logo

Yaşam boyu öğrenmek

Dr. Savaş Ş. Barkçin ”Dünyayı Anlamak” 1.ders / Dr. Savaş Ş. Barkçin ”Dünyayı Anlamak” 2.ders

En Çok İşe Yarayan Sertifikalar

e-Öğrenme Nedir? / Sanat terapisti

EĞİTİME YATIRIM YAPMAK

HAYAT BOYU ÖĞRENMENİN ÖNEMİ / HAYAT SENİN BAKIŞ AÇINA GÖRE ŞEKİLLENİR

İNSANIN KULLANMA KILAVUZU

KENDİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORMUSUN?

YöntemAçıklamaEk Bilgi
ODAKMüşterinin bakış açısına ve tercih ettiği iletişim yoluna odaklanın.İletişimde birçok çatışma, farklı bakış açıları ve beklentilerden kaynaklanır. Müşterinin bakış açısını anlamak ve bu çerçevede hareket etmek çatışmayı önlemeye yardımcı olabilir.
SAYGIMüşterinin seçimlerine ve farklılıklarına saygı gösterin.Ürün veya hizmetle ilgili değil, kişinin kendisiyle ilgili hatalı bir görüşten dolayı bir müşteriyi kaybedebilirsiniz.
PRATİKAktif dinleme pratiği yapın ve müşteriyle gerçekten anlamlı bir bağlantı kurun.Aktif dinleme ayrıca, iyileştirme ve çözüm sağlama fırsatları hakkında değerli bilgiler elde etmenizi sağlar.
FARK EDİNMüşterinin yanlış anlaşıldığı veya kendi görüşünüzün yanlış anlaşıldığı durumlarda bu durumu ayrı fikirde olduğunuzu belirterek düzeltin.İletişimde açıklık ve dürüstlük, müşteri memnuniyeti için ana faktörlerdir.
DEĞİŞTİRİNSuçlayıcı tutum yerine çözümleyici yaklaşım benimseyin.Müşteri memnuniyeti ve kalite hizmet, suçlamalar yerine çözüm odaklı yaklaşımları gerektirir.
SOHBETMüşterinizle samimi ve insanı bir şekilde iletişim kurun.Özellikle uzun vadede, profesyonel bir çerçeve içerisinde gerçekleşen samimi ve kişisel ilişkiler müşteri sadakatini güçlendirebilir.
DİNLEYİNMüşterinin söylediklerine kulak verin, çünkü çözüm genellikle oradadır.İyi bir dinleyici olmak, anlaşılmak ve kabul görmek ihtiyacını doyurmaya yardımcı olur.
YÖNETİNİletişimi yönetmeyi bilin. Her konuşmanın bir başlangıcı, ortası ve sonu olmalıdır.Konuşmaların gereğinden fazla uzaması ya da konunun dağılması olası çözüm önerilerini karmaşıklaştırabilir.
ÖDEŞTİRİNMüşteriyle yaşadığınız her türlü çatışmayı çözmeyi günlük çalışmalarınızın bir parçası haline getirin.Düzenli geri bildirim ve müşteri iletişim süreçleri düzenlemek, çatışmaların önüne geçer.
DOKÜMANLAYINMüşteri ile olan tüm konuşmalarınızı dokümantasyon halinde tutun.Bu, aşamasında destek sağlar ve iş süreçlerini standart hale getirmenize yardımcı olur.

Müşterilerle gerçekleşen zorlu konuşmalarla başa çıkmak her zaman kolay değildir. Müşteriye olan yaklaşımınız ya aranızdaki ilişkiyi güçlendirir ya da müşteriyi başkasına kaptırırsınız. Bu altı iletişim becerisi size zor anlarda müşterilerle olan ilişkinizi devam ettirebilmenize yardımcı olabilir.

Zor müşterilerle başa çıkma yöntemleri

ODAK: Müşterinizin bakış açısına ve tercih ettiği iletişim yoluna odaklanın.

Sizin bakış açınızdan tamamen doğru söylüyor olabilirsiniz ama müşteriniz aynı şekilde düşünmüyor olabilir. Müşterinizin bakış açısından durumu değerlendirin. Ne olduğundan emin değil misiniz? ‘’Müşteri gerçekte ne istiyor?’’ diye sorun kendinize. Empati yapmaya odaklanın ve çözüme ulaşmaya çalışın. Siz konunun her açısını değerlendirmek için daha uzun ve detaylı bir konuşma isterken müşteri büyük resmi ve sonraki aşamaları görmek istiyor olabilir. Konuşmanızı müşterinizin talebine göre devam ettirmeniz size yardımcı olacaktır. Müşterinizin bakış açısına odaklandığınızda, konuşmalarla başa çıkma konusunda daha tutkulu hale geleceksiniz ki bu da daha güçlü müşteri ilişkileri yaratacaktır.

SAYGI: Farklılıkları yargılamaktansa saygı duyun.

Kendinizi bir müşteriye karşı sinirli bulduğunuzda bunun sebebi genel olarak müşterinin söylediği veya yaptığı bir şeyin size göre olmaması gereken bir şeydir. Eğer fiyat üzerinde tartışmanın gereksiz olduğunu düşünüyorsanız belki de daha iyi bir çözüme ulaşmak isteyen bir müşteriyi yargılıyor olabilirsiniz. Dövmeleri veya piercingleri sevmiyorsanız, müşterilerde onları gördüğünüzde rahatsız olabilirsiniz. Eğer kültürel olarak çeşitli müşteriler ile çalışıyorsanız, onların iletişim tarzı sizi zorlayabilir. Eğer öyleyse yargılarınızı bir kenara koymaya ve onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışın. Kendinizi başkasını yargılarken bulduğunuzda şunu hatırlayın: ‘’insanların benden farklı şeyler söylemesi ve düşünmesi normal.’’ Siz o farklılıkları kabul ettikçe ve anladıkça ortak bir noktaya ulaşmanız daha kolay hale gelecektir.

PRATİK: Aktif dinlemeyi alışkanlık haline getirin.

Bir işle meşgulken müşterileri dinleme konusunda adapte olamayabilirsiniz. Bir yandan mailleri kontrol edip bir yandan konuşmaya çalışmak konuya odaklanamamanıza sebep olabilir. Müşteri bunu fark edip kendisiyle yeterince ilgilenilmediğini düşünebilir. Ve bu durum negatif bir izlenim bırakmanıza ve işinizi iyi yapamamanıza sebep olabilir. O yüzden müşterilerle konuşurken diğer işlerinizi bırakıp sadece onlara odaklanın. Aktif dinleme sizin sadece söyleneni duymanız anlamına gelmez. aynı zamanda tepki vermeniz, anladığınızı belli ettiğiniz jestler ve eylemlerde bulunmanız anlamına gelir. anladığınızı belirten bir anda onaylayan bir baş hareketi yapmanız, not defterine not almanız, soru sormanız ve o anki durum ve konuyla ilgili geri bildirimde bulunmanız aktif dinlemede olduğunuzun göstergelerindendir.

Eğer müşteri ‘’bunu benim için hızlıca halleder misin?” Diyorsa hızlının sizin için ne anlama geldiğini düşünmeyin. Ne zaman istediğini sorun. Bu pratiği geliştirmek müşterilerle güçlü ilişkiler sürdürmek adına çok önemlidir.

FARK EDİN: Saygısızlık yapmadan ayrı fikirde olduğunuzu belirtin.

Müşteriler sizinle veya sizin şirketinizle anlaşmazlık yaşadıklarında her zaman nazik olmayabilirler. Hakaretlere, tartışmalara ve gözdağına nasıl cevap veriyorsunuz? Kavga etme dürtüsüne uymayın. Düşmanlık dikkat çeker ve aynı zamanda müşteri ilişkisini yıpratır. Saygı çerçevesinde görüş ayrılığınızı belirtmek anlatmak istediğiniz şeyden alıkoymayacaktır ve müşterinin dinlemesini sağlayacaktır. Bir müşteri anlaşılamaz hale geldiğinde nefes alın ve gerçek konuya odaklanın. Güzelce halledilen anlaşmazlıklar iki tarafında farkında olmadığı konuları ortaya çıkarabilir ve daha iyi çözümlere yol açabilir. Bazen bir karmaşa daha iyi gelişimlerin habercisidir. Önemli olan şunu hatırlamaktır: insan yerine probleme odaklandığınızda problemi çözme ve müşteriyle daha profesyonel bir iletişim kurmuş olursunuz.

DEĞİŞTİRİN: Suçlayıcı olmaktansa çözümleyici olmayı tercih edin.

Suçlamak ya da suçlanmak iletişimi zorlaştıran ve sonucu her daim negatif olan iki durumdur. İlişkiye ve iletişime zarar verebilir ve sizi çözümlerden uzaklaştırabilir. Suçlamak bakıldığında üzerimizdeki bir sorumluluktan kurtulmaya ve kaçmaya çalışmanın yolları arasında sayılabilir. Ve bu kaçış insana iyi hissettirebilir. Ancak bu şekilde bir sonuca varmak yerine kurtulmuş sanılan şeyden içten içe kaçılamayacağı da bir gerçektir Wyatt Webb’in şöyle güzel bir sözü var; ‘’Her ilişkinin yüzde ellisi için siz yüzde yüz sorumlusunuz.’’ Kullandığınız kelimeler önemlidir. Suçlamak yerine müşteri odaklı ve mantıklı bir şekilde konuşmaya çalışın. Bu suçlamaktan çok daha iyidir. Suçlama sonucunda iki şey meydana gelir, saldırı ve savunma. Karşı tarafa parmak doğrultmak yerine yapıcı ve problem çözücü şekilde bir yaklaşımı tercih edin. Sorunu tanımlayın ve çözümler üretin. Bu sayede sorumluluğunuzu güçlendirmiş olursunuz.

Örneğin: ‘’Frank, müşterimizin sorununun çözülmesini bekliyordum ama onlar hala mutlu değiller. Ne olduğunu öğrenelim ki bir daha olmasın”. Bu yaklaşım çözüm odaklı bir bakış açısına sahiptir. Amaçlarınızın ne olduğunu tespit etmeye, problemli bölgeleri görmeye ve problemi etkili bir şekilde çözmek için strateji oluşturmaya yardımcı olur.

BAŞKA BİR AÇIDAN BAKIN: Müşteriler sinirlendiğinde onların bağırıp çağırmalarını ilişkiyi güçlendirmek adına bir fırsat olarak değerlendirin.

Müşteri bağırıp çağırdığında her zaman kendinizi sakin tutmak ve o kişiye odaklı konuşmaya devam etmek kolay değildir. Müşteriler sorunlarını ilettiklerinde bu onların rahatlamasına ve problemleri çözmek için daha istekli olmasına yardımcı olur. Bağıran bir müşterinin sözünü kesmeyin. Onları daha da kızdırırsınız. Bunun yerine onlara, onların canını sıkan şeyleri anlatmaları için şans verin. Bir müşteri sizinle çalışmaya duygusal olarak yatırım yaptıysa bilin ki şikayette bulunacaktır. Müşterilerin çoğu size kızgın olduklarında bunu söyleyemeyecektir. Sadece rakip işletmeye gideceklerdir.

ODAK, Müşterinin bakış açısına ve tercih ettiği iletişim yoluna odaklanın, İletişimde birçok çatışma, farklı bakış açıları ve beklentilerden kaynaklanır Müşterinin bakış açısını anlamak ve bu çerçevede hareket etmek çatışmayı önlemeye yardımcı olabilir, SAYGI, Müşterinin seçimlerine ve farklılıklarına saygı gösterin, Ürün veya hizmetle ilgili değil, kişinin kendisiyle ilgili hatalı bir görüşten dolayı bir müşteriyi kaybedebilirsiniz, PRATİK, Aktif dinleme pratiği yapın ve müşteriyle gerçekten anlamlı bir bağlantı kurun, Aktif dinleme ayrıca, iyileştirme ve çözüm sağlama fırsatları hakkında değerli bilgiler elde etmenizi sağlar, FARK EDİN, Müşterinin yanlış anlaşıldığı veya kendi görüşünüzün yanlış anlaşıldığı durumlarda bu durumu ayrı fikirde olduğunuzu belirterek düzeltin, İletişimde açıklık ve dürüstlük, müşteri memnuniyeti için ana faktörlerdir, DEĞİŞTİRİN, Suçlayıcı tutum yerine çözümleyici yaklaşım benimseyin, Müşteri memnuniyeti ve kalite hizmet, suçlamalar yerine çözüm odaklı yaklaşımları gerektirir, SOHBET, Müşterinizle samimi ve insanı bir şekilde iletişim kurun, Özellikle uzun vadede, profesyonel bir çerçeve içerisinde gerçekleşen samimi ve kişisel ilişkiler müşteri sadakatini güçlendirebilir, DİNLEYİN, Müşterinin söylediklerine kulak verin, çünkü çözüm genellikle oradadır, İyi bir dinleyici olmak, anlaşılmak ve kabul görmek ihtiyacını doyurmaya yardımcı olur, YÖNETİN, İletişimi yönetmeyi bilin Her konuşmanın bir başlangıcı, ortası ve sonu olmalıdır, Konuşmaların gereğinden fazla uzaması ya da konunun dağılması olası çözüm önerilerini karmaşıklaştırabilir, ÖDEŞTİRİN, Müşteriyle yaşadığınız her türlü çatışmayı çözmeyi günlük çalışmalarınızın bir parçası haline getirin, Düzenli geri bildirim ve müşteri iletişim süreçleri düzenlemek, çatışmaların önüne geçer, DOKÜMANLAYIN, Müşteri ile olan tüm konuşmalarınızı dokümantasyon halinde tutun, Bu, aşamasında destek sağlar ve iş süreçlerini standart hale getirmenize yardımcı olur

Aktif Dinleme Egzersizleri

KonuTanımıÖnemi
Pasif DinlemeHedef dilde bir ses kaydı dinlemek veya film izlemektir.Zamanla doğal bir şekilde daha fazlasını anlamaya başlanacağı varsayılır.
Aktif DinlemeDikkat ve konsantrasyon gerektiren bir dinleme yöntemi. Dinleme çalışmanızın bir amacı vardır.Bir dinleme egzersizi için belirgin bir hedefe sahip olur ve anlamlı gelişim sağlar.
Özet ÇıkarmaBir podcast ya da videoyu baştan sona iki kere dinleyip, ana fikir ve önemli kısımlarla ilgili notlar almaya çalışma yöntemi.Dil anlama yeteneğini ve detaylara dikkat etme yeteneğini geliştirir.
Uzun ve Kısa MateryallerKısa içeriklerle sesli kitaplar gibi uzun içerikler arasında geçiş yapma yöntemi.Hem kısa hem de uzun dil materyalleri ile etkili bir şekilde çalışabilme yeteneğini geliştirir.
Boşluk DoldurmaVerilen metinde eksik olan kelimeyi dinlediğiniz cümleden hareketle bulma yöntemi.Kelime bilgisini ve dil bağlamında düşünme yeteneğini geliştirir.
Görsel DestekÇalışmalarınıza görsel ögeler eklemek şeklinde bir dinleme yöntemi.Bildiğiniz kelimelerle yeni kelimeler arasında bağlantı kurmayı kolaylaştırır.
Yukarıdan Aşağı ve Aşağıdan Yukarı DinlemeÖnceden genel bir fikir edinme (yukarıdan aşağı) ve detayları ve gramer kurallarını gösterinin ardından inceleme (aşağıdan yukarı) yöntemleri.Geniş bir bağlamda dil uygulaması yapmanızı sağlar ve daha hızlı anlamanıza yardımcı olur.
Ön AraştırmaSesli kitaplar, filmler, oyunlar vb. üzerinde çalışmadan önce ön bilgi edinme.Bağlamı anlama ve kelime bilgisini genişletme yeteneğini geliştirir.
Anlama Yeteneğinin GeliştirilmesiDinlediklerinizi anlamaya çalışmak ve takıldığınız yerde durup tekrar dinlemek.Dilin akıcılığını ve anlama yeteneğini geliştirir.
Konsantrasyon ve DikkatDilin kendisi dikkat gerektirdiği için, dinleme becerisini geliştirmek önemlidir.Anlamayı ve hatırlamayı iyileştirir.

