logo

Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun

kur'an

Kalem Süresi

Kalem Süresi Mekkede inmiş olup 52 âyettir. Adını 1. ayette geçen el-Kalem’den almıştır. Bu sûre Hz. Peygamber aleyhinde müşriklerin ileri sürdükleri bazı iddiaları çürütüp onun nübüvvetini ispatlar. Bunun başlıca delilinin, onun mükemmel ahlâkı olduğunu vurgular. Gerçekten hayat boyunca güzel ahlâkın bütün dallarında mükemmel olmak, pek büyük bir mûcizedir. Ayrıca inkâr ve nankörlüğün sonucu, bahçe sahiplerinin kıssası ile bildirildikten sonra, Allah Teâlanın âhirette müminler ile kâfirlere hazırladığı âkıbet anlatılır.

Bu mübârek sûre, Mekke-i Mükerreme’de ilk nâzil olan “Alak” sûresinin ilk âyetinden ve onu takiben nâzil olan “Fâtiha” sûresinden sonra inmiştir. Elli iki âyet-i kerîmeyi kapsamaktadır.İbn-i Abbas Vekatâde Radiyallâh-ü Anhüma’ya göre “17” inci âyetten “33” üncü âyete kadar ve “48” inci âyetten “50” inci âyete kadar olan âyetleri, Medine-i Münevvere de inmiştir. Kendisine “Nûn” Sûresi adı da verilmiştir.

Bu mübârek sûre ile Mülk sûresi arasında güzel bir münasebet vardır. Mülk sûresinde Cenab-ı Hak’kın kâinata sahip, hakîm olduğu bildirilmiş, Resûl-i Ekrem’i inkâr edenlerin nasıl felâketlere maruz kalacaklarına işaret buyrulmuş idi.

Bu “El-Kalem” sûresinde de Allah-ü Teâlâ, o Yüce Peygamberinin yüksek vasıflarını göstermiş, bir takım inkârcıların isnâd ettikleri şeylerden o Yüce Resûlün uzak bulunduğunu bildirmiştir. Ve o Yüce Nebi’ye sabır etmesini tavsiye buyurmuş ve onu inkâr edenlerin ne kadar sapıklık içinde bulunduklarını ve âhirete ne kadar kınamalara, felâketlere mâruz kalacaklarını ihtar eylemiştir. 

Kalem Süresinin İçeriği Şunlardır:

Hazreti Peygamberin ahlâki güzelliklerini beyan etmek ve onun kimlere itaat ve iltifat buyurmayacağını bildirmek. Bir takım kâfirlerin kötü ahlâkını teşhîr ve kendilerini ceza ile tehdît etmek. Takva sahiplerinin, müslümanların, suçlular gibi olmayıp, Cennetlere, nîmetlere erişeceklerini müjdelemek. Hz. Peygambere sabır etmesini, kavminin arasından gazap edip ayrılmış olan Yunus (a.s) gibi olmamasını tavsiye etmek. Kur’an-ı Kerim’in yüce mahiyetini beyan etmek onu yalanlayan müşriklerin kötü hallerini gözler önüne sermek.

Siretü’l Kur’an 20. Ders – Kalem Suresi – Mustafa İslamoğlu
Siretü’l Kur’an 21. Ders ( Kalem Suresi III – Nazar Algılarına Dair ) – Mustafa İslamoğlu
1 – Nun. Kalem ve yazdıklarına yemin olsun ki, / Bayraktar Bayraklı Meali

2 – Sen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin. Elmalılı Hamdi Yazır Meali 3 – Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır. Diyanet İşleri (Yeni) Meali

4 – Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. Diyanet Vakfı Meali

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

5 – Yakında göreceksin, onlar da görecekler, (Hasan Basri Çantay Meali) 6 – hanginizin aklından zoru olduğunu. (Mustafa İslamoğlu Meali) 7 – Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; (Diyanet işleri Meali)

Sûrenin başında bulunan “nûn” harfi, “hurûf-ı mukattaa”dan olup bu tür harflerin ilk inenidir. Bakara sûresinin ilk âyetinde bunlar hakkında geniş bilgi verilmiştir. Mekke müşrikleri şair, kâhin ve sihirbazların cinlerden bilgi ve ilham aldıklarına inanırlardı. Hz. Peygamber’in de onlar gibi cinlerin etkisi altına girdiğine ve söylediklerinin ona cinler tarafından telkin edildiğine inandıkları için ona şair, kâhin, sihirbaz ve mecnun diyorlardı (krş. Hicr 15/6; Tûr 52/29-30; Müddessir 74/24 ve bu sûrenin 51. âyeti). Bu sebeple Allah Teâlâ kaleme ve kalem ehlinin yazdığı satırlara yemin ederek onun, iddia edildiği gibi mecnun olmadığını, aksine Allah’ın lutfuna yani peygamberlik gibi bir şerefe erdiğini ifade buyurdu (Şevkânî, V, 308).

