar varsa etrafınızda, kendinizden uzak tutmanızı şiddetle salık veririm.

Kendi Görüntüsünden Emin Olmayanlar Kıskanır! Kendi fiziki görüntüsünden şüphe eden kadınlar da yine hemcinslerinin canına okumaya çalışıyor. Eğer kendisinden daha güzel ve alımlı olduğunu düşünüyorsa işte o an kaçınılmaz son ortaya çıkıyor ve size, kendince bir savaş başlatıyor.

Art Niyetli Kadınlar Kıskanır! İyi insanlar, iyi niyetli, hoşgörülü insanlar her zaman açık hedeftir diğer kadınlar için. Bir kadın hem iyi hem de dürüstse, üstüne bir de yüzüne bakılacak bir güzelliği de varsa diğer kadınların nefret etmesi an meselesi. İyilikten rahatsız olan bu kadınlar familyası, sizi ve dünyanızı asla anlamayacaktır. Boşuna dil dökmeye gerek yok. Şunu da unutmamak gerekir ki: kadınlar, kıskandıkları diğer kadınları provoke etmeye çalışır. Siz siz olun böyle provokasyonlara prim vermeyin.

Hayranlık Duydukları Kadınları Kıskanırlar! Bazen olur. Hemcinsleriniz size hayran hayran bakar. Hatta nefretini gizlemek için düzmece övgüler yapar. Ancak bu hayranlık zamanla nefrete dönüşür ve gözünüzün üstünde olan kaşınızdan dahi rahatsızlık duymaya başlar. Maalesef hayranlık uyandırmak da kıskançlık endikasyonlarından bir tanesi…

Becerikli Kadınları Kıskanırlar!

Becerikli Kadınları Kıskanırlar! Kadınların gözünde, güzelsen, becerikli değilsindir; becerikliysen güzel değilsindir. Ancak bir de bu tabuyu yerle bir eden kadınlar var. Hem güzel hem becerikli hem naif hem de iş bitirici. Böyle bir yapınız varsa bırakın kadınları, herkesi kendinize düşman edebilirsiniz…

Popüler Kadınları Kıskanırlar! Alkışlanan kadınlar, diğer kadınlar tarafından asla sevilmez. Bazı kadınlar, kendilerinin sönük kalacağını hissettikleri anda histerik krizlere girebilir ve yine size savaş açabilirler.

Kadınlar, kendilerinden daha mutlu kadınları kıskanırlar ve onlardan uzak dururlar. Kadınlar bir süreliğine kendilerinden daha kötü durumda olan ve dert yakınan kadınlarla daha iyi anlaştıklarını düşünürler. Ancak bir süre sonra mutsuz kadının durumu düzeldiğinde kıskançlık devreye girer. Bir nevi mutluluğunuzu dahi kıskanmaktır bu. Halbuki hayat herkes için engebelerle doludur. Ancak dışarıdan mutlu bir insan olduğunuza kanaat ettikleri an hemcinsleriniz için yine hedef tahtasında olmanız an meselesi.

Her Giydiğini Yakıştıran Kadınları Kıskanırlar! Bazı kadınlar vardır, gerçekten de çuval giyse yakıştırır kendine. Bazıları da vardır ki, en pahalı kıyafetler içinde rüküş ve ucubedir. Neyse ki zevk sahibi olmak, satın alınan bir şey değil çok şükür. Bunu etrafımızdaki hoyrat bakışlardan da anlayabiliyoruz.

Anaç Ruhlu Kadınları Kıskanırlar!

Kim ne derse desin, kadının doğasında üretmek ve çoğaltmak vardır. Çocuk yetiştirmek veya çocukları sevmek bunun birincil özelliğidir. Ancak birtakım kadınlar tarafından, çocuklarla arası iyi olan kadınlar, başka kadınlar tarafından “fazla anaç” olmakla suçlanırlar. Çünkü kıskanılırlar. Açıkçası anaç olmadığını iddia eden ve hatta bununla övünen bir kadın, kendi özünü de inkar ediyordur, hatta kendisiyle ilgili psikolojik problemlerin üzerini örtmeye çalışıyordur. Aldırmayın. Anaç olmak, merhamet ve şefkati ve de sevgiyi kalbimizde tutmamızı sağlar. Sevgiyi muhafaza etmek için özümüze sadık kalmakta fayda var.

Evet, nihayetinde insan, insanın aynasıdır. Bu prensibi akıldan çıkarmamak gerekir. Tabi sözümüz her kadın için değil elbette.

Kendini bilen, ağzından çıkan her sözü ölçüp tartan, kadın veya erkek demeden herkese ‘insan’ gözüyle bakan ve insanları sevme gayreti olan, histerik krizlere girmeyen, dedikodu yapmayan, kendini kanıtlamaya hırsıyla dolu olmayan, olgun ve ağırbaşlı kadınlar zaten kıskanmaya ihtiyaç duymayan kadınlar. Geri kalan kısım ise ellerinde savaş baltaları, her an sizinle rekabet ediyor. Bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler.

26.11.2022

Comments are closed.