Öğrendiğiniz dilde konuşulanları anlamakta zorluk çekiyorsanız, yalnız değilsiniz. Evde, işte, alışverişte veya trafikte seyrederken hedef dilde dinleme çalışmaları yapmanıza rağmen bu becerinizi geliştiremediğinizi hissediyorsanız, çalışma şekliniz yanlış olabilir.

Pasif Dinleme Nedir?

pasif dinleme sırasında tek yaptığınız, hedef dilde bir ses kaydı dinlemek veya film izlemektir. ana fikir, dinlediklerinizi şu anda anlamasanız bile zamanla doğal bir şekilde daha fazlasını anlamaya başlayacağınız üzerine kuruludur. pek çok dil programında bulaşıkları yıkarken, arabanızla işe giderken ve hatta uyurken bile dinleme becerinizi geliştirebileceğiniz ileri sürülür. ne kadar cazip bir fikir, değil mi? ancak pasif dinleme, en azından aktif dinleme ile birlikte yürütülmediği sürece, pek bir işe yaramaz.

Pasif dinlemede bir amacınız yoktur, dolayısıyla sonuç da yoktur. Dinlediğinizi anlayıp anlamamanız önemli değildir. Gelişmeniz için bir neden yoktur. Dinleme becerinizi geliştirmek istiyorsanız, odaklanmanız gerekir. Çünkü dilin kendisi dikkat gerektirir. Bu, ana diliniz için de geçerlidir. Dikkatiniz dağınıksa, söylenenleri anlamaz veya hatırlamazsınız.

Aktif Dinleme Nedir?

Arka planda olup biten pasif dinlemenin aksine, aktif dinleme dikkat ve konsantrasyon gerektirir. Çünkü dinleme çalışmanızın bir amacı vardır. Kendinize bir rutin oluşturduğunuzda gelişiminizi kısa sürede fark edebilirsiniz.

Aktif Dinleme Çalışmaları

  • Özet Çıkarma

30 dakika veya daha kısa bir podcast ya da videoyu baştan sona iki kere dinleyin. İlk dinleyişinizde mümkün olduğunca anlamaya çalışın. Takıldığınız yerde durdurun, tekrar dinleyin. İkinci seferde ise ana fikir ve önemli kısımlarla ilgili notlar almaya çalışın. Ardından, öğrendiklerinizi yazılı veya sözlü olarak özetleyin.

  • Uzun ve Kısa Materyaller

Podcast gibi kısa içeriklerle sesli kitaplar gibi uzun içerikler arasında geçiş yapın. Örneğin, her gün yaptığınız yarım saatlik dinleme çalışmalarına ek olarak, haftada bir gün yarım saat sesli kitabınızı dinleyin. Uzun materyallerle çalışırken elinizin altında bir metin bulundurun. Bu sayede anlamadığınız kelime ve cümleleri işaretleyebilir, dinleme çalışmasının ardından bu notları gözden geçirebilirsiniz.

  • Boşluk Doldurma

Boşluk doldurma alıştırmalarında, size verilen metinde eksik olan kelimeyi dinlediğiniz cümleden hareketle bulmaya çalışırsınız. İnternette her dilde ve her seviyede boşluk doldurma çalışmalarına ulaşabilirsiniz.

  • Görsel Destek

Çalışmalarınıza görsel ögeler eklemek, bildiğiniz kelimelerle yeni kelimeler arasında bağlantı kurmanıza yardımcı olur. Aktif dinleme çalışmalarınız sırasında basit şekiller çizerek ipuçları oluşturabileceğiniz gibi podcast adıyla veya kitabın belli bir bölümüyle ilişkilendirebileceğiniz resimler çizebilirsiniz. Bu, çalışmanız sırasında öğrendiklerinizi hatırlamanızı kolaylaştırır.

  • Yukarıdan Aşağı ve Aşağıdan Yukarı Dinleme

Hedef dilde televizyon programları veya tiyatro oyunları izlemek hem çok zevklidir hem de birçok açıdan gelişiminizi destekler. Yaptığınız çalışmalarda dile ilişkin detayları ve gramer kurallarını gösterinin ardından gözden geçiriyorsanız, bu aşağıdan yukarı dinlemedir. Yukarıdan aşağı dinlemede ise, dile maruz kalmadan önce genel bir fikir edinirsiniz. Her iki yaklaşım da yararlı olmakla birlikte, özellikle konuşmacıların hızına yetişmeniz gereken durumlarda, kelimeler yerine konseptlere odaklanan yukarıdan aşağı dinleme size çok yardımcı olabilir. Örneğin bir tiyatro oyunu izleyecekseniz, önceden oyunun özetini ve karakterlerini inceleyebilirsiniz. Sesli kitap dinleyecekseniz, yazıldığı dönem ve yazarıyla ilgili ön araştırma yapabilirsiniz. Böylece materyale ve bağlamına dair genel bir fikir edinir, anlamadığınız kısımları bağlamdan yola çıkarak tahmin edebilirsiniz.

En Çok İşe Yarayan Sertifikalar

İş dünyasında ve eğitim hayatında başarılı olmak için sertifika almak oldukça önemlidir. Herhangi bir alanda bilgi ve becerinizi kanıtlamak için sertifika almanız gerekir. En çok işe yarayan sertifikalar sayesinde CV’nizi daha donanımlı bir hale getirebilir, iş başvurularında daha avantajlı bir konuma ulaşabilirsiniz.

Kariyer gelişiminin olmazsa olmazı olan sertifikalar ile iş dünyasında önde olabilirsiniz. Siz de kariyerinizde bir adım önde olmak istiyorsanız gelin, en çok işe yarayan sertifikaları birlikte keşfedelim.

İşe Yarayan Sertifikalar Nelerdir?

İşe yarayan sertifikalar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Tıbbi Sekreterlik ve Hasta Kabul Danışmanlığı Sertifikası
  2. Bilgisayar İşletmenliği
  3. Yaşam Koçluğu
  4. Aile Danışmanlığı Sertifikası
  5. Dijital Pazarlama
  6. Bilgisayarlı Muhasebe Kursu Sertifikası
  7. Dış Ticaret Uzmanlığı
  8. İnsan Kaynakları Yönetimi
  9. Yangın Eğitimi Sertifikası
  10. İlk Yardım
  11. Yönetici Asistanlığı ve Büro Yönetimi
  12. Satış Teknikleri ve Pazarlama Sertifikası
  13. Oyun Terapisi
  14. ISO 19011:2018 İç Denetçi Sertifikası
  15. İçerik Yazarlığı
  16. Profesyonel Makyaj Artistliği
  17. Sosyal Medya Uzmanlığı
  18. Danışma Görevlisi ve Çağrı Merkezi Sertifikası

Tıbbi Sekreterlik ve Hasta Kabul Danışmanlığı Sertifikası

Eğer yeni bir meslek edinmek istiyorsanız Tıbbi Sekreterlik ve Hasta Kabul Danışmanlığı Sertifikası almak, kariyer hedeflerinizden biri olabilir. İster lise mezunu olun ister üniversite mezunu olun fark etmez, tıbbi sekreterlik mesleğini bildiğiniz takdirde özel sağlık kuruluşlarında görev yapabilirsiniz. İşe yarayan sertifikalar arasında gösterilen Tıbbi Sekreterlik ve Hasta Kabul Danışmanlığı Sertifikası’nı almak için öncelikle eğitime kaydolmanız gerekiyor. Dersleri düzenli bir şekilde takip edip sınavı geçtiğiniz zaman sertifika almaya hak kazanabilirsiniz.

Bilgisayar işletmenliği, şirketlerde ve kurumlarda kullanılan bilgisayarların her türlü donanım, ağ, yazılım gibi sistemlerini geliştirmektir. Buradan hareketle bilgisayar işletmenlerinin hemen her yerde iş bulabildiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla Bilgisayar İşletmenliği Sertifikası da en çok işe yarayan sertifikalar arasında gösterilebilir. Bilgisayar İşletmenliği Sertifikası ile kişi, birçok kurumun bilgi teknolojileri departmanında iş bulma şansı elde eder

Günümüzde psikolojik problemlerin giderek artması, bu alanda çalışan uzmanlara duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Yaşam koçluğu da bu alandaki açığın giderilmesinde önemli rol oynayan bir meslektir. Yaşam Koçluğu Eğitimi aldıktan sonra sertifika kazanan kişiler, kendi ofislerinde ya da başka bir danışmanlık merkezinde çalışmaya başlayabilir. Online yaşam koçluğu yaparak da para kazanmak mümkündür.

Hazır konu psikolojiden açılmışken bu alanda en çok öne çıkan sertifikalardan birinin de Aile Danışmanlığı Sertifikası olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de son dönemin en çok işe yarayan sertifikalarından biri olarak kabul edilen Aile Danışmanlığı Sertifikası ile psikolojik danışmanlık merkezlerinde aile danışmanı olarak çalışmak mümkündür.

Hemen her sektörde dijitalleşmenin arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Dolayısıyla bu alanda özel bilgi birikimine sahip insanlara duyulan ihtiyaç da oldukça fazla. Üniversitelerde henüz bir bölüm olarak okutulmasa da dijital pazarlamayı online sertifika programları aracılığıyla öğrenmek mümkün.

En çok işe yarayan sertifikalardan biri de Bilgisayarlı Muhasebe Kursu Sertifikası’dır. Doğrudan meslek edinmenizi sağlayan bu sertifika ile çeşitli muhasebe programlarını kullanabildiğinizi kanıtlamış olacaksınız. CV’nizi güçlendirmenizi sağlayan bu belge ile kolayca iş bulabileceksiniz. Bu alanda üniversite onaylı sertifika almak için Bilgisayarlı Muhasebe Kursu’na kaydolabilirsiniz.

Küreselleşme gün geçtikçe daha fazla önem kazanıyor, uluslararası ticarete verilen değer de yükseliyor. Bu durum, dış ticaret uzmanlarının iş dünyasındaki rolünü arttırıyor. Üniversitelerin 2 yıllık Dış Ticaret Bölümü’nden mezun olanların çalıştığı bu alan, aynı zamanda bu alanda sertifika alan kişilerin de istihdam edilmesine imkan tanıyor.

Birçok firmanın ve kuruluşun insan kaynakları birimi bulunur. Özellikle özel sektörde öne çıkan insan kaynakları (İK) yönetimi, birçok kişinin kazanç kapısı haline gelmiştir. Bu alanda üniversite eğitimi alan ya da İnsan Kaynakları Yönetimi Eğitimi’ne katılıp sertifika alan kişiler insan kaynakları uzmanı, müdürü, direktörü gibi farklı pozisyonlarda çalışabilir.

Yangın Eğitimi Sertifikası, başta iş sağlığı güvenliği olmak üzere pek çok farklı alanda çalışacak kişilerin alması gereken bir belgedir. Söz konusu mesleklerde görev alacak kişilerin temel ve ileri seviyede düzenlenen eğitimlere katılarak CV’sini güçlendirmesi önemlidir.

İlk yardım uygulamaları hakkında bilgi sahibi olmak, yaralı ve kazazedelerin hızlı bir şekilde sağlığına kavuşması için son derece önemlidir. Özellikle araç kullanan kişiler ilk yardım alanında bilgi sahibi olmalıdır. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği alanında çalışan kişiler de İlk Yardım Sertifikası alarak iş başvurularında önde olabilir.

Yeni bir meslek sahibi olmak isteyenler için kolay yoldan para kazanmayı sağlayacak bir önerimiz var: yönetici asistanlığı ve büro yönetimi. Bu mesleği yapmak için üniversitede Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı okuyabilirsiniz ancak daha hızlı bir şekilde iş hayatına atılmak için bu alanda düzenlenen sertifikalı Yönetici Asistanlığı ve Büro Yönetimi Eğitimi’ne katılabilirsiniz.

Satış ve pazarlama, ticari faaliyet yürüten şirketlerin olmazsa olmazıdır. Eğer bu alanda çalışmaya ilgi duyuyorsanız kendinizi geliştirmeniz çok önemli. Çünkü iş başvurularında genellikle alanla ilgili eğitimlere katılıp kendini geliştiren kişilere öncelik veriliyor. Ayrıca bir üst pozisyonda çalışmak için de işe yarayan sertifikalar almak önemli.

Oyun terapisi, psikolojide bir uzmanlık alanıdır ve çocuklarla çalışırken sıkça başvurulan bir yöntemdir. Birçok Psikoloji ve PDR Bölümü öğrencisi, üniversite yıllarında Oyun Terapisi Eğitimi alarak geleceğine yatırım yapar. Mezunların da erişimine açık olan bu eğitim sonunda alınan sertifika, kişinin ilgili alanda bilgi sahibi olduğunu ve oyun terapisi tekniklerini uygulayabildiğini kanıtlamasını sağlar. Böylece psikolojik danışmanın/psikoloğun güvenilirliği artar.

ISO 19011:2018 İç Denetçi Sertifikası, ISO standartlarına uygun bir şekilde firmaları denetleyebildiğinizi gösteren bir belgedir. Bu belgeyi CV’nize eklediğinizde iç denetçilik pozisyonunda başvurduğunuz iş ilanlarında olumlu yanıt alma ihtimaliniz artar.

İçerik yazarlığı, özel olarak bir üniversite bölümünden mezun olmayı gerektirmez. İçerik yazarlığı yapmak için bu alanda düzenlenen sertifikalı eğitim programlarına katılım sağlanabilir. İçerik Yazarlığı Eğitimi’nde kişi, blog yazmanın inceliklerini ve arama motorlarında başarılı sıralamalar elde eden içeriklerin nasıl oluşturulduğunu öğrenir. Böylece kişi, içerik yazarı olarak çalışabilecek konuma gelmiş olur.

Sosyal medyadaki makyaj videolarının popülerlik kazanmasıyla birlikte profesyonel makyaj yapımına duyulan ilgi de arttı. Makyaj uzmanı olmak için sadece deneyim değil, eğitim de şart. Çünkü farklı cilt tiplerine, ten renklerine ve yüz şekillerine göre farklı makyaj yapılıyor.

Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifikası, en çok işe yarayan sertifikalardan bir diğeri. Çünkü günümüzde birçok şirketin, markanın, web sitesinin vs. sosyal medya hesabı var. Bu hesaplarda paylaşılacak içeriklerden sorumlu olan sosyal medya uzmanları, geniş bir çalışma alanına sahip.

Çağrı merkezleri, müşteri iletişimini güçlendirmek ve marka imajını yenilemek için oldukça önemli bir yer. e-Ticaretten, telekomünikasyon sektörüne, bankacılıktan çeşitli ticari firmalara kadar birçok iş yerinin çağrı merkezi bulunuyor. Bu da çağrı merkezi elemanlarının geniş iş imkanlarına sahip olması anlamına geliyor.

İş Dünyasında En Çok İşe Yarayan Sertifikalar Nelerdir?

  1. Microsoft Office Programları Sertifikası
  2. İş Sağlığı ve Güvenliği
  3. İngilizce Eğitimi Sertifikası
  4. İleri Seviye Excel
  5. Photoshop Sertifikası
  6. SEO Uzmanlığı Sertifikası
  7. Diksiyon Sertifikası
  8. Etkili Sunum Teknikleri
  9. After Effects
  10. Liderlik Eğitimi Sertifikası
  11. Web Tasarım ve Kodlama
  12. Front-End Web Geliştirme
  13. Temel Bilgisayar Kullanımı
  14. Genel Muhasebe Sertifikası

Microsoft (MS) Office programları, iş dünyasında sıklıkla kullanılır. Raporlama, kayıt tutma, dosya saklama, yazı yazma, hesaplama, grafik oluşturma gibi her türlü işlemde bu programlardan yararlanılır. Muhasebecisinden, insan kaynakları elemanına, öğretmeninden mühendisine kadar hemen herkes bu programlardan yararlanmak durumundadır.