Elmalılı buradaki bir anlam inceliğine dikkat çekerken özetle şunları söyler: “(Yazanların) yazdıklarına” diye çevrilen cümledeki fiilin kalıbı, yazanların, gerçekte kalemler değil, akıl ve idrak sahibi varlıklar olduğunu gösterir. İfadenin akışı dikkate alındığında burada kalemden maksadın da bu nesnenin kendisi değil onun yazdıkları olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde kalem ve yazılardan, akıl ve anlamlar âlemini, bunlardan da onları beşer aklına yazan ilk kalemi, bundan da onun sahibi olan rabbü’l-âlemîni anlamak gerekir. Öte yandan bu fiilin, “yazmakta oldukları ve yazacakları” anlamlarını birlikte anlattığı da gözden kaçırılmamalıdır (VIII, 5266-5267). “Kalemden maksat vahyi yazan kalem, yazdıklarından maksat Kur’an’dır” diyenler de olmuştur; ancak âyeti genel anlamda değerlendirmek daha doğru olur. Burada kalem ile simgelenen yazının, insanın düşünce, tecrübe ve kavrayışlarının kayıtlar aracılığıyla bireyden bireye, kuşaktan kuşağa ve bir kültür çevresinden diğerine aktarılmasında önemli bir etken; bilginin yazılıp korunmasında, ilim ve irfanın gelişmesinde, dolayısıyla toplumların aydınlanmasında vazgeçilmez bir araç olduğuna işaret vardır. Kur’an-ı Kerîm’in ilk inen sûresine (Alak) “oku!” buyruğuyla başlandığı gibi ikinci inen bu sûrenin ilk âyetinde de Allah Teâlâ tarafından yazı aracı olan kaleme ve kalem ehlinin onunla yazdıkları üzerine yemin edilmiş olup bu durum, İslâm’ın okuma yazmaya, bilime ve yazılı kültüre verdiği önemi göstermesi açısından oldukça anlamlıdır. Özellikle Hicaz Bölgesi Araplarının ilk defa Kur’an ile birlikte yazılı kültüre geçmelerinde –başka âmiller yanında– bu gibi âyetlerin teşvik edici bir role sahip olduğu söylenebilir.

Hz. Peygamber’e verilen “bitip tükenmeyen ödül”, dünyada peygamberlik görevini yerine getirirken her türlü engellere karşı yanında bulduğu Allah’ın yardımı, âhirette ise Allah’ın ona lutfedeceği müstesna mükâfatlardır (İbn Âşûr, XXIX, 62-63). 4. âyetteki “üstün ahlâk” ise Hz. Peygamber’in sahip olduğu Kur’an ahlâkıdır. Nitekim Hz. Âişe bir soru münasebetiyle Hz. Peygamber’in ahlâkının Kur’an ahlâkı olduğunu belirtmiş (Müslim, “Müsâfirîn”, 139); kendisi de güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiğini ifade buyurmuşlardır (Muvatta’, “Hüsnü’l-huluk”, 8). Bu açıklamalar, Hz. Peygamber’in, müşriklerin iddia ettiği gibi mecnun değil, aksine Allah’ın lutfuna mazhar olmuş yüksek bir şahsiyete ve üstün bir ahlâka sahip, her yönüyle mükemmel, insanlık için örnek bir önder ve güvenilir bir rehber olduğunu gösterir. 5-6. âyetler ise Hz. Peygamber’e mecnun diyenlere karşı bir cevap ve uyarı içermektedir. Burada inkârcıların, hak ettikleri cezaya çarptırıldıkları zaman Hz. Peygamber’i mi yoksa kendilerini mi cin çarpmış olduğunu görecekleri sert bir üslûpla ifade edilmiştir. Nitekim Bedir Savaşı’nda müslümanlardan beklemedikleri darbeyi yiyince cin çarpmışa dönmüşler ve neye uğradıklarını bilememişlerdir. 7. âyet, önceki âyetlerin gerekçesini anlatmaktadır; buna göre inkârcılar hem dünyada hem de âhirette kendilerine fayda sağlayacak ve mutlu kılacak olan Allah’ın dininden ve O’nun yolundan saptıkları için asıl mecnun kendileridir. / Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 429-430

8 -Öyleyse yalanlayanlara ita’at etme. Süleyman Ateş meali 9 – Onlar isterler ki, sen onlara taviz veresin, buna karşılık kendileri de sana. (Mustafa İslamoğlu Meali)

Resûlullah’ın şahsında bütün müminlere hitap edilerek peygamberi yalancılıkla itham eden ve hakkı yalan sayanlara boyun eğmemeleri, onların iradelerine teslim olmamaları istenmektedir. Çünkü inkârcılar Hz. Peygamber’in ahlâkî prensipler ve mânevî değerler konusunda tâviz vermesini, bu anlamda uzlaşmacı davranmasını ve İslâm’ın kendilerine ters gelen, çıkarlarıyla çatışan yönlerinin bırakılmasını istiyor; buna karşılık kendilerinin de tâviz vereceklerini ve ona engel olmayacaklarını söylüyorlardı. Hatta bir müddet Hz. Peygamber’in onların putlarına tapmasını, bir müddet de onların Hz. Peygamber’in ilâhı olan Allah’a tapmalarını teklif etmişlerdi (Şevkânî, V, 309). Allah Teâlâ onların bu tutum ve beklentilerine karşı Hz. Peygamber’in tâvizsiz davranmasını, gevşeklik göstermemesini istemektedir. Zira doğru yol O’nun yoludur ve hak ile bâtıl birbirine karıştırılamaz.

Sürekli (yalan yere) yemin edip duranlara, aşağılıklara, (herkesi) kötüleyenlere, söz götürüp getirenlere, iyiliğe engel olanlara, saldırganlara, günaha gömülenlere, kaba olanlara, ardından da kötülükle damgalı olanlara itaat etme! (10, 11, 12, 13) Mehmet Okuyan Meali
Envâru’l Kur’ân Dersleri 30.Ders | Kalem Suresi – 1 | Prof.Dr. Mehmet Okuyan

أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ

إِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ

Comments are closed.