2013’te çıkan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu nedeniyle her iş yerinin İSG kurallarına uygun davranması gerekiyor. Bu kurala uymayan iş yerleri ceza alıyor. Bu yüzden başta yöneticiler olmak üzere iş dünyasında herkesin iş sağlığı ve güvenliği alanında eğitim alması önemli. Örneğin bu alanı yeni öğrenmeye başlayacaksanız Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi Sertifikası alarak sürecin ilk adımını atabilirsiniz.

İş dünyasında en çok işe yarayan sertifikalar dendiğinde ilk akla gelenlerden biri de İngilizce Eğitimi Sertifikası’dır. Bu dili öğrenirken aldığınız sertifikaları CV’nize mutlaka ekleyin. Çünkü yapacağınız meslek ne olursa olsun artık küreselliğin önem kazandığı bir dünyada yaşadığımız için İngilizce bilmek çok değerli. Hatta bildiğiniz diğer yabancı dillerin sertifikalarını da mutlaka iş görüşmesinde yanınızda bulundurun.

Excel, iş dünyasında en çok kullanılan programlardan biridir. Esasında bir MS Office programı olsa da Excel’i ayrı bir başlıkta ele almak istedik. Çünkü Excel ile çok farklı işlemler yapılabiliyor: grafik oluşturma, raporlama, hesaplama, veri kaydetme…

Farklı mesleklerin bilmesi gereken Excel, ileri seviyede bilindiğinde çok kolaylık sağlıyor. Bu yüzden birçok işverenin ilanlara eklediği bir kriter olarak karşımıza çıkıyor.

Photoshop, özellikle medya sektöründe çalışanların bilmesi gereken bir program. Grafik tasarımcıdan haber editörlüğüne, fotoğrafçıdan kurgu editörlüğüne kadar bu sektörde çalışan pek çok kişiden ilk beklenen şey, Photoshop’u bilmesidir. Çünkü Photoshop ile profesyonel görsel tasarımları yapılır ve böylece sunulacak içerik daha etkili hale getirilir.

SEO (arama motoru optimizasyonu), web sitelerinin ziyaretçi sayısını arttırmak için kullanılan, arama motorları tarafından belirlenen sıralama kriterleridir. Dijital içerik yazarlığı yapan, web sitesi yönetiminden sorumlu olan, e-Ticaret sektöründe çalışan herkesin SEO bilmesi gerekir. Örneğin Temel SEO Eğitimi ve SEO Uzmanlığı Eğitimi ile sertifika kazanmak mümkündür.

Diksiyon, özellikle insanlarla iletişim kurmanın önemli olduğu işlerde sahip olunması gereken bir beceridir. Örneğin spikerlik, muhabirlik, satış danışmanlığı, çağrı merkezi elemanı gibi işleri yapanların diksiyonu iyi olmalıdır.

Özellikle satış, pazarlama, işletme, finans gibi alanlarda çalışan kişiler, yöneticilerine aylık sunum yapmak zorundadır. Sunumu etkili hale getirmek için bu alanda eğitim almak gerekebilir aksi halde konuşma sırasında verilecek mesaj yeterince güçlü bir şekilde aktarılmayabilir.

After Effects, tıpkı Photoshop gibi sık kullanılan bir grafik tasarım programıdır. İki ve üç boyutlu animasyon yapmaya yarayan After Effects, özellikle oyun tasarımcıları ve grafik tasarımcıları tarafından tercih edilir. Dolayısıyla bu alanlarda iş başvurusu yapan kişilerin programa hakim olması önemlidir. Hatta öz geçmişe After Effects Sertifikası eklemek, kişinin başvurduğu ilandan olumlu dönüt alma olasılığını arttıracaktır.

İş dünyasında en çok işe yarayan sertifikalardan biri de Liderlik Eğitimi Sertifikası’dır. Liderlik, sadece yönetici pozisyonunda çalışanlar için değil, bir ekip içinde çalışan herkes için önemli bir beceridir. Dolayısıyla çalışma hayatına atılan kişilerin Liderlik Eğitimi alarak kendini geliştirmesi oldukça önemlidir.

İşletmelerin dijital dünyada var olması artık çok önemli. Birçok ticari kurum, bir web sitesi açarak dijital ortam üzerinden hedef kitlesine ulaşmaya çalışıyor. Bu internet sitelerinin tasarımı ve geliştirilmesinden ise web tasarım uzmanları sorumlu oluyor.

Front-End Web Geliştirme, tıpkı web tasarım ve kodlama gibi internet sitesi tasarımında çalışacak kişilerin alması gereken bir sertifikadır. Bu sertifikaya sahip olan kişiler, ön yüz geliştirme alanında edindikleri bilgileri iş dünyasında kanıtlama fırsatı yakalarlar.

Bilgisayar kullanımına hakim olmak, birçok iş için geçerlidir. Ülkemizde özellikle orta yaşlı kesim, bilgisayar kullanımı konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Bu kişiler, iş başvurularında bilgisayar kullanımına hakim olduğunu kanıtlamak için bir belgeye sahip olmalıdır. Nitekim Temel Bilgisayar Kullanımı Sertifikası alan kişilerin işe alınma ihtimali daha yüksektir.

Muhasebe, her işletmede bulunan bir birimdir. Geniş çalışma olanakları bulunan muhasebe alanında görev alacak kişilerin bu alanda üniversite eğitimi alması ya da sertifika sahibi olması gerekir. Özellikle alan dışından gelen kişiler, muhasebe alanında iş bulmak için mutlaka bir sertifika almalıdır.

Serap Ilgın

Sanat terapisti olmak için bireylerin öncelikle üniversitede Psikoloji veya Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü okuyup ardından sanat terapisi eğitimi alması gerekir. Ayrıca Tıp Bölümü’nden mezun olup Psikiyatri Uzmanlık Eğitimi alan kişiler de sanat terapisi eğitimi alarak sanat terapisti olabilir. Sanat terapisti olmak isteyen kişilerin sanat terapisi sertifikası alarak bu alandaki yetkinliğini belgelemesi de önemlidir. Bu kriterler dışında bir terapistte olması gereken etik olma, hoşgörülü olma, farklılıklara duyarlı olma, sabırlı ve empatik olma gibi özellikleri taşımak gerekir.  

Sanat Terapisi Nedir?

Sanat terapisi; müzik, edebiyat, resim, heykel gibi farklı sanat dallarından yararlanarak bireyin yaşadığı psikolojik problemlerin çözülmesini sağlayan bir terapi yöntemidir. Sanat terapisi, sanatın çeşitli dalları kullanılarak kişinin probleme yönelik iç görüsünün arttırılmasına ve problemin daha kolay anlaşılmasına yardımcı olur. Sanat terapisi uygulamaları ile danışan, ifade etmekte zorlandığı duygusal sorunlarını kolaylıkla dışa vurabilir. Buna dışavurumcu sanat terapisi denir. Bu psikoterapi yöntemi sayesinde ağır travma yaşayan, yoğun savunma mekanizmaları kullanan, kendisiyle yüzleşmekten korkan ve yaşadığı problemi tanımlayamayan kişiler kendini daha kolay bir şekilde ifade eder ve keşfeder. Böylece seanslardan alınan verim artar.

Sanat terapisti, sanat terapisi uygulamaları hakkında bilgi sahibi olan ve bu alanda kullanılan kuramları ve yaklaşımları kullanarak danışanlara psikolojik yardım hizmeti veren meslek elemanıdır.

Sanat terapisti, sanat terapisi alanında eğitim alarak bu mesleği yapar. Aksi halde sadece sanata ilgi duyan kişiler sanat terapisi uygulamalarını yapamaz.

Kimler Sanat Terapisi Uygulayabilir?

Sanat terapisini şu kişiler uygulayabilir:

  • Sanat terapisi eğitimi alan psikologlar
  • Sanat terapisi eğitimi alan psikolojik danışmanlar
  • Sanat terapisi eğitimi alan psikiyatristler
  • Sanat terapisi eğitimi alan psikoterapistler
  • Sanat terapisi eğitimi alan terapistler
  • Sanat terapisi alanında eğitici eğitimi veren bireyler

Görüldüğü üzere sanat terapisi tekniklerini uygulamak için kişinin psikoloji alanında üniversite eğitimi alması ve daha sonra sanat terapisi üzerine ek eğitim alması gerekir.

Sanat Terapisti Ne İş Yapar?

Sanat terapisti; danışanın kendini tanıması, danışanın sahip olduğu psikolojik problemlerin tanımlanması ve çözülmesi noktasında sanat terapisi yaklaşımlarını kullanarak hizmet verir. Sanat terapisti, terapi seanslarında çeşitli sanat dallarını kullanarak danışana yardımcı olur.

Sanat terapisti resim çizme, heykel yapma gibi yöntemleri kullanarak danışana yönergeler verir. Örneğin ağır travma yaşamış bir danışana yaşadığı duyguları fark etmesi için “Şu an ne hissediyorsun? Bunu anlatan bir heykel yap” şeklinde yönerge verilir. Danışan istediği heykeli yapması konusunda teşvik edilir ve bu süre zarfında danışanın neler yaptığı gözlemlenir.

Danışanın heykeli ne kadar sürede yaptığı, yaparken nasıl bir beden dili kullandığı, nasıl bir heykel yaptığı gibi detaylar bir seans malzemesi olarak kullanılır. Ardından danışandan yaptığı heykeli anlatması istenir. Danışanın anlattıklarından yola çıkılarak iç çatışmaları, savunma mekanizmaları anlaşılır. Bu esnada duygu ve içerik yansıtma teknikleri kullanılabilir.

e-Öğrenme, teknolojiyi kullanarak öğretmen ve öğrenci etkileşimini mekandan ve zamandan bağımsız bir duruma taşıyan öğretim yöntemidir. e-Öğrenme teknolojinin gelişmesiyle geniş öğrenci kitlelerine ulaşmayı başarmıştır. Eğitim kurumları, dijital eğitim platformları ve bireysel ders veren eğitmenler e-öğrenme sayesinde daha kısa sürede daha çok eğitim sunma imkanı yakalamıştır.

e-Öğrenme Ne Demek?

e-Öğrenme (elektronik öğrenme), bilgisayar teknolojileri ve internet tabanlı araçlar kullanarak eğitim ve öğrenme süreçlerini destekleyen bir öğrenme yöntemidir. e-Öğrenme, geleneksel sınıf ortamından bağımsız olarak bireylere bilgi ve becerilerin kazandırılmasını sağlar.

e-Öğrenme, bir dizi elektronik ortamda sunulan materyalleri içerebilir. Bunlar, metinler, videolar, ses kayıtları, animasyonlar ve interaktif simülasyonlar gibi çeşitli öğrenme kaynakları olabilir. e-Öğrenme platformları, öğrencilere materyallere erişim sağlayan bir arayüz sunar ve öğrenme sürecini yönetmek için etkileşimli özellikler sunabilir.

e-Öğrenme, farklı eğitim seviyelerinde kullanılabilir. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite ve mesleki eğitim gibi çeşitli eğitim seviyelerinde e-öğrenme materyalleri ve platformları mevcuttur. Ayrıca, çevrimiçi kurslar, web seminerleri ve uzaktan eğitim programları gibi farklı e-öğrenme formatları bulunmaktadır.

e-Öğrenmeyi gerçekleştirmek için hem öğrencinin hem öğretmenin eğitim araçlarına erişebileceği teknolojik cihazlara ihtiyacı olmaktadır.

e-Öğrenme yönteminin tercih edilmesi, eğitmenin ve öğrencinin ders materyallerini daha inovatif şekilde kullanmasını sağlar. Öğretmen, öğrencilerine gelişen teknolojiler sayesinde çok kısa sürede iletişim sağlayabilir, öğrencilerinin gelişimini kullanılan e-öğrenme platformları üzerinden an ve an takip etme fırsatı yakalar. e-Öğrenme, sunduğu avantajlar bakımından teknolojinin hızla ilerlediği çağımızda oldukça tercih edilen bir eğitim yöntemi olarak gelişmeye ve yenilenmeye devam etmektedir.

e-Öğrenme Ne İşe Yarar?

e-Öğrenme, internet ve dijital teknolojilerin kullanımıyla gerçekleştirilen bir öğrenme yöntemidir. Bu yöntem sayesinde, öğrenciler eğitim materyallerine ve öğretmenlerine internet üzerinden erişebilir, interaktif dersler alabilir, ödevlerini ve sınavlarını online olarak yapabilirler.

Ayrıca e-öğrenme sayesinde bireylerin eğitim ve öğretim ihtiyaçlarına hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verilebilir ve esnek bir öğrenme ortamı sunulabilir. e-Öğrenme, günümüzde birçok üniversite, eğitim kurumu ve özel kuruluş tarafından kullanılmaktadır.

e-Öğrenme Nerelerde Kullanılır?

e-Öğrenme; üniversitelerin açık öğretim ve uzaktan eğitim fakültelerinde, yaşam boyu eğitim merkezlerinde, hibrit eğitim sistemiyle ders veren eğitim kurumlarında kullanılır.

e-Öğrenme, özellikle pandemi döneminde yaygınlaşmış ve örgün eğitim kurumlarında da kullanılmaya başlamıştır. e-Öğrenme uygulamaları, özellikle online eğitim platformları tarafından gerek bireylere yönelik düzenlenen eğitimlerde gerek kurumsal eğitimlerde kullanılmaktadır.

e-Öğrenmenin Özellikleri Nelerdir?

e-Öğrenmenin özellikleri şunlardır:

  • e-Öğrenme, zamandan tasarruf etmeyi sağlar.
  • Eğitimde fırsat eşitliği yaratmaya katkı sunar.
  • e-Öğrenme ile öğrencinin kendi hızına göre öğrenmesi sağlanır.
  • e-Öğrenme uygulamaları maddi açıdan daha ekonomiktir.
  • Kişinin yaşadığı yer fark etmeksizin derslere katılması sağlanır.

e-Öğrenme Biçimleri Nelerdir?

e-Öğrenme biçimleri asenkron ve senkron olmak üzere ikiye ayrılır. e-Öğrenme biçimleri aşağıdaki gibidir.

Asenkron Öğrenme 

e-Öğrenme biçimlerinden biri olan asenkron öğrenme, öğretmen ve öğrencinin aynı bağlamda bulunmasına gerek kalmadan, öğretmenin ders materyallerini e-öğretim platformlarına yüklemesiyle uygulanmaktadır. Eğitmenlerin ders konularını önceden videoya kaydettiği ve bu videoların dijital platformlara aktarıldığı e-öğrenme biçimidir. Asenkron öğrenme sayesinde öğrenciler dersleri öğrenme sürelerine göre tekrar tekrar izleyebilir, öğretmenin belirlediği süre aralığında istedikleri zamanda derse katılım sağlayabilirler.

Senkron Öğrenme

E-öğrenim yöntemlerinden diğeri senkron öğrenmedir. Senkron öğrenmenin uygulanabilmesi için eğitmen ve öğrencinin aynı tarihte belirlenen dijital platformda aktif olmaları gerekir. Öğretmenlerin önceden belirlenmiş bir tarih ve saatte canlı olarak görüntü ve ses desteği dahilinde öğrencilerle buluştuğu ve dersi yürüttüğü yöntemdir. Senkron öğrenme türünde öğrencilerin öğretmeni canlı olarak çevrim içi şekilde dinlemesi sebebiyle dersleri tekrar izleyebilme şansı bulunmamaktadır. Bu nedenle e-öğrenme biçimlerinde asenkron öğrenme, senkron öğrenmeye göre daha avantajlıdır.

E-Öğrenme Türleri Nelerdir?

e-Öğrenme türleri aşağıda sıralanmıştır.

  1. Kendi kendine öğrenme
  2. Eğitmen liderliğinde yapılan e-öğrenme
  3. Hibrit eğitim modeli ile e-öğrenme
  4. Bütünleşik e-öğrenme
  5. Yönlendirilmiş e-öğrenme
  6. E-koçluk ve teledanışmanlık ile e-öğrenme

1. Kendi Kendine Öğrenme

e-Öğrenme türleri arasında ilk sırada kendi kendine öğrenme bulunur. Kendi kendine öğrenme, kişinin internet siteleri, online kütüphaneler vb. aracılığıyla bir eğitmen ya da yönlendirici olmaksızın bilgiye erişimi şeklinde tanımlanan bir e-öğrenme türüdür. Kendi kendine öğrenmede süreç diğer kişilerden bağımsız olarak gerçekleşir. Kendi kendine öğrenmede kişi, merak ettiği veya öğrenmesi gereken konuyu çeşitli internet kaynakları aracılığıyla kendisi araştırarak öğrenir.

2. Eğitmen Liderliğinde Yapılan E-Öğrenme

e-Öğrenme türleri arasında ikinci sırada eğitmen liderliğinde yapılan e-öğrenme türü yer alır. Eğitmen liderliğinde yapılan e-öğrenme, isminden de anlaşıldığı üzere, öğrenme sürecinin alanında uzman bir eğitmen tarafından online ortamda yürütülmesi şeklinde gelişen e-öğrenme türüdür. Eğitmen liderliğinde yapılan e-öğrenmede ders içerikleri çoğunlukla önceden çekilen videolardan oluşur. Videolar yayıma hazır hale getirilir ve eğitimin verileceği platforma yüklenir. Ancak eğitmen liderliğinde yapılan e-öğrenme, canlı yayın ve görüntülü görüşme şeklinde de yürütülebilir.

3. Hibrit Eğitim Modeli ile E-Öğrenme

e-Öğrenme türleri arasında hibrit eğitim modeli ile e-öğrenme de bulunmaktadır. Hibrit eğitim, yüz yüze ve online (çevrim içi) eğitimin bir arada uygulanmasıdır. Hibrit eğitim modeli ile e-öğrenme ise öğrencilerin dersin belirli bir kısmını online ortamda öğrenmesi şeklinde tanımlanan bir e-öğrenme türüdür. Hibrit eğitim modeli ile e-öğrenme yönteminde kişi öğretmenin açtığı video konferansa katılır, dersin bir kısmı uzaktan eğitim modeliyle yürütülür. Ardından belirlenen tarihte yüz yüze eğitim yapılır. Hibrit eğitim modeliyle e-öğrenme türü, özellikle pandemi döneminde sık kullanılmıştır.

4. Bütünleşik E-Öğrenme

e-Öğrenmenin farklı türlerinden biri de bütünleşik e-öğrenme türüdür. Bu tür e-öğrenme, bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmayı sağlayan, genellikle bilgisayar programları veya internet sayfaları yoluyla gerçekleştirilen bir öğrenme yöntemidir. Bütünleşik e-öğrenme özellikle acil bilgi ihtiyacı olan durumlarda tercih edilir. Bütünleşik e-öğrenme katılımcılara konferans, seminer gibi etkinliklere de katılma imkanı sunar. Bu sayede, öğrenme süreci daha etkili ve derinlikli hale getirilir. Öğrenciler, bilgisayarları veya mobil cihazları üzerinden, istedikleri her yerde ve zamanda eğitim materyallerine erişebilir ve öğrenme sürecini kendi ihtiyaçlarına göre planlayabilirler.

5. Yönlendirilmiş E-Öğrenme

e-Öğrenme türleri arasında yönlendirilmiş e-öğrenme türü de yer alır. Yönlendirilmiş e-öğrenme, alanında uzman bir kişinin online ortamda öğrencilerle yürüttüğü e-öğrenme türüdür. Yönlendirilmiş e-öğrenmede kişi öğrencilerden gelen soruları cevaplar, onların bilgisini ölçmek için ölçme ve değerlendirme araçlarından yararlanır. Ancak yönlendirilmiş e-öğrenme türünde kişi, öğrencilere dersi öğretmek gibi bir amaca sahip değildir.

6. E-Koçluk ve Teledanışmanlık ile E-Öğrenme

e-Öğrenme türleri listesinde yer alan bir diğer madde ise e-koçluk ve teledanışmanlık ile yapılan e-öğrenmedir. E-koçluk ve teledanışmanlık ile e-öğrenme türü, uzman bir eğitmenin online ortamda çeşitli araçları kullanarak öğrenciyi yönlendirmesi şeklinde uygulanan yöntemdir. E-koçluk ve teledanışmanlık ile e-öğrenme türü, mesaj ve görüntülü görüşme gibi farklı yollarla uygulanabilir.

E-Öğrenme Hangi Bileşenlerden Oluşur?

e-Öğrenme; içerik, değerlendirme ve etkileşim olmak üzere üç bileşenden oluşur.

e-Öğrenme bileşenleri arasında gösterilen içerik, öğrenciye öğretilecek bilginin kapsamı demektir. Ders içeriği kitap, makale, dergi, video, eğitsel oyun gibi farklı yöntemlerle öğrenciye aktarılır. e-Öğrenme bileşenleri arasında yer alan etkileşim ise öğrencinin ders içeriği ya da eğitmen ile eğitim süreci boyunca girdiği iletişimdir. Öğrencinin derste parmak kaldırması, Zoom uygulamasında el işaretine tıklayarak söz alması vb. bir etkileşim örneğidir. e-Öğrenme bileşenleri arasında bulunan değerlendirme ise öğrencinin bilgileri ne kadar öğrendiğini tespit etmek için uygulanan bir yöntemdir. Değerlendirme; online sınav, yazılı sınav, uygulamalı sınav, performans ödevi gibi farklı şekillerle yapılabilir.

e-Öğrenmenin Avantajları Nelerdir?

  • Yaşam boyu öğrenmenin en temel yöntemidir.
  • Birçok alanda eğitim alma avantajı sunar.
  • Hayatı yoğun şekilde sürdüren kişilerin kısa yoldan eğitime ulaşmasını sağlar.
  • Zaman ve mekan sınırlılığı barındırmaz.
  • Derslere kolay ve hızlı erişimi imkanı sunar.
  • Fiziksel engelli bireyler için uygundur.
  • Birçok alan hakkında bilgi sahibi olma fırsatı yaratır.
  • Eğitimde eşitlik ilkesine uyar.

e-Öğrenmenin Dezavantajları Nelerdir?

  • İnternet bağlantısında sorun çıkabilir.
  • Teknolojik yetersizlik eğitime dahil olmayı engeller.
  • Öğretmenin yüz yüze etkileşimini sınırlar.
  • Öğrencinin yüz yüze etkileşimini sınırlar.
  • Uzun saatler teknolojik cihazlara maruz kalmaya sebep olur.
  • Bilgisayar, telefon, tablet gibi cihazlarla uzun saatler geçirmekten dolayı sağlık sorunları yaratabilir.
  • Sınıf içi etkileşimi sınırlandırır.

Kurumsal Eğitimlerde e-Öğrenmenin Faydaları Nelerdir?

  • Çalışanların kendini mesleki ve kişisel olarak geliştirmesi sağlanır.
  • Eğitim online olduğundan daha kalıcı bir öğrenme süreci geçirilir.
  • e-Öğrenme, iş hayatında kişinin daha başarılı olmasını sağlar.
  • Güçlü bir kariyere ulaşmaya yardımcı olur.
  • Mesleki açıdan kendini geliştirmek isteyenlere kolaylık sağlar.
  • e-Öğrenme, kurumsal eğitimi alan kişiye süreç boyunca esnek olma imkanı verir.

e-Öğrenme için Kullanılan Araçlar Nelerdir?

  • Senkron ve asenkron gerçekleştirilebilen sınav modülleri
  • Sanal sınıflar oluşturulabilen uygulamalar
  • Flash ya da HTML tabanlı içerikler
  • Çevrim içi görüşme olanağı sağlayan uygulamalar
  • Online eğitim platformları

e-Öğrenme Neden Popüler Hale Gelmiştir?

Son zamanlarda e-öğrenme yöntemlerinin kullanımı, teknolojinin gelişmesi, salgınla mücadele edilmesi ve eğitim modellerinin çeşitlenmesi sebebiyle oldukça yaygın hale gelmiştir. Özellikle salgının yoğunlaşması ve okulların kapatılması ile eğitim kurumları mecburi bir e-öğrenme sürecine dahil olmak zorunda kalmıştır. E-Öğrenmeyi deneyimleyen kurumlar ve öğrenciler, e-öğrenmenin birçok avantajını olarak kullanmışlar, kaçınılmaz ki dezavantajlarından da oldukça etkilenmişlerdir. Bu süreçte e-öğrenmenin yürütüleceği birçok teknolojik aracı tanıyan ve etkin kullanmayı öğrenen bireyler, eğitim almak istedikleri konuda ‘’zaman bulamıyorum ki.’’ demeyi bir kenara bırakmışlardır. Bireyler, teknolojinin gelişmesiyle örgün öğretim yoluyla alamadıkları onlarca eğitimi, e-öğrenme yoluyla almayı tercih etmektedir. Görünen o ki e-öğrenme araçları gelişen teknolojik araçlardan nasiplenmeye devam ettikçe e-öğrenme şu an olduğundan daha popüler bir hal alacaktır.

E-Öğrenme Neleri Değiştirdi?

e-Öğrenme, eğitimde fırsat eşitliğini yaratma noktasında birçok şeyi değiştirdi. e-Öğrenme ile eğitim fırsatlarına ulaşamayan kişiler için imkan yaratılmış oldu. e-Öğrenme sayesinde mekan ve zamandan bağımsız bir şekilde eğitim yapılmaya başlandı. e-Öğrenme ile yurt dışında eğitim alamayan kişiler online sertifika programlarına katılarak kendini geliştirme olanağına sahip oldu. e-Öğrenme, zaman tasarrufu sağlanması açısından da önemli adımların atılmasını sağladı. 

E-Öğrenmeye Katılım Nasıl Arttırılır?

Öğrencilerin e-öğrenmeye katılımını artırmak için eğitim kurumları ve ilgili devlet organları internet erişimini dezavantajlı bölgelerde de sağlamalıdır. Bu, internet altyapısının iyileştirilmesi ve teknolojik cihazların daha yaygın hale getirilmesi ile gerçekleştirilebilir. e-Öğrenme içerikleri, öğrencilerin ilgisini çekmek ve canlı tutmak için etkileşim öğeleri ve oyunlaştırma teknikleri kullanılarak geliştirilebilir. Ayrıca eğitim maddi açıdan herkesin erişebileceği şekilde düzenlenmeli ve e-öğrenme materyalleri ücretsiz ya da uygun fiyatlı olmalıdır. Bu şekilde, herkesin eğitim almasına ve kişisel gelişimini sağlamasına olanak sağlanabilir.

e-Öğrenme ve Uzaktan Eğitim Arasındaki Farklar Nedir?

  • Uzaktan öğrenmede dersler canlı yapılırken e-öğrenmede dersler önceden çekilen videolar ile yapılır.
  • Uzaktan eğitimde zaman sınırlılığı varken e-öğrenme sisteminde kişi derslere istediği zaman katılabilir. 
  • e-Öğrenme, uzaktan eğitim sistemine göre kişiye daha çok kolaylık sağlar.
  • Uzaktan eğitimde kişiye diploma verilebilir, e-öğrenme sisteminde ise genelde sertifika verilir.
  • e-Öğrenmede öğrenme süreci uzaktan eğitime göre daha esnek geçirilir.

Endüstride yaşanan devrimlerle beraber işgücü piyasası da sürekli değişime uğramaktadır. İlk başlarda çalışanın işe faydası yönünden değerlendirilmeye yatkın olan yaklaşım, işin çalışana olan faydası yönünde değerlendirmeye doğru evrimleşmeye başlamıştır. İş gücü kaynaklarının tercihleri de bu doğrultuda değişmektedir. Birçok çalışan üretim odaklı yönetim politikasından ziyade, çalışan odaklı üretim politikası yürüten kurumlarla çalışmayı tercih etmektedir.

Maddi ve manevi birtakım nedenlerden kaynaklı çalışanların tek bir kuruma bağımlılık geliştirdiği günlerin geride kaldığını söyleyebiliriz. Çalışanlar artık iş olanakları arasından tercih yapma avantajını ellerinde bulundurmaktadırlar.  Endüstri 4.0 döneminin yeni nesil çalışanları, kariyerleri boyunca birçok farklı işte çalışıyor. Buda kurum tarafında uzun vadede çalışmaya istekli yetenekli çalışanlar bulma sıkıntısı ortaya çıkartmaktadır. 

Kurumlar açısından bu sorunun doğmasına engel olacak yaklaşım, uzun vadeli çalışan memnuniyeti politikaları yürütmektir. Özellikle yapılan araştırmalara göre; kurum içi eğitimlerle çalışanının eğitimini, sürekli öğrenmesini gözeten kurumların tercih edilen kurumlar arasında üst sıralamada olduğu gözlemlenmektedir. Ayrıca kurum açısından da çalışan eğitimini gözetmenin, eğitim ipuçları vermek konusunda çalışanlara öncü olmanın üretim verimliliğini de dolaylı yoldan arttırdığı da gözlemlenmektedir. Gelin şimdi kurum içinde eğitime teşvik etmenin ve eğitim politikası sürdürmenin faydalarına daha yakından bakalım

Artan çalışan güveni: Her iş tanımına uygun eğitime sahip olduklarını hisseden çalışanlar, doğal olarak kendilerine çok daha fazla güven duyacaklar ve bu da onları daha meşgul, daha üretken ve rollerinde daha tatmin edici hale getirecektir. Kendilerine artan güvenleri iş verenlerine olan güvenlerini de arttıracaktır.

Artan iş performansı: Uzmanlaşmış eğitim, çalışanları yeni teknolojiler ve optimum iş süreçleri konusunda güncel tutmaktadır.

İşe Alım Maliyetlerinde Azalma: Verdiğiniz kurum içi eğitimler, mevcut çalışanlarınızı bir üst veya farklı bir pozisyona hazırlamanızı, bu sayede işe alım maliyetlerinden korunmanıza yardımcı olur.

Daha yüksek müşteri memnuniyeti: Araştırmalar, çalışan eğitimi ile müşteri memnuniyeti arasında bir ilişki bulmuştur. Çalışanlarınıza ne kadar çok eğitim verirseniz, müşteri istek ve sorularıyla o kadar iyi başa çıkacaklar. 

Mesleki gelişim eğitimine yatırım yapan şirketler iş arayanlar için daha çekici

Yapılan araştırmalara göre çalışanlarının eğitimini gözeten iş verenler, iş arayanlar açısından çok daha öncelikli. Bu nedenle, mesleki gelişim eğitimine yatırım çalışanlarına değer veren bir kuruluş olduğunuzun kanıtı olarak hizmet eder ve sizi potansiyel iş arayanlar için çok daha çekici kılar.

Çalışanı elde tutma: Çalışanlar, bireysel gelişimlerinin işverenleri için önemli olduğunu hissettiklerinde, bağlılıkları ve bağlılık düzeyleri artar, bu da daha az işten çıkarma ve işten ayrılma ile sonuçlanır. 

Bilgi transferi: Çalışanlarınıza eğitim seansları sunmak, yalnızca eğitimli personele değil, bir bütün olarak işgücüne fayda sağlar . Beceriler ve uzmanlık, meslektaşlar arasında değiş tokuş edilir ve hızla şirkete yayılır. 

Daha iyi risk yönetimi: Bir işveren olarak, çalışanlarınızın güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlamak sizin görevinizdir ve risk yönetiminde çalışan eğitimi önemli bir rol oynar. Özetle çalışan eğitimini gözeten iş verenler ve kurumlar iş arayanlar tarafında öncelikli konumdadır. Ayrıca, çalışan eğitimi ve eğitim ipuçları konusunda öncü olan kurumların çalışanlar üzerinde sağladığı gelişim, üretim verimliliğini de olumlu yönde etkilemektedir. 

Ege Yalçınkaya / Eğitime Yatırım Yapmanız İçin 12 Neden

Öğrenmeyi öğrenmek eğitim sırasında öğretilen bir bilgi değildir. Zaman içerisinde öğrenilir. Ancak bu gerçeği herkes bir anda fark edemiyor. Farkına varanlar hayat boyu öğrenme faaliyeti için bir yol ayrımına gelmiş olduklarını anlıyorlar.

Bu noktada ise bazıları ya pes edip yarış dışı kalmayı kabulleniyor ya da mücadeleye devam etmeyi tercih ediyor. Mücadeleye devam etmeyi seçenler, bu zorlu ama zevkli öğrenme yolculuğuna bir rehber eşliğinde devam edebilirler.

Giriş yazısı ilginizi çektiyse bu paragrafı okumaya devam ediyorsunuz demektir. Bu da mücadeleye devam edip yarışta kalmayı seçtiğiniz, gösterir. O halde beraber kendimize bir öğrenmeyi öğrenme rehberi hazırlamaya başlayabiliriz. Gerekli olan un, yağ ve tuzu yazıda ben vermeye çalışacağım. Pişirme şeklini de tarif edeceğim. Sonra size kendi rehberinizi pişirmek kalacak.

Öğrenmeyi Öğrenmenin Değeri

Öğrenmenin değerini anlayan bir insanın bilmesi gereken ilk şey, öğrenme sürecinin sonunda bu süreci tamamlayabilen kişiyi zihninde canlandırması gerekir. Zihinde canlandırılan kişi, bilgi toplumunun istediği insan tipi olmalıdır. Öğrenmeyi öğrenen, yani bilgiyi arayıp bulan ve hayatına tatbik eden, toplumda meydana gelen değişimleri analiz eden ve aynı zamanda bu değişimlerin kaynağı olabilen kişidir.

İkinci bilmesi gereken şey ise öğrenmeyi öğrenmedir. Öğrenmeyi öğrenme; mevcut bilgileri kullanarak yeni durumlar için gerekli bilgiyi kendi kendine üretme yeteneğinin geliştirilmesi sürecidir. Son olarak bir deneyimin sonucunda davranışlarda meydana gelen sürdürülebilir ve nispeten kalıcı değişikliklere öğrenme denir. Bize öğretilenlerin çoğunu unuturuz, sistemli öğrenilen bilgilerin sadece bir kısmı aklımızda kalır. Aklımızda kalanlar öğrenilmiş demektir.

Bunun yanında öğrenme, sadece bir şeyleri bilmek değildir. Öğrenmek, bilgiyi almak ve işlemektir. Bilgiyi işlemek ise onu doğru şekilde ve doğru yerden arayıp bulmak, onun ne olduğunu düşünerek, ne işe yaradığını anlamak, nerede kullanılacağını kavramak, hangi bilgilerle birleşeceğini görebilmektir. Ve nihayetinde de öğrenmede belirleyici olan öğrenmenin sürekliliği ilkesidir.

Öğrenme şekli konusunda, şöyle ya da böyle net bir yargıda bulunmak mümkün değildir. Öğrenme şekli kişiden kişiye değişmektedir. Yani öğrenme şekli, parmak izi gibi kişiye özgüdür. Herkesin öğrenme türü, şekli, hızı ve kapasitesi farklıdır. O zaman en güzel nasıl öğrenilir sorusunun cevabı içimizde saklıdır diyebiliriz. Bize düşen ise “Nasıl Öğrenebilirim?” sorusu üzerine düşünerek onu ortaya çıkarmaktır.

Eğer kişi nasıl öğrenebilirim sorusuna en uygun cevabı bulup kendi sistemini kurabilirse öğrenemeyeceği hiçbir şey olmadığını görebilir. Buna hiç okula gitmeden, özel bir kurs da almayan bir çocuğun ana dilini öğrenmesi güzel misal olabilir. Hatta bu çocuk yürümeyi, koşmayı ve oturmayı kendi kendine bir yol belirleyerek öğrenmiştir.

Öğrenmenin ilk şartı öğrenmeye istekli olmaktır. Öğrenmek istiyorsak bu ihtiyacı karşılamak için kaynak ve öğretecek birilerini bulabiliriz; ama istemiyorsak ne internetin, ne yığınla kaynağın, ne de öğretecek kimsenin faydası olmaz.

Öğrenme Usulleri

Öğrenme usulü, insanın öğrenmek için yaptığı tercihlerdir. İnsan, çevresi ile iletişim kurarken, olaylar karşısında tepki verirken de bu usulleri kullanır. Sağlıklı insanların çeşitli durumlarda ortaya koyduğu davranışlar birbirine benzer ve tutarlıdır.

Günlük hayatında yavaş ve düşünerek hareket eden bir kimse, öğrenirken de aynı biçimde davranır. Atılgan, düşünmeden karar verebilen bir kimse, öğrenmede de benzer bir yol izler. Başka bir deyişle, düşünerek hareket eden bir kimsenin sistemli bir öğrenme stiline, atılgan bir kimsenin ise sezgiye dayalı bir öğrenme usulüne sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Öğrenmenin gerçekleşeceği çevresel şartlarla ilgili insanların tercihleri farklıdır. Bazı kimseler sessiz bir ortam tercih eder, bazı kimselerse sesten etkilenmez. Sıcaklık – soğukluk, aydınlık – karanlık, düzenlilik – dağınıklık gibi şartlar da böyledir.

Motivasyon, çalışmada süreklilik, kurallara uygun ilerleme gibi özellikler de insandan insana değişir. Kimileri sürekli ve düzenli çalışmayı, kimileri ara ara çalışmayı sever. Belirlenen kurallara uyarak öğrenenler olduğu gibi, kuralları kendine göre değiştirdiğinde hızlı öğrenenler de vardır.

Öğrenirken sosyal tercihler yaparız. Tek başına öğrenmeyi seçenler olabildiği gibi bir grup arkadaşıyla birlikte öğrenmekten zevk alanlar da vardır.

Öğrenme amacıyla duyu organı seçimi de farklılıklar gösterir. Kimi gördüğünü kolay öğrenir, kimisi de duyduğunu ya da dokunup incelediğini hafızasında tutabilir.

Bazı kimseler öğrenme sırasında bir şeyler yeme ve içme gereksinmesi duyarken bazıları yeme-içmeyi çalışmaya engel olarak görürler.

Bunların yanı sıra, öğrenmek için seçilen zaman dilimi bakımından da insanların farklı tercihleri vardır. Kimileri sabahları erken saatlerde, kimileri öğleye doğru, kimileri öğleden sonraları, kimileri de gece saatlerinde çalışmayı tercih ederler.

Kendi öğrenme stillerimizi geçmişteki tecrübelerimiz ışığında tespit edip, öğrenme faaliyetlerimizi buna göre planlamalıyız. Bu şekilde öğrenmeyi kolaylaştırabilir ve zevkli hale getirebiliriz.

Toplumlardaki değişimleri inceleyen Araştırmacı Yazar Alvin Toffler; “21. yüzyılın cahilleri okuma-yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyi öğrenemeyenler olacaktır.” demiştir.

“Öğrenme şekli kişiye özeldir. Kimi gördüğünü kolay öğrenir, kimi ise duyduğunu unutmaz. Kimi insanlarda dokunup incelediğini hafızasına kaydeder.”

Öğrenme Yolları

Bir bilgiyi öğrenmek istediğimizde ilk önce konuya ilişkin materyali okuruz. Daha sonra konuyu anlatan birini dinleriz. Ama en iyi öğrenme yollarının başında da iş yapan birini yaptığı işi görerek öğrenme vardır. Öğrendiğimiz bilgiyi daha kalıcı hale getirmek istersek, başkalarına sözlü ya da yazılı olarak anlatmayı deneyebiliriz. Başkalarına anlatmak, dinleyenlerin verdiği cevaplar, anlatanın kendi düşüncelerini geliştirmesine ve güçlendirmesine vesile olur.

Öğrendiğimiz bilgi hakkında sorular sormak, açıklamalar yapmak ve tartışmak da öğrenmenin kalıcı olmasında etkilidir. Meselâ ilkokul 4. sınıfta tahtada anlattığım Varna Savaşı’nı ve tarihini hiç unutmuyorum. Daha okulu bitirdiğim gün, okulda öğrendiğim bilgilerin yarısının eskimiş olduğunu şaşkınlıkla gördüm. Bu durumda öğrenmenin okulda bitmeyeceğini, ömür boyu sürecek bir faaliyet olduğunu fark ettim. Siz de benzer tecrübeler yaşamışsınızdır. Öğrenmeyi sürdürebilmek için, onu yaşadığımız hayatın bir parçası haline getirmenin bir yolunu bulmalıyız.

Aşağıdaki 6 niteliğimizi geliştirerek bunu yapabiliriz:

  1. Motivasyon: Öğrenme isteğimizi sürekli canlı tutmayı, öğrendiklerimizi hayatımıza tatbik edip, bundan keyif almayı başararak sağlayabiliriz. Bu sebeple her fırsatta öğrendiğimiz bilgileri hayata geçirmenin yollarını aramalı ve fırsat bulduğumuzda iyi değerlendirmeliyiz.
  2. Yeni Bilgileri Mevcut Bilgilerin Üzerine İnşa etme: Yeni öğreneceğimiz bir bilgi, mevcut bilgilerimizin üzerine inşa edilemiyorsa, ya öğrenmeye hazır değiliz ya da bir ön öğrenmeye ihtiyacımız var demektir.
  3. Bilgiyi Örgütleme: Bilgiyi başka bilgilerle ya da kavramlarla ilişkilendirmek gerekir.
  4. Bilgiyi Kullanma: Öğrenmenin kalıcı olabilmesi için öğrendiğimiz bilgileri yeri ve zamanı geldiğinde kullanmalıyız. Kullanılmayan bilgi zamanla unutulur.
  5. Etkili Öğrenme Stratejilerinden Faydalanma: Öğrenilen konuya ve hedeflere uygun öğrenme stratejileri öğrenip kullanırsak daha etkili bir öğrenme gerçekleşir.
  6. Üstbilişsel (ileri hafıza ve analiz) Stratejiler Kullanma: Öğrenmek için yaptığımız planı sürekli gözden geçirip, işleyip işlemediğini kontrol etmek gerekir. Eğer işlemiyorsa başka bir yol denemeliyiz.

Öğrenme Stratejileri

Ömür boyu öğrenme sürecinde çoğunlukla kendi kendimize öğrenmek zorundayız. Öğrenmeyi kolaylaştıracak ve öğrendiklerimizi kalıcı hale getirecek teknikler var. Öğrenme faaliyetini denetlemek ve yönlendirmek için kullanabileceğimiz bu tekniklere öğrenme stratejisi denilmektedir. Farklı öğrenme faaliyetlerinde farklı stratejiler kullanabiliriz. Öğrenmek istediğimiz bilgiye ve duruma göre en uygun stratejileri seçeriz.

Bu stratejiler; tekrar etme stratejileri, anlamlandırma stratejileri, örgütleme stratejileri ve duyuşsal stratejiler olarak gruplandırılabilir. Çocukluğumuzdan beri duymaya alıştığımız beşikten mezara kadar öğrenme düsturunu hayatımıza tatbik ettiğimizde, “Oku!” emrinin gereğini yerine getirmiş olmanın verdiği mutluluğun yanında bilgi, toplumunun gerektirdiği niteliklerle donanmış güçlü bireyler olabiliriz.

YUNUS ÖZEN / İNSAN VE HAYAT

Hiç Olmadığın Sen Ol

Hayatımız ile ilgili bazı kararları alırken zaman zaman acımasız olabiliyor ve yaşadığımız olumsuzluklardan dolayı fevri hareket edebiliyoruz. İşte bu gibi durumlarda sakin hareket etmek bizim lehimize olacaktır. Burada yaptığımız şey aslında irademize güvenmemizdir. Bilinçaltımızda irademize güvenmemiz gerektiği kodlanmıştır ve bu tarz kararları alırken otomatik olarak bu ortaya çıkar.

İrade Dediğimiz Şey Nedir?

İrade, içimizde ki başarma isteğinin karşısında doğan tembelliğin ve ertelemenin üstesinden gelebilmek, verilen kararı başarıya ulaşana kadar onu kararlılıkla takip edebilmektir. Gereksiz ve yararsız arzulara boyun eğme isteğinin, duyguların ve eyleme geçme karşısında duran direncin üstesinden gelen iç güçtür. Maddi ve manevi başarının temel taşıdır. Yani irade buna benzer durumlarda ortaya çıkan hiç olmadığın sen olma durumudur.

İradenin kontrolü iki şekilde mümkündür. Ya bulunduğun durumdan tamamen çıkarak bu güne kadar davranmadığın gibi davranacak, bu güne kadar sevmediğin gibi sevecek, bu güne kadar düşünmediğin gibi düşüneceksin yani kısacası hiç olmadığın sen olacaksın ki hayat bütünü ile senin olsun. Pazartesi işe gitmek için kalkmak da bir iradedir, kendi hayatını programlamak da bir iradedir. Kendi iradene ne kadar güveniyorsun?

Kendini Değiştirmek İstiyor Musun?

Başarılı ile başarısız insanlar arasındaki fark sadece ve sadece iradenin gücüne inanmak ve daha fazla deneyimlemekse eğer sen bunun için neler yapıyorsun?

Bugün olduğun noktadan memnun değilsen değişmelisin. Ve hayatında fark yaratmak istiyorsan eğer sahip olduğun gücün farkına varmalı ve biraz daha biraz daha fazla çabalamalısın. Bunlar yapmak için işte sana formül hiç olmadığın sen ol. 

Hiç olmadığın sen olmak ve iradenin gücünün farkına varmak için yapman gerekenler;

  • Motivasyonunu yüksek tut.
  • Öz kaynaklarının farkına var.
  • İnsanın oluşumundaki muhteşem dörtlüyü iyi tanı (Ruh- Kalp-Zihin ve Beden)
  • Hedefini hayalinde canlandır ve bir cümlede yaz
  • Eylem adımlarını belirle
  • Hayalin ile eylem adımların arasındaki kombinasyonu kritik et
  • Meta düzeyden hayaline, eylem adımlarına ve kritik edene üçüncü bir göz olarak bak
  • Bu güne kadar düşünmediğin gibi düşün
  • Bu güne kadar bakmadığın gibi bak
  • Bu güne kadar sevmediğin gibi sev
  • Bu güne kadar çalışmadığın gibi çalış
  • Bu güne kadar hissetmediğin gibi hisset
  • Hiç olmadığın sen ol

Ve kendine alkışla!

Hayat Senin Bakış Açına Göre Şekillenir / Hayat, Tadını Çıkarmasını Bilenler İçin Keyifli

Şöyle genel olarak baktığımızda çoğumuza göre hayat o kadar uzun gelir ki hiç bitmeyecek zannederiz. Bundan dolayı isteklerimizi, arzularımızı ve beklentilerimizin sürekli erteleriz. Sonra birde bakmışız ki ömür bitmiş, saçlara aklar düşmüş, organizma eğilmeye başlamış ve gözler görmez olmuş.

Evet hayat yaşamasını bilenlere göre gerçekten çok uzun ve keyiflidir. Çünkü onlar, yaşadıkları her anın değerini biliyor ve tadını çıkartıyorlar. Şöyle çevremize bakarsak, kaçımız su içerken suyun tüm vücudumuza yayıldığını hissedebiliyoruz. Ya da yürüdüğümüz yol üzerinde bizleri ne gibi güzelliklerin beklediğini görüyoruz.

Ben size söyleyeyim; çok az bir kitle bunu fark edebiliyor. Toplum olarak kalıplarla yaşamaya o kadar alışmışız ki, onlar da farkındalıklı yaşama merhaba diyebilmiş kişiler oluyor.  Aslında o kalıpların dışında o kadar mükemmel bir dünya var ki, farkına varabilirsek ve gittiğimiz yol üzerinde o kadar güzellikler var ki bir görebilsek. Her sabah kalkarız yarı uykulu bir şekilde kıyafetlerimizi giyer, her zaman bindiğimiz otobüse biner ve her zaman indiğimiz durakta ineriz ve iş yerimize doğru yürürüz. Bu ta ki biz hayattan sıkılana kadar bu şekilde devam eder.

Hayat serüveni içerisinde bu durumdan belli bir süre sonra bizde sıkılırız ve durumu değiştirmek için farklı kaçış yollarını aramaya başlarız. Bir o kadar zaman dilimi de bulana kadar geçer ve bizim için artık kısa bir zaman kalmıştır. Sonra keşkeler başlar. “Ah 18 yaşında olsaydım da şöyle yapsaydım.”

Ailenizi hayal edin, bilinçli büyüklerimiz hep şöyle der, “ah ben senin yaşında olsaydım da görseydin beni sen o zaman.”

Asla Geç Değildir?

Hiç bir yaş farkındalıklı yaşam için geç değildir. Önemli olan hayal ettiğiniz farkındalık için ne kadar çaba harcadığınızdır. Farkındalıklı hayat için ruh, kalp, zihin ve beden bir bütün olmalı ve aynı doğrultuda ilerlemelidir. Farklı farkındalık çalışmaları olmakla birlikte kendi farkındalığınızı arttırmak için hafif nefes egzersizleri yapabilir ve olaylara bakış açılarınızı değiştirebilirsiniz.

Farkındalıkla dolu bir hayat dileklerimle…

İnsanın Kullanma Kılavuzu

Şimdi diyeceksiniz ki insanın kullanma kılavuzu mu olur? Evet olur. Çünkü insan da bir varlık neticede ve onu yaratan var. Yaratılan her canlının yaşam sürecinde belli başlı dikkat edilmesi gereken özellikleri var.  Dış dünyadan zaman içinde aldığımız korkular, hayatımızı ne kadar da tesir altına almış ve bizi köle haline getirmiş. Ve en kötüsü de kim ne söylerse inanıyor, o doğrultuda hayat çarkımızı şekillendiriyoruz.

İnsanın kullanma kılavuzu dediğimiz iradeden bir haber, kendi hayatını düzenleyememiş, hayatta hiç bir amacı olmayan birilerinin bizim hayat tarzımızı bilmeden yaptığı yorumları içeri alıyor ve o referanslarla yaşamımızı yönlendirmeye çalışıyoruz. Bir korku doğuştan gelmez, durup dururken de ortaya çıkmaz. Korkuları biz kendi irademiz ve dış referansların desteği ile yaratırız. Bu noktadan baktığımızda eğer bir korku öğrenilmiş bir durumsa, yok edilmesi de öğrenilebilir. Örneğin hepimiz bir gün mutlaka öleceğimizi biliriz ancak buna rağmen yaşamımıza büyük bir coşkuyla devam ederiz. Buradaki kilit nokta zamanını ve şeklini bilmememizdir.

Bununla birlikte hayatın bize getirdiği güzel imkanlara kapılıp sanki hiç bir zaman ölmeyecekmiş gibi yaşamaya devam ederiz. Bunu yapan yine bizim irademiz.  Ve bunu nasıl kullanacağımız insanın kullanma kılavuzu olan irade de gizlidir. Bunu tam manası ile çözmek için irade kontrolü şarttır. İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar insan her yönü ile araştırılmış ve hala araştırılmaya devam etmektedir. Bana göre insanın kullanma kılavuzu öylesine zengin ve öylesine faydalı ki yeter ki insan kendisini bilmek ve araştırmak istesin.

Yüce kitap Kur-an’da da insanın özü ve yaratılışı ile ilgili en temel ve en hakiki bilgilere ulaşmak mümkün. Yaratan insanın kullanma kılavuzunu ezelden ebede kadar bizim hizmetimize sunmuş. Böylesine mükemmel bir varlığın sonradan edindiği ufak tefek korkulardan hayatını çekilmez bir hale getirmesi hiçte kabul edilebilecek bir durum değildir.

NLP İle Kendinizi Geliştirin

Korkuyu yaratan insan ve onu yenmek için teknik geliştiren yine insan. Özel NLP teknikleri ile bilinçaltı yeniden formatlanarak durumlara olan bakış açıları değişiyor ve kişi hayatına normal seyrinde daha pozitif ve daha verimli bir şekilde devam edebiliyor. İşte NLP’yi de hayatımıza sokan yine insan. Hayatınızda korkulara yer vermeyin, yerlerine daha güzel ve keyif verici alanları koyarak yaşamınızın tadını çıkarın. Mutlaka ama mutlaka insanın kullanma kılavuzu olan iradenizi de kontrolünüz altına alın.

Motivasyon Atölyesi

Yaşam boyu öğrenme; bireyin yaşamı boyunca bilgisini, becerilerini, yeterliklerini bireysel, sosyal ya da mesleki olarak geliştirmeyi amaçlayan tüm etkinlikler olarak tanımlanmıştır.  Yaşam boyu öğrenme içerisinde formal,  informal, non-formal eğitimler yer almaktadır. Yaşam boyu öğrenmeyi kültürel yapı, tutum, beceri, yeterlik, okuryazarlık, bilgi ve iletişim teknolojiler vb. etkiler. Kişinin kendini geliştirmesi için eğitimsel birikime ihtiyacı vardır.

Kişisel gelişiminin temeli kişinin kendini tanıması ve ilgi alanı, yetenekleri, merakı doğrultusunda kendini geliştirmesidir. Eğitimin doğumdan ölüme hayatın her alanına yayılması gerekir. Yaşam boyu öğrenme, bireyin yaşamı boyunca bilgisini, becerilerini, yeterliklerini bireysel, sosyal ya da mesleki olarak geliştirmeyi kapmaktadır. Yaşam boyu öğrenme evde, işte, okulda ya da bireyin olduğu her yerde gerçekleştirilebilir. Birey yalnızca kendine sunulan eğitimle yetinmemeli, her daim kendini geliştirebilecek ve değişen durumlara ayak uydurabilecek düzeyde çalışmalıdır. Yaşam boyu öğrenme yer, zaman, yaş, sosyo-ekonomik düzey, eğitim düzeyi gibi kavramlarla ilgili kısıtlamaları kaldırmakta ve her bireye fırsat eşitliği sunmaktadır.(Dinevski ve Dinevski, 2004)

Kendini Geliştirme Yolları

Kendini geliştirmenin ve öğrenmenin birçok yolu vardır. Bunlar arasında okuyarak öğrenme, yaşayarak öğrenme, gezerek öğrenme, rol model alarak öğrenme, deneyimleyerek öğrenme sayılabilir.

Diğer faktörlere nazaran deneyimleyerek öğrenmenin kalıcılığı ve verdiği haz daha fazladır. Yaşam deneyimlemek ve keyif almak içindir satırları gözümüze çarpar kişisel gelişim kitaplarında. Birey kendi kişisel, sosyal ve mesleki gelişimini yaşam boyu öğrenme ile sağlayabilmektedir. Kişisel gelişim de buna paraleldir.

Değişken Hedefler Belirleme

Bireyin her zaman hedefi olmalı ve bu hedef sabit olmamalıdır. Amaca ulaşan insan geri çekilir ve onunla yetinirse, sürekli değişim ve gelişim içerisinde olan dünyaya ayak uyduramaz. Bulunduğumuz çağ yani bilgi çağı yaşam boyu öğrenmeyi zorunlu kılmaktadır. Bilgi çağının öğrenen toplumu için anahtar kavram bilgiye erişme ve bu bilgiyi kullanmadır.

Bilgi toplumunun gereksinim duyduğu yaşam boyu öğrenen bireyler, öz farkındalıklı üst düzey düşünme becerilerine sahip, sorumluluk alan, bağımsız karar veren, problem çözen, bilgiyi almada istekli, etkili iletişim kuran, değişiklik ve yeniliklere uyum sağlayan, öğrenmeye istekli, kişisel gelişimine önem veren ve teknolojiyle ilgili becerilere sahip kişilerdir Kişisel gelişimin birçok tanımıyla karşılaşıyoruz. Yaşam boyu sürecek eğitimde kişisel gelişim ve kendimizi gerçekleştirme isteği çok büyük yer kaplar.

Bir de kişisel gelişimin ne olmadığıyla ilgilenelim.

  • Bencilce hep “ben” demek değildir.
  • Sosyal ortamlardaki davranışları değiştirmek değildir.
  • Hayatın sadece tek bir alanına odaklanarak (mesela aşk), orada başarı elde etmeye çalışmak değildir.
  • Ben oldum artık”, geliştirilecek bir yönüm kalmadı denilecek bir kıstas değildir.

Kendimizi, mevcut potansiyelimizin en üstüne taşıyacak değişimlere kapatmadan yaşamaktır. Ve bu zorlu olduğu kadar zevkli de bir süreçtir. (Alıntı)

Yaşam boyu öğrenme ile kişisel gelişim paralel ilerlemelidir. Birey akademik açıdan kendini geliştirmiş ve eğitimini tamamladığını düşünüyor olabilir fakat manevi duyguları gelişmemiş, sosyal yaşantısında problemlerle başa çıkamıyor, empati duygusunu geliştirmemiş ve hayata yalnızca tek bir pencereden bakıyorsa kişisel gelişiminin en başına dönmesi ve oradaki eksikliklerini tamamlaması gerekir.

Motivasyon Atölyesi

Bireyler yaşamları boyunca öğrenmeye, merak etmeye ve kişisel gelişimlerini desteklemeye önem vermelidirler. Hayat boyu öğrenme kavramına, tam olarak bu gerekçeleri karşıladığı için ihtiyaç vardır. Peki nedir hayat boyu öğrenme? Özellikle 21. yüzyılda ülkemizde de sıkça anılan hayat boyu öğrenme kavramı; temelinde insanı odaklayan, öğrenmeyi yalnızca okulla sınırlandıran anlayışın aksine, okul dışında ve sonrası düzende hayatın sonuna kadar sürdürülmesi gerektiğini benimseyen bir kavram olarak karşımıza çıkar. Kabiliyet, bilgi ve becerilerin ezelden ebediyete kadar geliştirilmesine sebebiyet veren tüm öğrenme teknikleri de bu kapsam dahilindedir. Hayat boyu öğrenme olgusunu, farklı zamanlarda çeşitlendirilmiş ve hayat boyu devam ettirilecek olan öğrenme olarak da tanımlayabiliriz. İnsan hangi yaşta olursa olsun, öğrenim seviyesine bakılmaksızın yaşam boyu öğrenmenin bir parçası halindedir.

Yaşam boyu öğrenmenin temel ilkeleri şu şekildedir:

  • Bilmek için öğrenme
  • Yapmak için öğrenme
  • Olmak için öğrenme
  • Birlikte yaşamak için öğrenme

Hayat boyu öğrenme, eğitimin anaokulundan başlayıp üniversitede sonlanmadığını gösterir. İnsanların yetenek, bilgi ve becerilerini farklı öğrenme teknikleriyle ömür boyu geliştirilmeye çalışılır. Kişiler bu süreç içerisinde yeni bilgiler ve yeni beceriler kazanırlar. Yine de hayat boyu öğrenme denince akıllara sadece yeni bilgi ve beceriler kazanmak veya mevcut becerileri geliştirmek gelmemeli. Bilhassa genç neslin istihdamında büyük bir role sahip olan yaşam boyu öğrenme “neo meslekileşme” (new vocantionalism) kavramını da meydana getirmiştir.

Hayat Boyu Öğrenme Kavramı Nedir?

Hayat boyu öğrenme kavramını iş çevrelerinde bulunup da duymayan yoktur sanırım. Eğitimin sürekliliği ilkesine dayanarak her yaşta ve verimli olduğu sürece her türlü eğitimi alarak kendini geliştirmeyi tanımlayan hayat boyu öğrenme, özellikle iş hayatında önemli hale gelmeye başlamıştır. Bunun nedeni ise etrafta çok fazla niteliklere sahip iş adaylarının bulunması ve işe alınacak kişide öne çıkarıcı bir unsurun bulunması gerekliliğidir. Eski dönemlerde sadece üniversite mezunu olmak bile iş bulmak için yeterli olurken, günümüzde dil bilmek, yüksek lisans mezunu olmak bile yeterli olmamakta, adaylarda hayat boyu öğrenmenin en büyük göstergelerinden biri olan sertifika programlarına katılım beklenmektedir.

Peki, iş dünyasında yaşanan değişimlerle paralel olarak sertifika programı eğitimlerinde neler değişmiştir. Yani hayat boyu öğrenme kavramının getirdikleri nelerdir;

  1. İş koluna bağlı olarak değişiyor olsa da teknik konuların yanında kişisel gelişim alanındaki eğitimler daha çok rağbet görüyor.
  2. Eski dönemlerde daha çok örgün öğretim programları tercih edilse de, günümüzde gerek zaman gerekse de çok fazla avantajından dolayı online eğitim programlarına katılım daha fazla.
  3. Özellikle satış ve işletme alanındaki eğitimlere ihtiyaç ve katılım daha fazla olmaktadır.

Hayat Boyu Öğrenmenin Yararları Nelerdir?

Albert Einstein “öğrenmeyi bıraktığınızda, ölmeye başlarsınız!” demiş. Yani öğrenme durduğunda zihnin ölümü de geriye doğru başlar. Tekamül durur. Ortaya çıkan boşluk pek çok alanda açık yaratarak bireyin uyum sağlayamamasına neden olur. 
Hayat boyu öğrenmenin başlıca yararları şu şekildedir:

  • Zihin gelişimini destekler,
  • Bireyin özsaygısını geliştirir,
  • Daha iyi iş imkanları için fırsatlar yaratır,
  • Sürekli değişen dünyaya ayak uydurmanıza yardımcı olur,
  • Dünyadaki gelişmelerden haberdar olmanızı sağlar,
  • Daha fazla yeni bilgi için açlık yaratır.

Hızla gelişen teknoloji ve bilim bireylerin de eğitim ihtiyaçlarını arttırmıştır. Bu gelişmeler toplumun her alanında çok büyük değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. AB 90’lı yılların akabinde eğitime özel olarak önem göstererek “Hayat Boyu Öğrenme” üzerinde özellikle ağırlık göstermiştir. AB komisyonunun 1995 yılında hazırladığı “Öğrenen Topluma Doğru” isimli çalışması bulunmaktadır. 1996 yılı ise komisyon kararı ile “Avrupa Yaşam Boyu Öğrenme Yılı” olarak kabul edilmiştir.

Avrupa Birliği’nin diğer projeleri arasında hayat boyu öğrenme konusunda belirlenen hedefler de bulunmaktadır. AB’nin mesleki eğitim kapsamında yürütülen Leonardo da Vinci Programı’nın amacı hayat boyu öğrenmeyle alakalıdır ve programın önceliği arasında bilgi toplumuna dair araçlar ışığında hayat boyu öğrenmeye katkı sağlamak yer alır. Hayat Boyu Öğrenme projesi daha ziyade istihdam ve işsizlik gibi konuları kapsamaktadır. Bununla beraber dil öğrenmek ve toplumdan dışlanma hususunda mücadele etmek gibi hedefleri de vardır.

Kavramın Türkiye’de önemi 2000’li yılların başında anlaşılmış ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “Hayat Boyu Öğrenme” ismiyle bir Genel Müdürlük de kurulmuştur. Ülkemizde Avrupa Birliği’nin Hayat Boyu Öğrenme ile ilgili karar ve politikalarının benimsenmesi gelecekteki eğitim mecralarında ortaya çıkacak uyum hususunda kolaylık sağlayacaktır. 

Türkiye’de, “Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi”ne yönelik projeler hazırlanmaktadır. 2016 yılında “Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi-2” projesi dahilinde belirli alanlarda çalışmalar yapmak üzere 7 Uzmanlık Merkezi belirlenmiştir.

Hayat Boyu Öğrenmenin Önemi Nedir?

“Vakit nakittir” Atasözünde de ifade edilmek istendiği gibi, boşa harcanan zamanın telafisi zordur. Sonradan ne kadar çabalarsak çabalayalım bazı edinimleri kazanmak da ne yazık ki mümkün olmaz. Bu sebeple hepimizin hayatı için kıymetli olan zaman kavramını çok iyi değerlendirmemiz gerekir. İnsanların gerçek yaşamla yüzleşmesi çoğunlukla okul hayatı akabinde gerçekleşiyor olması, problem çözümünde hayat boyu öğrenmenin önemini açıklamaktadır. Önceden edinilmiş bilgi ve beceriler, sürekli değişen dünyaya adaptasyon sağlamada hiç kimse için yeterli gelmemektedir. Hayat boyu öğrenme, toplumun tamamına etki ederek, gerek toplumsal gerekse de bireysel ihtiyaçları karşılayıp “öğrenen toplum” haline gelinmesi noktasında gereken en temel yapı niteliğindedir. Ayrıca, istihdam yaratarak ekonomik anlamda değer sağlar.

Hayat boyu öğrenme ile ilgili ortaya konulan strateji ve ilkeler şu şekildedir:

  • Hayat boyu öğrenmede birey; toplum, ekonomi ve istihdamla ilgili kurumlar arasında sağlam ilişkiler kurulmalıdır, 
  • Hayat boyu öğrenme demokratik ilkeleri ve insan haklarını da kapsamalıdır,
  • Eğitim ve öğretimin bütün aşamalarında hayat boyu öğrenmenin oluşturulması ve devamının sağlanması gerekmektedir,
  • Hayat boyu öğrenme geniş bir öğrenme fırsatı alanını baz almalıdır. 

Hayat Boyu Öğrenme Örnekleri Nelerdir?

Hayat boyu öğrenme oldukça geniş kapsamlı bir kavram. Bu sebeple hayat boyu öğrenmeye ve tanımına dair her zaman net ifadeler bulmak zor olabilir.

En yaygın hayat boyu öğrenme örnekleri şu şekildedir:

  • Stajlar ve projeler,
  • Online eğitim kurslarına katılmak,
  • Kendi kendinize yeni bir dil öğrenmek,
  • Öğrenmeyi öğrenme eğitimine katılmak,
  • Yeni bir teknoloji konusunda uzmanlaşmak,
  • Yeni bir spora başlamak,
  • Profesyonel anlamda işe yarayacak bir yetenek edinmek,
  • ücretli – ücretsiz sertifika programına katılmak,
  • Yeni bir hobi edinmek.

Hayat boyu öğrenmenin yararları aşağıdaki gibidir:

  • Var olan yeteneğin gelişimi ve yeni bir yetenek kazanmak,
  • Uzmanlaştığınız alanı genişletmek,
  • İşe alınma olasılığının artması, rakiplerinize göre daha avantajlı olmanızı sağlamak,
  • Profesyonel bir deneyim edindiyseniz, terfi ihtimalini arttırmak,
  • Daha fazla para kazanmak,
  • Bilgi birikiminizi çoğaltmak,
  • Toplum için daha faydalı bir birey haline gelmek,
  • Zihinsel yeterliliğinizi korumak,
  • Duygusal ve profesyonel anlamda doyuma ulaşmak,
  • Daha hızlı öğrenmek.

Hayat Boyu Öğrenme İçin Nereden Başlamak Gerekiyor?

Hayat boyu öğrenmenin kavram olarak ne olduğundan, yararlarından ve öneminden bahsettim. Şimdi de 10 maddede hayat boyu öğrenmeyi nasıl alışkanlık haline getirebileceğinizden ve nereden başlamak gerektiğinden bahsedeceğim.

Kendini Adamak: Yeni bir şey öğrenmenin ve gelişmenin en önemli koşulu kendini adamaktır. Eğer öğrenirken odaklanma sorunu yaşıyorsanız veriminiz düşecektir. Bu sebeple dikkat dağıtan şeylerden derhal uzaklaşmaya bakın.

Planlı Olmak: Öğrenmeyi alışkanlık haline getirmek için planlı olmak olmazsa olmaz ritüellerden bir tanesidir. Uzun planlamalar yerine, basit bir plan hazırlayıp öğrenme sürecini kendiniz için kolay hale getirebilirsiniz. Her gün belirlediğiniz bir saat aralığını öğrenmeye çalıştığınız konuyu pekiştirmeye ayırarak, aynı saat ve aynı yer ritüelinden kopmamaya gayret edebilirsiniz.

Düzenli Olmak: Karmaşanın içerisinde çalışmak öğrenme sürecinde tıkanıklık yaratır ve üretkenliğin azalmasına neden olur. Bu durum da motivasyonunuzun düşmesine sebebiyet verir. Ne de olsa dağınık masa dağınık kafayı işaret edermiş, buna engel olmak için düzenli dosyalama yapmak ve ihtiyacınız olabilecek şeyleri el altında bulundurarak çözüm üretebilirsiniz.

Tekrar Etmek: Öğrendiklerinizin kalıcı olması için düzenli tekrarlamak, bilginizi kullanmak ve yaşantınızın parçası haline getirmeniz gerekmektedir. Yeni bir bilgi öğrenildiğinde hafızada kısa süreli kayıt edilir, ancak bilgiyi tekrarlamak onu uzun süreli hafızanızın bir parçası haline getirmektedir. Öğrendiğiniz konuda uzmanlaşmanın yolu tekrar etmek ve bol pratik yapmaktan geçer.

Tek Noktaya Odaklanmak: Yeni öğrenmeye başlanan bir konuda birden çok yöntem izlemek öğrenmeyi zorlaştırabilir. Yapılan bir araştırmaya göre aynı anda çok şeye odaklanmak kişiye uykusuzluk kadar zarar vermektedir.
Eldeki kısıtlı zamandan maksimum fayda sağlamak için hedeflerinizi önceliklendirmeli ve hepsini aynı anda yapmaya çalışmak yerine belirlediğiniz öncelik sırasına göre ilerlemelisiniz.

Denge Kurmak: Öğrenmek sadece zihinsel değil, bedensel olarak da gerçekleştirdiğimiz bir süreç. Her ne kadar yeni bir şey öğrenirken sadece zihnimizi kullanıyormuşuz gibi görünse de, ne kadar uyuduğumuz, ne yediğimiz hatta oturma şeklimize varana kadar tüm etmenler öğrenme sürecimizle yakından ilintilidir. Yapacağınız egzersizlerle kan akışını hızlandırarak zihnin daha etkin çalışmasını sağlayabilir, doğru beslenerek zihinsel kapasitenizi güçlendirebilirsiniz.

Stresten Kaçınmak: Önemli bir toplantıdan veya büyük bir sınava girmeden hemen önce hepimiz stresli oluruz. Burada kritik nokta stres seviyemizdir. Çünkü stres seviyemize bağlı olarak vücudumuz bazı hormonlar salgılar, bu hormonlar sebebiyle kendimizi gergin hissederiz. Bu da odaklanmamızı, dikkatli ve sağlıklı düşünmemizi engeller. Bu durumda öğrenim sürecinin üzerimizde baskı oluşturmasına izin vermeyip, hayat boyu öğrenme sürecini stres yaratan bir görev gibi değil, parçası olmaktan keyif aldığımız bir süreç haline dönüştürmeliyiz.

Teknolojiden Faydalanmak: Ne öğreniyor olursanız olun, öğrenme sürecinize ivme katacak çeşitli teknolojik yöntemler mevcut. Dilerseniz podcast dinleyin, online eğitim alın veya forumlara katılın.

Fırsatları Değerlendirmek: Hayat boyu öğrenmek sadece sertifika edinmekten ibaret değil elbette. Yaşam boyunca bilgi birikimimizi genişletmek için karşılaşacağımız pek çok fırsat olacaktır. Yapmanız gereken dikkatlice gözden geçirmek ve karşınıza çıkan fırsatları iyi değerlendirmek.

Bahane Üretmeyi Bırakmak: Hayat boyu öğrenmek için hiç birimizin önünde engel yok. Maddi durumunuz uygun değilse ücretsiz online ve sertifikalı programlardan yararlanabilirsiniz. Zaman darlığından şikayetçiyseniz yolda geçen zamanlarda podcastlerden faydalanabilirsiniz. Yeter ki bahaneleri bir kenara bırakıp adım atın ve ilerleyin.

Unutmayın ki kurslar sayesinde 45 yaşında fotoğrafçılık eğitimi alabilir, 50’li yaşlarda müzikle ilgilenebilir veya resim yapmaya başlayabilirsiniz. Hatta 60’ınızdan sonra okuma ve yazma öğrenebilirsiniz. Öğrenmenin yeri, zamanı ve yaşı yoktur.

Hayat Boyu Öğrenme Kavramının Getirdikleri

Kişinin, sosyal çevresinde iletişim kalitesinin artması ve iş yerinde sergilediği performansın günden güne daha iyileşmesinde online eğitimler büyük rol oynamaktadır.

Hayat Boyu Öğrenme İle Daha Etkin ve Daha Kaliteli Yaşam

İnternet kullanımının artması, kişinin kendisini geliştirmesine destek olabilmektedir. Online sertifika platformlarından alınan eğitim hayatın her alanında kişiye daha etkin kılmaktadır. Ayrıca kişi bilginin ışığında daha da ilerleyip öğrenme isteği artabilmektedir. Her yaştan insanın kendindeki eksiklikleri keşfedip değiştirebilen eğitim programlarına en çok yeni mezun ve öğrenci kişiler talep göstermekte ve katılmaktadır. 

Eğitimlerin ve sertifika programlarının temel amacı kişinin gelişmesine destek olmaktır. Bununla beraber kişinin özgüveni yükselmekte ve başarılı olmasındaki engeller doğru bir şekilde kalkmaktadır. Öğrenmenin getirdiği özgüven ve mutluluk hissi kişiye başarıya giden yolda en büyük anahtardır. Önemli olan kişinin karar aşaması, azimli olması ve başarı sürecini ertelememelidir.

Sertifikaların İş Hayatında Yeri

Yöneticiler, iş için personel alımı yaparken kişinin deneyimlerine ve eğitimlerine özen göstermenin yanı sıra hangi becerilere sahip olduğuna dikkat ederler. Bunun için sertifikalar büyük önem taşımaktadır. Kişiler bu gelişim süreçlerine hayat boyu devam ettiği sürece maddi ve manevi kazanç elde etmekte işyeri konumunda yükselme yaşayabilir. Kişi sahip olduğu sertifikaların sayesinde, müşterilerle geliştirilen etkili iletişimler sayesinde bir uyum sağlanmakla beraber üretim süreçlerinde veya personel ile yaşanan aksaklıklarda kişi hızlı bir şekilde probleme çözüm getirebilmektedir.

Meryem Winstead

Yaşam Boyu Öğrenme Nedir? İnsanlığın Uzayan Ömrü

Bulunduğumuz çağı biraz olsun algılamaya çalışalım. Küçük cep telefonları içerisinde, insanlık tarihinin bütün bir bilgi birikimi mevcut. Aradığımız bilgi saniyeler içerisinde gözlerimizin önüne gelmekte.
Klasik eğitim, öğrenci merkezli yapısıyla bilginin insan beynine yerleştirilerek orada işlenmesine ve üretmesine odaklanmıştı. Bilgiyi öğretmen taşır, öğrenciye yükler ve öğrenci üretirdi. En azından bugüne kadar üretilen şeyler bu sistemde çalışır hale getirildi. Ancak günümüzde, beynin veri tutma merkezi değil de veri işleme merkezi olması birçok şeyi değiştirdi. En azından verileri bizim için tutan hatta yeri geldiğinde enformasyon sürecine alan, istatistiksel dönütler veren makineler, yıllarca insan oğlunun yapmaya çalıştığı tüm işleri saniyeler içerisinde yapar oldu.

Tabiki de gelişen teknoloji sadece eğitim sistemini değil birçok alanı etkiledi. Bunların en başında ise sağlık sektörü gelmekte. Uzayan insan ömrü (ortalama) bugün ulaşılan temiz suya ve bebek ölümlerinin azalmasına bağlansa da pek yakında teknolojinin istatistiksel verileri eksiksiz tutabilmesi, mikro robot hücreler, akıllı sağlık takip sistemleri, vb. yetenekleri sayesinde daha da uzayacağı düşünülmekte.
Doğal olarak yeni kredi ve emeklilik sistemlerine ihtiyaç duyulacağı aşikar.

Uzayan İnsan Ömrü ve Hızla Gelişen Teknoloji ve Yaşam Boyu Öğrenme

Yaşam Boyu Öğrenme aslında teknolojinin bize sunduklarının karşılığında, bizden beklentisi diyebiliriz.
1600’lerde yaşayan çiftçi bir aileyi 1700’lü yıllara ışınlasalardı dünyada çok da değişmiş bir şey bulamayacaktı. Hatta adaptasyon süreci bir gün bile sürmeyebilirdi. Çünkü o günler teknoloji günümüze göre oldukça yavaş ilerlemekteydi. Ancak bugün bırakın yüz yılı geçtiğimiz her sene teknoloji inanılmaz derecede hızlı ilerlemekte. Bundan bir kaç yıl sonra olacakları tahmin etmek için ayrı bir meslek bile ortaya çıktı. Bu hızla ilerleyen teknoloji hayatımıza bir çok şey sunmakla beraber bir çok şeyi de hızla değiştirmekte. Bunların başında ise mesleklerimiz ve çalıştığımız alanlarımız gelmekte.

İnsanoğlu Uzun Ömrüne Tek Bir Meslek Sığdırabilir mi? Yaşam Boyu Öğrenme’nin Önemi

İnsan hayatını hızla değiştiren teknoloji bir bakıma Yaşam Boyu Öğrenmeyi mecburi kılıyor. Bugüne kadar insanlar 20’li yaşlarda öğrendiği mesleki bilgilerini, 50-60 yaşlarında da kullanabiliyordu. Oysa bugünden sonra meslek ve mesleki alan teknolojileri çok hızla değişime uğrayacak. Bir insan doğal olarak Hayat Boyu Öğrenme gerçekleştirerek mesleğinde güncel kalmaya çalışacak.

Bugüne kadar bir mesleğin ömrü, insan ömrünün hayli üzerindeydi. Oysa günümüzde yaşana bu hızlı değişim meslek ömürlerini de kısalttı diyebiliriz. Bir insanın hayatı boyunca tek bir alanda, aynı uzmanlık bilgisiyle çalışması imkansız hale geldi. Günümüzde çok hızlı doğup aniden ölen onlarca meslek yerini daha güncel bir sisteme bırakıyor. Güncel kalmayan insanların, 21.yy’da, başarılarından söz etmesi oldukça güç olacaktır. Kişinin ancak Yaşam Boyu Öğrenme sistemiyle bu yüzyılın altından kalkabileceği aşikar.

Bilginin güç olduğu ve hızla gelişen bir dünyada, sürekli öğrenme artık sadece bir seçenek değil, bir gerekliliktir. Yaşam boyu öğrenme bu yolculuğun önemli bir parçasıdır. Kişinin yaşamı boyunca sürekli bilgi ve beceri arayışını teşvik eden bir kavramdır. Bu arayış çocukluktan başlar ve yaşlılığa kadar devam eder.

Kulağa ne kadar derin ve olumlu gelse de, her şey gibi yaşam boyu öğrenmenin de artıları ve eksileri vardır.

Bunların başında, yaşam boyu öğrenmenin en önemli avantajlarından biri olan Kişisel Gelişim gelmektedir. Kendinize sürekli meydan okuyarak ve eğitimin peşinden giderek entelektüel büyümeyi ve kişisel tatmini teşvik edersiniz. Ufkunuzu ve bilginizi genişletir, eleştirel düşünme, yaratıcılık, problem çözme becerileri ve esneklik geliştirirsiniz. Yaşam boyu öğrenme, bütünsel kişisel gelişim için etkili bir araçtır. Özgüveni geliştirir, bir amaç duygusunu besler ve kendi kendine yeterliliği artırır. Bu entelektüel uyarım bireyler için faydalıdır. Ardından, yaşam boyu öğrenmenin bir diğer önemli avantajı olan Mesleki Gelişim gelir.

Rekabetçi bir profesyonel ortamda, becerilerinizi ve bilgilerinizi sürekli olarak geliştirmek önemlidir. Bu, değerli ve istihdam edilebilir kalmanıza yardımcı olacaktır. Sürekli eğitim, bireylerin yeni yöntemler, yetenekler ve anlayışlar edinmesine yardımcı olur. Bu da onların değişikliklere uyum sağlamalarını, iş beklentilerini geliştirmelerini ve kariyer hedeflerine ulaşmalarını sağlar. Yaşam boyu öğrenme, mevcut işinizde daha yüksek pozisyonlara, iş değişikliklerine ve beceri geliştirmeye ulaşmanıza yardımcı olabilir.

Yaşam boyu öğrenmenin daha az bilinen ancak aynı derecede değerli bir nimeti de sağlık faydalarıdır. Eğitim gibi süregelen entelektüel faaliyetlere katılmak, bilişsel yeteneklerin gelişmesiyle bağlantılıdır. Ayrıca beyin sağlığını koruyarak bunama ve Alzheimer hastalığının başlangıcını geciktirebilir. Öğrenciler genellikle dolaylı olarak disiplini teşvik eden, dayanıklılık oluşturan ve zihinsel refahı destekleyen okuma, araştırma ve çalışma rutinleri geliştirirler. Artan öz saygı, özgüven, kişisel gelişim ve mesleki gelişim sonuçları da duygusal sağlığı iyileştirir. Ayrıca, öğrenme yolunuz dans veya yoga gibi fiziksel unsurlar içeriyorsa, kaçınılmaz olarak fiziksel sağlığınızın da iyileştiğini göreceksiniz. Dolayısıyla, yaşam boyu öğrenme genel sağlığın ve uzun ömürlülüğün korunmasında önemli bir rol oynar.

Yaşam boyu öğrenmenin birçok faydası vardır ve en derinlerinden biri kişisel gelişimdir. Kişisel gelişim birçok şekilde olabilir, ancak birincil sonucu kendimizi ve etrafımızdaki dünyayı daha iyi anlamaktır. Bizi konfor alanlarımızdan çıkarır, düşünce süreçlerimize meydan okumaya iter ve entelektüel uyarımla sonuçlanır. Bu sürekli uyarılma, merakı ve hayata karşı açık fikirli bir yaklaşımı teşvik eder. Yaşam boyu öğrenme, ders kitaplarının ve sınıfların ötesinde içgörüler sunar. Yabancı bir dil öğrenirken yeni kültürleri anlamayı da içerir. Aynı zamanda bir müzik aleti çalmayı öğrenirken sabrın önemini fark etmeyi de içerir.

Ayrıca, yaşam boyu öğrenme eleştirel düşünme becerilerini ve karar verme yeteneklerini önemli ölçüde geliştirebilir. Kendinizi sürekli olarak yeni kavram ve fikirlere maruz bırakarak, sorunlara farklı perspektiflerden yaklaşmayı öğrenebilirsiniz. Bu, rasyonel düşünce geliştirmenize yardımcı olacaktır. Ayrıca, iyi bilgilendirilmiş kararlar verme konusunda yetkin olmanızı sağlayacaktır. Öğrenme yolculuğunuzun derinliklerine indikçe daha iyi konsantrasyon ve odaklanma geliştirirsiniz. Farklı öğrenme aşamalarında ustalaşmak için çalışırken, azim ve kararlılık gibi nitelikler geliştirirsiniz. Bu da özsaygınızı ve özgüveninizi artırır. Bu nedenle, yaşam boyu öğrenme yoluyla kişisel gelişim sadece bilgi biriktirmekle ilgili değildir.

Bu cümle basitleştirilebilir ve aşağıdaki gibi daha kısa ve tutarlı cümlelere bölünebilir: “Bu daha iyi bir zihniyet geliştirmekle ilgilidir. Problem çözme becerilerini geliştirmekle ilgilidir. Temel özellikleri geliştirmekle ilgilidir. Bu özellikler sizi küresel toplumda daha donanımlı bir birey haline getirir.”

Mesleki Gelişim

Mesleki Gelişim, giderek daha rekabetçi hale gelen iş piyasasında yaşam boyu öğrenmenin bir diğer güçlü avantajıdır. Yaşam boyu öğrenme taahhüdünde bulunmak, alanınızdaki en güncel beceri ve bilgileri edinmenize yardımcı olur. Bu da performansınızı artırır ve mesleki gelişiminizi geliştirir. Sektörler geliştikçe yeni teknolojiler ve metodolojiler ortaya çıkmaktadır. Rolünüzde değerli kalabilmek için bu gelişmelerden haberdar olmak çok önemlidir. Yaşam boyu öğrenme sayesinde bu yeni trendleri, teknolojileri ve en iyi uygulamaları kavrayabilir, profesyonel arenanızda güçlü bir rakip haline gelebilirsiniz.

Yaşam boyu öğrenme kariyerinizde ilerlemenizi de sağlayabilir. Becerilerinizi geliştirerek veya yeniden beceriler kazanarak kuruluşunuzda daha yüksek roller veya sorumluluklar hedefleyebilir, hatta bir kariyer değişikliği yapmayı düşünebilirsiniz. Birçok öğrenme kaynağı sertifika kursları sunmaktadır. Bu kurslar profesyonel portföyünüzü büyük ölçüde geliştirebilir. Sonuç olarak, kazançlı iş fırsatları için cazip bir aday haline gelirsiniz. Ayrıca, yaşam boyu öğrenme, küresel olarak işverenler tarafından çok değer verilen sosyal becerileri geliştirmenize olanak tanır. Bu sosyal beceriler arasında etkili iletişim, liderlik, ekip yönetimi ve duygusal zeka yer alır. Bu beceriler profesyonel verimliliğinizi artırır ve çalışma alanındaki kişiler arası ilişkileri geliştirir.

Yaşam boyu öğrenme sayesinde profesyonel yolculuğunuzu şekillendirebilirsiniz. Ayrıca dinamik iş ortamlarına uyum sağlayabilir ve kariyerinizde bir adım önde olabilirsiniz. Bu, profesyonel gelişiminiz için başarılı bir yörünge belirleyecektir.

Sağlık Faydaları

Zihinsel ve mesleki faydalarının yanı sıra, yaşam boyu öğrenmenin fiziksel ve psikolojik refahı etkileyen belirgin Sağlık Faydaları vardır. Eğitim yoluyla düzenli zihinsel uyarım, fiziksel aktivitenin vücudu geliştirmesine benzer şekilde beynin işleyişini güçlendirir. Araştırmalar, kişinin hayatı boyunca sürekli öğrenmesinin bilişsel sağlığın korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca, bunama, Alzheimer hastalığı ve diğer zihinsel bozukluklar gibi durumların gelişimini de yavaşlatabilir. Sürekli öğrenme beyin hücrelerini uyarır ve yeni nöral bağlantıları teşvik ederek beyin sağlığını iyileştirir.

Düzenli okuma, araştırma, çalışma ve problem çözme gibi öğrenmeyle ilişkili gayretli rutinler de zihinsel disiplini ve dayanıklılığı teşvik eder. Bu disiplin diyet, egzersiz ve uyku gibi hayatın diğer alanlarını da etkileyebilir. Dengeli bir diyet, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir uyku düzeninin sürdürülmesine yardımcı olabilir. Yaşam boyu öğrenme özgüven ve öz tatmin yaratarak zihinsel ve duygusal sağlığı iyileştirir. Yeni bir beceri öğrenmek veya yeni bilgiler edinmek stres ve kaygıyı azaltabilir.

“Ayrıca kişinin ruh halini ve genel zihinsel sağlığını da iyileştirir.”

Bu deneyimlerden bir başarı duygusu elde edilir. Spor, dans veya bahçe işleri gibi yeni fiziksel aktiviteler öğrenmek fiziksel sağlığı ve genel zindeliği iyileştirebilir. Bu faaliyetler fiziksel zindeliği teşvik eder ve sağlıklı bir yaşam tarzına katkıda bulunur. Sonuç olarak, yaşam boyu öğrenmenin sağlık açısından faydaları çok çeşitlidir. Öğrenme, bilişsel işlevi, disiplini ve duygusal refahı geliştirerek ruh sağlığını olumlu yönde etkiler. Ayrıca, öğrenme fiziksel aktiviteler içeriyorsa fiziksel sağlığı da geliştirebilir.

Yaşam Boyu Öğrenmenin Dezavantajları

Yaşam boyu öğrenmenin sayısız faydasına rağmen dezavantajları da vardır. Önemli dezavantajlardan biri zaman ayırmaktır. Bilginin peşinden gitmek zenginleştirici bir süreçtir ancak önemli ölçüde zaman ve özveri gerektirir. Sağlıklı bir iş-yaşam-öğrenim dengesini korumak, özellikle çalışan profesyoneller veya aile yükümlülükleri olan bireyler için zordur. Bu durum genellikle bu kişilerin tüm sorumluluklarını etkili bir şekilde yerine getirmekte zorlanmalarına yol açmaktadır.

Bir başka endişe konusu da finansal maliyettir. Çok sayıda ücretsiz kaynak mevcut olsa da, profesyonel programlar veya uzmanlık kursları genellikle yüksek fiyat etiketleriyle gelir. Sadece okul ücreti değil, kitap, yazılım veya ekipman gibi gerekli kaynakların satın alınması da mali yükü artırabilir. Bir kurs veya programın beklenen yatırım getirisini sağlayıp sağlamayacağını belirlemek için, finansal yatırımın dikkatlice değerlendirilmesi gerekir. Son olarak, yaşam boyu öğrenme bazen aşırı bilgi yüklenmesine yol açabilir. Özellikle internette mevcut olan şaşırtıcı miktardaki bilgi ile öğrenciler kendilerini bunalmış hissedebilirler. Bu durum strese ve hatta tükenmişliğe yol açabilir.

Kişinin kendini çok zorlamadan öğrenme sürecini benimsemesi önemlidir. Kazanılan bilgiyi özümsemek ve kullanmak için ne zaman geri adım atılması gerektiğini bilmek de önemlidir. Yaşam boyu öğrenmenin birçok avantajı vardır. Ancak, potansiyel engellerini anlamak da önemlidir. Bu anlayış, bilinçli kararlar alınmasına yardımcı olabilir. Ayrıca daha etkili ve dengeli bir öğrenme yolu oluşturulmasına da yardımcı olabilir.

Zaman Taahhüdü

Yaşam boyu öğrenmenin temel zorluklarından biri önemli ölçüde zaman gerektirmesidir. Öğrenme, yalnızca derslere katılmak veya çevrimiçi kursları tamamlamak için değil, aynı zamanda kendi kendine çalışma, kurs çalışmaları ve ödevler için de zaman ayırmayı gerektirir. Öğrenmek için kişinin çeşitli faaliyetlere zaman ayırması gerekir. Bunlar arasında derslere katılmak, çevrimiçi kursları tamamlamak, kendi kendine çalışma, kurs çalışmaları ve ödevler yer alır.

Öğrenmeyi iş, aile ve kişisel zaman gibi sorumluluklarla dengelemek göz korkutucu olabilir.

Tam zamanlı işi olan yetişkinler veya küçük çocukları olan ebeveynler için odaklanmış öğrenme için yeterli zaman bulmak zordur. Son teslim tarihleri, ödevler ve sınavlarla sürekli meşgul olmak stresli bir yaşama neden olabilir. Bu tür bir yaşam tarzı, stresi etkili bir şekilde yönetmek için dengeli bir rutin gerektirir. Bu nedenle, zamanı verimli bir şekilde yönetme becerisi, yaşam boyu öğrenmenin çok önemli bir yönüdür. Buradaki zorluk, rahat bir tempo bulmak, gerçekçi bir çalışma programı oluşturmak ve buna bağlı kalmaktır. Bu da disiplin, sabır ve kişinin mevcut taahhütlerini göz önünde bulundurmasını gerektirir.

Sonuç olarak, yaşam boyu öğrenimde zaman taahhüdü, bilinçli planlama ve etkili zaman yönetimi becerileri ile yönetilebilir. Bu, stresi azaltmaya ve daha sorunsuz bir öğrenme yolculuğu sağlamaya yardımcı olabilir. Zor olmasına rağmen, dikkatli bir planlama ve etkin bir zaman yönetimi ile zaman taahhüdünün üstesinden gelmek mümkündür.

Finansal Maliyetler

Yaşam boyu öğrenme yolundaki bir diğer önemli engel de Finansal Maliyetlerdir. Bazı platformlar ve toplum merkezleri ücretsiz kurslar sunmaktadır. Ancak, daha üst düzey veya uzmanlık gerektiren kurslar genellikle önemli bir mali taahhüt gerektirir. Maliyetler, öğrenim ücretlerinden ders kitapları, yazılım veya diğer öğrenim materyalleri için ilgili harcamalara kadar değişebilir. Mali yükü yönetmek bireyler için inanılmaz derecede zorlayıcı olabilir. Özellikle de halihazırda ipotek ödemeleri, kreş masrafları veya diğer krediler gibi ağır masraflarla uğraşanlar için. Ayrıca, bazı işverenler, işinizle doğrudan ilgili olsalar bile bu kursları sübvanse etmeye istekli olmayabilir. Bu da mali zorlanmaya daha fazla katkıda bulunabilir. Buna ek olarak, potansiyel yatırım getirisini de göz önünde bulundurmak çok önemlidir. Olası maaş artışının, terfi şansının veya ek iş fırsatlarının yatırımınız için değerli bir getiri sağlayıp sağlamayacağını değerlendirin.

Bu mali hususlar başlangıçta ürkütücü görünse de, çeşitli mali yardım programlarının ve bursların mevcut olduğunu hatırlamak yardımcı olur. Ayrıca, değerli bilgilerin edinilebileceği makul fiyatlı çevrimiçi öğrenme platformları ve kaynaklarından oluşan bir okyanus bulunmaktadır. Sonuç olarak, yaşam boyu öğrenim bazı durumlarda pahalı olabilir. Ancak dikkatli bir finansal planlama ve farklı yardımların mevcudiyeti ile bu maliyetler etkin bir şekilde yönetilebilir. Bilinçli bir seçim, eğitimi sürdürmenin mali bir yük haline gelmemesini sağlayacaktır.

Aşırı Bilgi Yükü

Son olarak, Bilgi Yükü, özellikle internette mevcut olan çok çeşitli yaşam boyu öğrenme kaynakları ile ortaya çıkan bir sorundur. Çeşitli kaynaklardan gelen sürekli bilgi akışı, kişinin bunalmış hissetmesine neden olabilir. Bu durum, neye öncelik verileceği konusunda kafa karışıklığı ve tereddütle sonuçlanabilir. Bu durum öğrenmeyi engeller ve strese, kaygıya ve potansiyel olarak zihinsel yorgunluğa veya tükenmişliğe yol açabilir.

Ayrıca, dezenformasyon veya ilgisiz içerikle çevrimiçi ortamda karşılaşma riski yüksektir ve bu da zaman ve çaba kaybına yol açar. Büyük miktarda bilgiyi öğrenmeye ve akılda tutmaya çalışmak pratik değildir ve bu da anlayış eksikliğine neden olabilir. Bu anlayış eksikliği, bilgi derinliğini engellediği için öğrenmenin temel amacını ortadan kaldırır. Ancak bu zorlukla mücadele edilebilir ve stratejik bir yaklaşımla hafifletilebilir. Net bir öğrenme hedefine ve tanımlanmış bir öğrenme yoluna sahip olmak esastır. Ayrıca, öğrenme kaynaklarını mantıklı bir şekilde seçmek ve nicelikten ziyade niteliğe odaklanmak aşırı bilgi yükünü hafifletebilir.

“Yaşam boyu öğrenme her şeyi bilmek demek değildir. Kişisel ve profesyonel yaşamı zenginleştirebilecek bilgi edinmekle ilgilidir. Aynı zamanda sürekli büyümeyi de teşvik eder. Bunu unutmamak gerekir.”

Özetle, yaşam boyu öğrenme kaynaklarının bol olduğu bir çağda aşırı bilgi yüklemesi bir dezavantaj olabilir. Yine de odaklanmış bir yaklaşım, hassas bir planlama ve mantıklı bir seçimle bu durum yönetilebilir.

Amara Weiss

Comments are closed.